Stüdyoda Boşanmış Komşumun İlk Islak Dokunuşu
32 yaşındaki boşanmış komşum Leyla’yla stüdyoda ilk ıslak öpücüklerimizi paylaşıp deli gibi yaladık.
Stüdyonun loş ışığı sarımsı bir bulut gibi duvarlara yayılmıştı. Perdeleri yarı kapalı tutmuştum; dışarıdaki İstanbul akşamı içeri sızmıyordu. Ben Ece’ydim, yirmi sekiz yaşında serbest fotoğrafçı. Boşanmış komşum Leyla kapıyı çaldığında henüz ekipmanı toplamamıştım. Otuz iki yaşındaydı, kısa bir süre önce evliliğini bitirmişti. Yüzünde yorgun bir gülümseme, omzunda ince bir çanta vardı.
“Geldim işte,” dedi, sesi kısık. “Konuşacak kimse bulamadım. Eski kocam yine mesaj atmış… ‘Hâlâ benimsin’ falan. Midem bulanıyor.”
Onu içeri aldım. Stüdyonun ortasındaki siyah kumaş zemin ve tek ayaklı ışık standı arasında durduk. Leyla’nın teni loşlukta daha sıcak görünüyordu; boynu uzun, köprücük kemikleri belirgindi. Boşanmadan beri kimseye dokunmamıştım, o da öyle olduğunu sezdiriyordu. Göz göze geldiğimiz her saniye elektrik kıvılcımı gibi sıçrıyordu. Uzun zamandır dokunulmamış bedenlerin gerilimi, havada kalın bir koku gibi asılıydı.
“Poz verir misin?” diye sordum yumuşakça. “Sadece… kendini görmek için. Güzel olduğunu hatırla.”
Leyla omuz silkip ceketini çıkardı. Altında ince askılı bir bluz vardı. Işığı ayarladım; gölgeler göğüslerinin kıvrımına düştü. Objektifi kaldırırken parmaklarım titredi. O da fark etti. Bakışlarımız kilitlendi. Nefesi hızlanmıştı. Ben de. Kalbim boğazıma vuruyordu.
“Beni gerçekten güzel gösterebilir misin?” diye fısıldadı. Sesi hem kırılgan hem açtı.
Makineyi indirdim. Ona doğru yürüdüm. Mesafe kapandı. Parmaklarım omzuna değdi, oradan yavaşça boynuna kaydı. Sıcak teni avucumun altında titredi. Leyla elimi tuttu, duraksamadan göğsüne bastırdı. Kalbi deli gibi atıyordu. İkimiz de ne istediğimizi o an net anladık.
“Evet,” dedim. “İstiyorum seni.”
“Ben de istiyorum,” diye karşılık verdi. “Evet… çok istiyorum.”
Öpüşmemiz bir anda ıslandı. Dudaklarım dudaklarına yapıştı, dilim dilini aradı. Tuzlu, sıcak, aç. Elleri belime sarıldı, benimkiler saçlarına gömüldü. Öpücükler derinleştikçe bluzunun askısını indirdim; memeleri serbest kaldı. Başparmağım bir memesinin ucunu sıvazladı, o da inledi, boğazımın içine doğru. Kendi tişörtümü çıkardım. Derimiz deriye değince ikimiz de bir an donduk, sonra daha sert sarıldık.
Zemine indirdim onu. Sırtüstü yatırdım, bacaklarını omuzlarıma aldım. Külotunu yana çektim. Islaklığı parmaklarıma bulaştı. Kokusu baskındı, tatlı ve keskin. Dilimi klitorisine bastırdım, yavaşça emdim. Leyla’nın beli kalktı.
“Ece… ah siktir…” diye inledi. Parmakları saçlarıma gömüldü. Dilimi deliğine sokup çıkardım, sonra yine klitorisine odaklandım. Emerek, yalayarak, hafif dişlerimi sürterek. Bacakları omuzlarımda titredi. İlk orgazmı patladığında çığlığı boğuk çıktı; kalçaları yüzüme vurdu, suları dilimin üzerinde aktı. O bitene kadar bırakmadım.
Sonra 69’a geçtik. Ben üstüne ters döndüm. Amımı yüzüne oturttum, o da dilini hemen içeri uzattı. Karşılıklı yalıyorduk. Onun ıslaklığı boğazıma akarken, benimki onun çenesini ıslatıyordu. Parmaklarımı içine soktum; iki parmak, sonra üç. G-noktasını buldum, kıvrık hareketlerle rubaya bastırdım. Leyla dilini daha derine itti, amımın içini gezdirdi, klitorimi emdi. Salyalarımız, sularımız karıştı. Stüdyonun loşluğunda ıslak sesler yankılanıyordu—şapırtı, inilti, nefes.
“Daha… daha,” diye mırıldandı arada. Ben de onun dilinin ritmine uydum. Parmaklarımın hızını artırdım. O boşalmaya yaklaşırken ben de geldim; bacaklarım titredi, sularım yüzüne aktı. O da aynı anda kasıldı, parmaklarımı sıktı.
Yetmedi. Onu çevirdim, domalttım. Dizleri ve dirsekleri siyah kumaşın üzerinde. Arkadan bakınca amı kıpkırmızı, ıslak, aralık duruyordu. Dilimi yarığına bastırdım, yukarıdan aşağı yaladım, sonra klitorisini emmeye devam ettim. Aynı anda iki parmağımı sertçe içine soktum. İleri geri, G-noktasına vura vura. Leyla yüzünü kumaşa gömdü, kalçalarını bana doğru itti.
“Daha sert, Ece,” diye yalvardı. Sesi boğuk, aç. “Beni fahişen gibi kullan. Lütfen… daha sert sok.”
Parmaklarımı hızlandırdım, dilimi klitorisinde dolaştırdım. Üçüncü parmağımı da ekledim. Islak şapırtı odada yankılandı. Leyla inliyordu, “Evet… evet sik beni parmaklarınla… fahişenim ben…” diye. Kirli konuşması beni daha da azdırdı. Boş elimi onun memesine uzattım, ucunu sıktım. Kalçaları sarsılıyordu. Bir orgazm daha kesti onu; bacakları titredi, parmaklarımın etrafında kasıldı, suları bileğime aktı. Yine de bırakmadım. Daha yavaş ama derin hareketlerle devam ettim, dilim hâlâ iş başındaydı. O titreyerek “Bir tane daha… lütfen” dedi. Verdim. Parmak ve dil kombinasyonuyla sertçe boşalttım. Çığlığı bu sefer net çıktı: “Eceeee!”
İkimiz de ter içindeydik. Zemin soğumuştu ama tenimiz yanıyordu. Yan yana yığıldık. Leyla’nın başı göğsüme yaslandı. Nefeslerimiz hâlâ düzensizdi. Parmaklarımı saçlarına gezdirdim. Dudakları şişmiş, çenesi parlak, gözleri yarı kapalıydı.
“Bundan sonra her boş günümde buraya geleceğim,” diye fısıldadı kulağıma. Sesi hem tatmin hem de yeni bir açlık taşıyordu. “İstediğin gibi. İstediğin kadar.”
Gülümsedim. Dudaklarını bir kez daha öptüm—yavaş, ıslak, dilim diline değdi. Öpücük bitmedi; uzadı. Elleri belime sarıldı, benimkiler kalçasına indi. Stüdyonun loş ışığı hâlâ üstümüzeydi. Dışarıda şehir uğulduyordu ama içeride sadece bizim nefesimiz vardı. Leyla’nın bacağı benimkinin arasına girdi, ıslaklığı hâlâ sıcaktı. Parmak uçlarım onun amının dış dudaklarına değdi, o da inledi, hafifçe açıldı.
“Şimdi mi?” diye sordum boğukça.
Gözlerini açtı. Bakışında hem yorgunluk hem de yeniden alevlenen bir iştah vardı. “Şimdi de… sonra da. Ama önce seni de aynı şekilde istiyorum. Seni de domaltmam lazım.”
Parmakları boynuma kaydı, hafifçe bastırdı—oyuncu, isteyen. Öpücüğümüz yeniden derinleşti. Tişörtler, külotlar bir kenarda dağınıktı. Işık standının gölgesi tenimizde dans ediyordu. Leyla’nın eli mememe uzandı, ucunu evirdi çevirdi. Ben de onun bacaklarını biraz daha araladım. Parmaklarım ıslaklığa battı yine. Henüz bitmemiştik. Akt bitmemişti. Gerilim yeniden kabarıyordu; bir sonraki tur için, daha kirli vaatler için, stüdyonun her köşesini kullanmak için.
Leyla kulağıma eğildi. “Yarın da geliyorum. Ve öbür gün. Eski kocamı unutana kadar… senin dilinle, senin parmaklarınla.”
Öptüm onu bir kez daha. Dudaklarımız ayrılmadı. Kalçalarım kalçalarına sürtündü. Islaklık yeniden aktı. Stüdyonun loşluğu bizi yutmuştu ve ikimiz de bilerek, isteyerek, daha fazlasını bekliyorduk.
Leyla’nın parmakları boynumda biraz daha sıktı, tam o baskıyla beni sırtüstü çevirdi. Siyah kumaş sırtıma yapıştı, terle kaygandı. Otuz iki yaşındaki boşanmış komşumun bakışları artık yorgun değil, aç ve buyurganıdı. “Sıra sende, Ece,” diye hırıldadı. “Diz çök. Domal. Amını bana göster.”
İtaat ettim. Dizlerim ve dirseklerim zemine değdi, kalçalarımı kaldırdım. Leyla arkamda diz çöktü; avuçları kalça etlerimi ayırdı, ıslak yarığımı açıkta bıraktı. “Bak şu hale,” diye mırıldandı. “Hâlâ damlıyor. Az önce beni yaladığın dilinle şimdi amını nasıl şapırdatacağını göreceğiz.” Dilini yarığımın dibinden klitorise doğru tek hamlede sürdü. Sıcak, geniş, ıslak. Kalçalarım irkildi. İkinci yalama daha sertti; dilini deliğimin kenarına sokup dışarı çekti, salyasını dudaklarıma kadar sürdü. “Siktir… ne kadar da lezzetli kokuyorsun,” dedi, nefesi amıma çarpıyordu. “Boşanmış komşunun ilk ıslak öpücükleri yetmemiş, şimdi seni de sikeceğim dilimle.”
Dilini klitorisime yapıştırdı, emdi, hafif dişlerini sürttü. Parmaklarım kumaşı kavradı. “Ah… Leyla… daha derine,” diye inledim. O da iki parmağını birden soktu; ıslak şapırtı stüdyoda yankılandı. Parmakları kıvrık, G-noktama vura vura ileri geri gitti. Dilı klitoristeyken parmakları deliğimi dolduruyordu. “Fahişen gibi açıl,” diye emretti. “Eski kocanı unutturacak kadar ıslat beni. Amını yalat, Ece. Daha fazla su.” Üçüncü parmağını ekledi. Gerildim, inledim, kalçalarımı yüzüne bastırdım. Parmakları hızlandı; şapırtı, şapırtı, şapırtı. Dilı emişini hiç bırakmadı. Orgazm bir anda patladı—bacaklarım titredi, sularım çenesine, boynuna aktı. “İçine akıt,” diye homurdandı, dilini deliğime sokup sularımı yaladı. “Hepsi benim. Daha ver.”
Henüz nefesimi toparlamadan beni çevirdi, sırtüstü yatırdı, bacaklarımı omuzlarına aldı. “Şimdi 69’u tersine çevireceğiz,” dedi. Üstüme ters oturdu; amı tam yüzüme indi, ıslak ve kıpkırmızı. Ben de dilimi hemen yarığına bastırdım, klitorisini emdim. O da aynı anda amımı yaladı—daha vahşi, daha hızlı. Karşılıklı şapırtılar, iniltiler, salyalar. “Yala beni, komşu,” diye mırıldandı kalçalarını yüzüme sürterken. “Dilini sok, amımı dölle dilinle. Ben de seninkini yutuyorum.” Parmaklarımı onun deliğine soktum, üç parmak birden; o da benimkine aynısını yaptı. G-noktalarımıza vura vura, dilerimiz klitorislerde. Stüdyonun loş ışığında tenimiz parlıyordu, ter damlıyordu. Leyla’nın suları boğazıma aktı, benimkiler onun dilinde birikti. “Boşal yüzüme,” diye emretti. “Şimdi.” Kaslarım kilitlendi, çığlığım boğuk çıktı; sularım fışkırır gibi aktı. O da aynı saniyede titredi, amı parmaklarımı sıktı, dilimin üzerine boşaldı. Yutkunurken hâlâ yalıyorduk, bitmemiştik.
Leyla kalktı, beni ayağa kaldırdı, ışık standının yanına sürükledi. “Ayakta,” dedi. Bacağını benimkinin arasına soktu, amını amıma sürttü. Islaklık ıslaklığa değdi—sıcak, kaygan, sürtünme sesi çıplak ve kirli. Elleri belime sarıldı, kalçalarımı kavradı, ritmi sertleştirdi. “Sürt, Ece. Amını amıma sürt. Daha hızlı.” Klitorislerimiz birbirine çarpıyordu; her sürtünüşte kıvılcım gibi elektrik. “Sik beni böyle,” diye inledim. “Komşunun amıyla sik beni.” Leyla güldü, boğuk ve azgın. “Boşanmış amınla mı? Eski koca unutuldu mu artık? Sadece benim dilim, benim amım, benim parmaklarım.” Daha sert sürttü. Bir elini araya soktu, iki klitorisi birden sıvazladı. “İkimiz birden boşalacağız. Hazır ol.” Sürtünme hızlandı, ıslak şapırtı standın metal ayağına vuruyordu. Dizlerim titredi; o da kasıldı. Beraber geldik—iniltilerimiz birbirine karıştı, sularımız bacaklarımızdan aktı, zemine damladı.
Yetmedi. Leyla beni yine domalttı, bu sefer standın gölgesinde. “Parmaklarımı istiyorsun değil mi? Daha kalın, daha sert.” Dört parmağını birden sokmaya çalıştı; yavaş yavaş, ıslaklığımın yardımıyla. Gerildim, inledim, “Sik beni, doldur amımı,” diye yalvardım. Girdi. Avucu neredeyse yarığıma yaslandı. İleri geri, sert, derin. Diğer eliyle klitorisimi ovdu. “Fahişe komşu amı,” diye homurdandı. “Stüdyoda domalıp parmak yiyor. Yarın da geleceğim, öbür gün de. Her boş günümde amını yalayacağım, parmaklayacağım, sürteceğim. Eski kocanın mesajlarını unutana kadar seni sulu bir delik gibi kullanacağım.” Parmakları hızlandı. “Boşal. Parmaklarımın üstüne boşal.” Bacaklarım sarsıldı, bir orgazm daha kesti; çığlığım “Leylaaa, siktiiir” diye boğuk çıktı. Sularım bileğine, bileğinden kumaşa aktı. O hâlâ pompalıyordu, yavaşlamadan. “Bir tane daha. Ver.” Dilini yine amıma yapıştırdı, parmakları içerideyken klitorisimi emdi. Üçüncü orgazm peş peşe geldi; gözlerim karardı, kalçalarım yüzüne vurdu, boğuk inlemelerim stüdyoyu doldurdu.
Beni çevirdi, kucağına oturttu. Bacaklarım onun beline sarıldı, amlarımız yeniden birbirine yapıştı. Ellerimiz saçlarda, memelerde; parmaklarımız uçları evirip çeviriyor, sıkıyor. Öpüşme yeniden ıslandı—dil dil, salya salya, diş dişe. “Yala mememi,” dedi. Eğildim, ucunu ağzıma aldım, emdim, dilimle çevirdim. O da benimkini avuçladı, sertçe sıktı. Kalçalarımı salladım; amım amına sürtünüyordu yine. “Daha… daha kirli konuş,” diye fısıldadım. Leyla kulağıma yapıştı: “Amını yiyorum her gece rüyamda. Sabah akşam dilimi sokuyorum hayalinde. Şimdi gerçek. Islak deliğini yalayacağım, parmaklayacağım, senin dilinle benim amımı sikeceğim. Stüdyonun her köşesinde. Işık standına yaslayıp, zeminde, duvara yaslanıp. Boşanmış komşunun amı senin diline mahkûm. Sen de benim parmaklarıma. Anlaştık mı, Ece?”
“Anlaştık,” diye inledim, kalçalarımı daha hızlı sallayarak. Parmaklarımı araya soktum, onun klitorisini ovdum; o da benimkini. Sürtünme, ovma, ıslak sesler. “Boşalacağım yine,” diye uyardım. “Aynı anda,” dedi o. Kasıldık. Sularımız birbirine karıştı, bacaklarımız titredi, iniltilerimiz boğuk ve uzun çıktı. Ter içinde, nefes nefese, hâlâ sürtünüyorduk—yavaş, ama bırakmadan.
Leyla beni tekrar zemine indirdi, bacaklarımı iyice açtı. “Son bir tur. Daha derin.” Dilini deliğime soktu, olabildiğince derine; dilini kıvırıp çıkardı, yine soktu. Parmakları klitoristeyken dilı içeride geziniyordu. “Yala… yala amımı,” diye inledim. O da “Senin amın benim. Islak, açık, hazır. Her gün yalayacağım. Her gün sokacağım. Amını şapırdatana kadar, suların bitene kadar,” diye mırıldandı dilinin arasında. İki elini birden kullandı—birinde üç parmak içeride pompalıyor, diğerinde klitoris eziliyor, dilı arada yalıyor. Orgazm peş peşe bindi; ben titreyerek boşaldım, o sularımı yutarak devam etti. “Daha ver. Son damlasına kadar.” Verdim. Bacaklarım omuzlarında kilitlendi, çığlığım boğuk, kirli, uzun.
Kalktı, üstüme tırmandı, amını yüzüme oturttu bir kez daha. “Şimdi sen yut,” dedi. Dilimi uzattım; o kalçalarını salladı, yarığını dilime sürttü. “Yala. Klitorismi em. Parmak sok.” Soktum—üç parmak, sert. O yüzüme oturmuş, ritmini bulmuş, inliyordu. “Ece… amımı yut… fahişen gibi yala… evet… sik beni dilinle…” Kasları sıkıldı, suları boğazıma aktı; yutkundum, yalamaya devam ettim. O bitene kadar bırakmadım. Titreyerek indi, yanımda değil, tam üstümde kaldı; amını hâlâ yüzüme yakın tuttu.
Ellerimiz yine birbirimizin ıslaklığına gitti. Parmaklar deliklerde, başparmaklar klitorislerde. Yüz yüze, nefes nefeseye. “Yarın stüdyoya geldiğimde kapıyı kitle,” diye fısıldadı. “Külotunu çıkarmış bekle. Diz çökmüş bekle. Amını açmış bekle. İlk işim dilimi sokmak olacak. Sonra parmaklarımı. Sonra amımı amına sürtmek. Seni domaltıp saatlerce yalayacağım. Eski koca mesaj atarsa telefonu amına sokar, sesini kaydederim—şaka, kaydetmem ama fikri azdırıyor. Seni ıslak ıslak sikmek azdırıyor. Anladın mı?”
“Anladım,” diye homurdum, parmaklarımı onun içinde bükerken. “Gel. Her gün gel. Amımı ye. Ben de seninkini yiyeyim. Stüdyonun her yerini sulayalım.” Parmaklarımız hızlandı. Son bir ortak boşalma için. Islak şapırtı, inilti, “siktir, daha sert, amını yalıyorum, parmaklarını yutuyorum, boşal yüzüme, boşal parmaklarıma” diye karşılıklı küfürler. Kasıldık. Sular fışkırır gibi aktı. Leyla parmaklarını çıkarıp yüzüme sürdü; ben de onunkileri yaladım. Tuzlu, keskin, bizim.
Hâlâ yerdeydik, bacaklar açık, amlar sızıyor, parmaklar hâlâ arada geziniyordu. Leyla eğildi, dilini bir kez daha yarığıma bastırdı—yavaş değil, sahiplenerek, yutmak ister gibi. “Bu am benim artık,” diye mırıldandı yalarken. “Her boş günde, her ıslak gecede, stüdyoda, senin dilinle, benim parmaklarımla, ta ki akana kadar, ta ki bağırana kadar, ta ki ‘daha sok fahişe komşu’ diyene kadar.” Dilini klitorisime son bir kez sertçe sürdü, parmaklarını dibine kadar soktu ve dışarı çekti; sularım parmaklarından iplik iplik aktı, o da o ipliği dilinin ucuyla yalayıp yuttu ve boğuk sesle ekledi: “Yarın amını kapıdan girer girmez yalayacağım, parmaklayacağım, yüzüne oturtup sularını yutacağım, sen de benimkini şapırdata şapırdata emeceksin, ıslak ıslak, kirli kirli, bitene kadar.”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories