Yasak Gece Pazarında Kocasının Gözleri Önünde

32 yaşındaki evli hotwife Ece, kocasının gözleri önünde pazar tezgahında yabancı Kerem tarafından sertçe sikiliyor.

9 min read September 11, 2026New

Yasak gece pazarının loş ışıkları Ece’nin bacaklarına vuruyordu. Otuz iki yaşındaki evli kadın, kocası Murat’ın koluna hafifçe yaslanmış, tezgâhların arasından geçerken kısa elbisesinin eteği her adımda biraz daha yukarı kayıyordu. Kumaş kalçalarını zar zor kapatıyor, her rüzgâr estiğinde çıplak tenini sergiliyordu. Murat otuz beşindeydi; karısına bakarken ağzının kenarında o tanıdık, kirli gülümseme belirmişti.

“Bakıyorlar sana,” diye fısıldadı Murat, Ece’nin kulağına eğilerek. “O elbiseyle herkesin aklını başından alıyorsun. Yıllardır hayalini kuruyorum… seni başkalarının gözünde, başkalarının elinde görmenin. Hotwife fantezim bu. Karımın başkaları tarafından istenmesi, beğenilmesi… sikimi taş gibi yapıyor.”

Ece’nin yanakları kızardı ama bacaklarının arasından sıcak bir ıslaklık sızdı. Murat’ın itirafı yıllardır aralarında gezen o yasak fanteziyi birden gerçeğe taşıyordu. Gözleri kalabalığın içinde gezindi ve bir anda kilitlendi: Kırklı yaşlarının başında, yakışıklı, geniş omuzlu bir adam. Kerem. Bakışları Ece’nin boynundan göğüslerine, oradan açık bacak arasına indi. Ece nefesini tuttu; hava birden elektriklenmiş gibiydi.

Kerem tezgâhın yanından yaklaştı. Sesı kalındı, dominantti. “Bu elbiseyle buraya gelmişsin… amın neredeyse görünüyor. Çok ateşlisin.” Eli hiç çekinmeden Ece’nin beline kaydı, parmakları kumaşın altından kalçasına bastı. Ece ürperdi ama geri çekilmedi. Murat karısının bacaklarının arasının ıslandığını, dizlerinin hafif titrediğini gördü. Göz göze geldiler. Murat yavaşça başını salladı, onayını verdi ve bir adım kenara çekildi.

“Kocan izliyor,” dedi Kerem, parmaklarını Ece’nin ıslak külotunun kenarından içeri sokarken. “Islanmışsın. Orospu gibi akıyorsun.”

Ece’nin nefesi kesildi. “Evet… izlesin. Daha çok istiyorum.” Flört hızla kirli laflara döndü. Kerem’in parmakları amının dudaklarını araladı, ıslaklığı avucuna yaydı. “Kocanın gözleri önünde parmaklanmak hoşuna gidiyor mu, güzel?”

“Gidiyor,” diye inledi Ece. “Sikini yalamak istiyorum. Şimdi.”

Murat’ın pantolonunun önü gerilmiş, taş gibi sertleşmişti. Ece kocasının bakışları altında diz çöktü. Pazar tezgâhının gölgesinde Kerem’in fermuarını indirdi, kalın, damarlı sikini dışarı çıkardı. Başını öne eğip dilini yalayarak gezdirdi, sonra ağzını açıp başını yutmaya çalıştı. Tükürük salyaları dökülürken Kerem’in elini saçlarına doladı.

“İşte böyle… kocanın önünde sik yala. Boğazına kadar al.” Kerem kalçalarını hafif öne itti. Ece gözleri dolarak emdi, diliyle altını yaladı, topaklarını eliyle sıvazladı. Murat karşısında durmuş, karısının dudaklarının etrafında salyayla parlayan o kalın siki izliyordu. Kendi sikini pantolonunun üzerinden sıvazladı, nefes nefese.

“Yeter,” diye hırladı Kerem. “Kalk. Tezgâha eğil.”

Ece ayağa kalktı. Kısa elbisesini beline sıvadı, külotunu yan tarafa çekti. Pazar tezgâhının üzerine eğildi, göğüsleri tahtaya bastı, kalçalarını geriye doğru açtı. Kerem arkasında konumlandı, kalın sikinin başını Ece’nin sırılsıklam amına sürttü. “Kocanın gözleri önünde orospu gibi sikiliyorsun,” dedi ve bir hamlede içine gömüldü.

Ece’nin iniltisi boğuk çıktı. “Evet… kocam izlerken daha çok ıslanıyorum. Daha sert… amımı doldur.”

Kerem belini tuttu, ritmi sertleştirdi. Her vuruşta Ece’nin kalçaları şapırtıyla çarpıyordu, amının suları uyluklarından aşağı akıyordu. Murat tam karşısındaydı; karısının yüzündeki zevk ifadesini, aralanmış dudaklarını, yarı kapalı gözlerini izliyordu. Kerem eğilip Ece’nin kulağına fısıldadı: “Kocan izlerken amın nasıl da sıkıyor. Orospu karısı… kocanın rızasıyla sikiliyorsun.”

“Sik beni,” diye inledi Ece. “Kocamın önünde… amımı parçala. Daha derin.”

Kerem birden çekildi, Ece’yi çevirip sırtüstü tezgâha yatırdı. Bacaklarını omzuna aldı, dizlerini göğsüne doğru bastırdı ve tekrar daldı. Bu açıyla her pompalama rahmine kadar ulaşıyordu. Ece’nin tırnakları tahtaya geçti, boğuk çığlıklar koptu. “Boşalıyorum… yine… amım fışkırıyor—”

Suları tezgâha sıçradı. Murat eğilip baktı; karısının amından fışkıran şeffaf sular Kerem’in sikinin etrafında köpükleniyordu. Kerem yavaşlamadı. “Bir daha boşal. Kocan görsün nasıl aktığını.”

Ece ikinci, üçüncü orgazmında bacaklarını kilitledi, kasıkları seğirdi. “Kocam… izle beni… yabancının sikiyle nasıl boşaldığımı izle—” Kerem’in coşkusu arttı; derin, sert vuruşlarla Ece’nin içini dövüyordu. “İçine boşalacağım. Kocanın izinde amını dolduracağım.”

Murat pantolonunun düğmesini açmış, kendi sert sikini avucuna almıştı ama henüz dokunmuyordu; sadece izliyordu. Ece’nin yüzü zevkten kızarmış, saçları dağılmış, göğüsleri her darbede sallanıyordu. Kerem bir iniltiyle boşaldı; sıcak dölleri Ece’nin içine püskürdü, taştı, amının kenarından aktı. Bir an bekledi, sonra yavaşça sikini çıkardı.

Kalın, parlak sik Ece’nin şişmiş, dölle ve kendi sularıyla kaplı amından sıyrılırken beyaz damlalar tezgâha damladı. Ece hâlâ nefes nefese, bacakları açık, kocasının bakışları altında yatıyordu. Kerem sikini Ece’nin amına hafifçe sürterek kalan dölleri yaydı, parmaklarıyla kenarları araladı ki Murat her damlayı görsün.

“Bitmedi,” dedi Kerem alçak sesle, Ece’nin çenesini kaldırarak. “Kocan hâlâ izliyor. Ve ben senin o ağzını, o amını daha bitirmedim.” Ece’nin gözleri Kerem’in hâlâ yarı sert sikine kaydı; Murat’ın nefes alışverişi hızlanmıştı. Pazarın gürültüsü uzakta bir uğultuya dönüşmüş, üçlünün arasındaki gerilim daha da sıkılaşmıştı—Kerem’in eli yeniden Ece’nin bacağına uzanırken, Murat bir adım daha yaklaştı.

Kerem’in parmakları Ece’nin ıslak uyluğunu sıvazlarken sik hâlâ yarı sert, damarları zonklayarak Ece’nin açık amının kenarına değiyordu. Sıcak döller yavaş yavaş dışarı sızıyor, tezgâhın tahtasına damlıyordu. Murat bir adım daha yaklaşmış, karısının şişmiş, kırmızı, dölle bulanmış amını gözleriyle yalıyordu. Ece’nin içi hâlâ titreşti; Kerem’in son boşalmasının ağırlığı rahmine yayılmış, her nefeste o dolgunluk hatırlanıyordu.

“Ağzını aç,” dedi Kerem. Sesi kalın, emrediciydi. “Kocanın önünde döllerimi yala. Temizle o am kokulu siki.”

Ece tezgâhtan doğrulup dizlerinin üstüne çöktü. Elbisesi hâlâ beline sıvanmış, göğüsleri serbestçe sallanıyordu. Kerem’in kalın, parlak sikini iki eliyle kavradı, dilini ucundan dibine kadar gezdirdi. Tuzlu, kendine has o tat diline yayıldı; kendi suları ve döl karışımı. Murat’ın bakışları altında yaladıkça amı yeniden sızmaya başladı. “Mmm… kocam izliyor,” diye mırıldandı, sikin başını ağzına alırken. “Döllerini emiyorum… amıma doldurduğun dölleri.”

Kerem saçlarını yakaladı, kalçalarını öne itti. “Boğazına kadar. Orospu gibi yut.” Ece gözleri dolarak aldı; salyası çenesinden akıyor, her geri çekilişte ıslak şapırtılar çıkıyordu. Murat pantolonunun fermuarını indirmiş, kendi kalın sikini dışarı çıkarmıştı. Avucuyla yavaşça sıvazlıyor, karısının dudaklarının etrafında parlayan yabancı siki izlerken nefesi boğuklaşıyordu. “Sikini daha derin al, Ece,” diye fısıldadı Murat. “O kalın siki boğazına göm. Seni böyle görmek… sikimi patlatacak.”

Ece inleyerek emdi, diliyle damarları takip etti, topaklarını avuçlayıp sıktı. Kerem’in siki hızla yeniden taş gibi sertleşti, damarları şişti. “Yeter,” diye hırladı. “Ayağa kalk. Ters çeviriyorum seni.”

Ece ayağa kalktı. Kerem onu tezgâha doğru itti, bu sefer yüzüstü değil, yan yatırdı; bir bacağını yukarı kaldırıp omzuna aldı. Amı tamamen açılmış, önceki döller hâlâ kenarlarda parlıyordu. Kerem sikinin başını o kaygan deliğe dayadı ve tek hamlede dibine kadar gömüldü. Ece’nin çığlığı boğuk çıktı; “Ah fuck… dolu… hâlâ doluyum, yine giriyor—”

Kerem belini tuttu, sert, derin vuruşlara başladı. Her girişte döller köpüklenip dışarı taştı, Ece’nin uyluklarına aktı. “Kocanın gözleri önünde amını yeniden dövüyorum,” dedi Kerem, nefes nefese. “Sıkı amın döllerimi emiyor. Orospu karı… kocan senin böyle parçalanmanı istiyor.”

“İstiyor,” diye inledi Ece, tırnaklarını tahtaya geçirerek. “Kocam… izle. Yabancının siki amımı nasıl açıyor… daha sert… rahmime vur.” Murat karşısında sikini hızlı hızlı çekiyordu; karısının yüzündeki o rezil zevk ifadesi, açık ağzı, her darbeyle sarsılan göğüsleri onu delirtti. “Boşalma, Ece,” dedi Murat. “O sik senin içindeyken boşal. Amın fışkırsın, herkes görsün.”

Kerem ritmi bozmadan Ece’nin klitorisine parmaklarıyla bastı, ovdu. Ece’nin bacakları kilitlendi; “Geliyorum—ahhh, kocam önünde yine… amım akıyor—” Şeffaf sular Kerem’in sikinin etrafından fışkırdı, tezgâha, yere sıçradı. Kerem yavaşlamadı, tam tersine daha vahşileşti. “Bir tane daha. Kocanın rızasıyla orospu gibi squirtla.”

Ece ikinci orgazmında neredeyse bayılacak gibi kıvrandı; amı kasıla kasıla Kerem’in sikini sağdı. Kerem birden çıktı, Ece’yi tezgâhtan çekip ayaklarının üstüne indirdi ama eğilmeye zorladı. “Ellerini tezgâha koy. Bacaklarını aç.” Ece öyle yaptı; kalçaları geriye, amı tam teşhir. Kerem arkasından yine daldı, bu sefer bir eliyle saçlarını yakalayıp başını kaldırdı ki Murat karısının yüzünü net görsün. “Bak kocana,” diye hırladı. “Ona söyle. Ne istediğini bağır.”

“Sik beni!” diye bağırdı Ece, her vuruşta sesi kırık. “Kocamın önünde… amımı parçala… içime boşal yine… dölünü akıt—” Kerem’in topakları Ece’nin ıslak amına çarpıyordu; şapırtı, ten sesi, Ece’nin boğuk iniltileri pazardaki ugultuya karışıyordu. Murat bir adım daha sokuldu, sikini Ece’nin yüzüne doğru uzattı. “Ağzını aç,” dedi. “Ben de kullanacağım seni. Kerem amını döverken sen benim sikimi yala.”

Ece gözleri yarı kapalı, dilini dışarı çıkardı. Murat’ın sert, sızan sikini ağzına aldı; aynı anda Kerem arkasından amını vahşice sikmeye devam etti. İki sik arasında sıkışmıştı—kocasının tuzu dilinde, yabancının kalınlığı amında. Kerem eğilip Ece’nin kulağına tükürür gibi fısıldadı: “Kocanın siki ağzındayken amın nasıl da kasılıyor. Gerçek orospusun. İki siki birden kaldıramıyorsun bile, salya akıyor, am suların bacaklarından iniyor.”

Ece “mmm-hhh” diye boğuk boğuk inledi, Murat’ın sikini boğazına kadar almaya çalışırken gözlerinden yaş aktı. Murat saçlarını okşar gibi tutup daha derine bastırdı. “Yut, karıcığım. O yabancının siki seni delerken benimkini de boğazla. Hotwife’m… senin bu hali sikimi taşırıyor.”

Kerem birden temposunu değiştirdi; yavaş, ama dibine kadar, her seferinde Ece’nin rahmine vurarak. “İçine boşalacağım yine. Kocanın sikini emerken amını dolduracağım. Sonra o dölleri kocana göstereceğiz.” Ece’nin bacakları titredi, üçüncü orgazmı geldiğinde amı o kadar sert kasıldı ki Kerem homurdandı. “Sıkıyorsun… orospu… al o zaman—” Derin bir iniltiyle boşaldı; sıcak, yoğun döller Ece’nin içine püskürdü, önceki yükün üstüne bindi, taştı, Kerem’in sikinin kenarından şapırdayarak aktı.

Kerem birkaç saniye daha basılı tuttu, sonra yavaşça çekti. Kalın siki çıktığında döller Ece’nin amından boşa aktı, uyluklarını beyaz beyaz boyadı. Murat hâlâ Ece’nin ağzındaydı; “Çıkarma,” dedi Kerem, parmaklarıyla Ece’nin amını aralayarak. “Kocana göster. Bak Murat… karının amı nasıl da döl kusuyor. İki yük… sızıyor.”

Murat sikini Ece’nin ağzından çekti, damlayan salyasını Ece’nin diline sürttü. Sonra eğilip baktı; karısının şiş, kırmızı, aralık amından kalın beyaz iplikler sarkıyordu. “Siktir… Ece… amın mahvolmuş. O dölleri tut. Bir damlasını bile düşürme daha.” Ama döller zaten akıyordu. Kerem parmağını Ece’nin amına sokup çıkardı, dölle kaplı parmağını Ece’nin dudaklarına götürdü. “Yala. Kendi amının dölünü yala. Kocan görsün.”

Ece dilini uzatıp o parmağı emdi; tuzlu, kendi tadı ve Kerem’in dölü. Murat artık dayanamadı—Ece’yi tezgâha sırtüstü yatırdı, bacaklarını geniş açtı. “Ben de gireceğim,” dedi nefes nefese. “O döllerin üstüne… amını ben de kullanacağım.” Kerem kenara çekilmedi; tam tersine, Ece’nin başını tutup kendi hâlâ yarı sert, dölle parlayan sikini yeniden Ece’nin ağzına soktu. “Em. Temizlerken kocan amını siksin.”

Murat sikinin başını Ece’nin kaygan, dölle dolu amına dayadı ve itti. Sıcak, ıslak, başkasının dölüyle kayganlaşmış o darlık sikini yuttu. “Ahhh… içi sıcacık… senin döllerinle kayıyor,” diye inledi Murat, belini savurarak. Her vuruşta daha fazla döl dışarı taştı, Murat’ın sikinin etrafında köpük yaptı. Ece hem amından sikiliyor hem ağzında Kerem’in sikini emiyordu; salya, döl, am suyu—her yeri ıslak, kirli, rezildi.

“Daha hızlı,” diye mırıldandı Ece, Kerem’in siki dilinin üstündeyken boğuk. “Kocam… o döllerin içinde sik beni… amımı paylaş… ikiniz de—” Murat Ece’nin bacaklarını omuzlarına aldı, dibine kadar gömüldü. “Orospu karım… yabancının dölü amındayken kocan tarafından sikiliyorsun. Bak ne kadar açık, ne kadar kullanılmış.”

Kerem saçlarını çekip sikini Ece’nin boğazına kadar itti. “Yut. Boğazını sikeyim. Kocan amını döverken sen gırtlağını bana ver.” Ece’nin gözleri yaşardı, ama bacaklarını daha da açtı; istemek, onaylamak, her santimi hissetmek. Murat’ın vuruşları hızlandı, sesler ıslak, kirli, şapırtılı. “Boşalacağım,” diye hırladı Murat. “Amına… o döllerin üstüne kendi dölümü basacağım. Karımın amı iki erkeğin dölüyle taşacak.”

Ece’nin dördüncü orgazmı geldiğinde amı o kadar sert kasilip sağdı ki Murat inleyerek boşaldı; sıcak jetler Ece’nin içine, Kerem’in dölünün üstüne fışkırdı. Murat birkaç derin vuruş daha yaptı, her seferinde dölleri daha derine itti. Aynı anda Kerem de Ece’nin ağzında sertleşip boğazına doğru boşaldı; Ece öksürerek yuttu, fazlası çenesinden, boynundan aktı.

Murat sikini yavaşça çekti. Ece’nin amı aralık kaldı; iki erkeğin dölü birden dışarı sızdı, kalın, yapışkan, tezgâhı ve Ece’nin kıçını boyadı. Kerem sikini Ece’nin şiş dudaklarından çekti, kalanı Ece’nin diline sürttü. “Açık tut,” dedi Kerem, parmaklarıyla Ece’nin amını iki yana ayırarak. “Kocanla birlikte bakıyoruz. Amın döl kusuyor… bak nasıl akıyor, nasıl açık, nasıl sikilmiş.”

Ece bacakları titreyerek, nefesi kesik, tezgâhın üstünde yatıyordu. Elbisesi paramparça gibi sıvanmış, göğüsleri çıplak, amı kırmızı, şiş, iki yük dölle dopdolu ve sızan bir halde. Murat sikini Ece’nin amının kenarına sürterek son damlaları da o deliğe buladı. “Bir daha,” diye fısıldadı Kerem, ama bu sefer Ece’yi çevirip yüzüstü eğdi, amından sızan dölleri parmaklarıyla toplayıp Ece’nin göt deliğine sürdü, bastırdı. “Burası da… kocan izlerken.” Parmak ucu girdi; Ece inledi ama geri çekilmedi. Kerem parmağını bir boğum daha soktu, dölle kayganlaşmış o dar deliği yokladı. “Sıkı… ama alacak. Kocanın önünde götünü de parmaklıyorum, amın döl akıtırken.”

Murat karısının açık amına bakarak kendi yumuşamaya yüz tutmuş sikini yeniden sıvazladı. “Parmakla onu. Döller amından aksın, sen de götünü aç.” Kerem iki parmağa çıkardı, Ece’nin götünü yavaş yavaş genişletti; aynı anda başparmağıyla amındaki dölleri karıştırdı, dışarı taşıdı. Ece “ahhh… dolu… her yerim dolu… kocam görüyor—” diye inledi. Kerem parmaklarını çıkarıp sikini bir kez daha Ece’nin amına dayadı, son bir kez sertçe, derince birkaç vuruş yaptı; döller şapırtıyla fışkırdı. Sonra sikini çekti, ucunu Ece’nin açık göt deliğine bastırıp sadece başını soktu—bir an, ıslak, kirli bir ihlal—ve geri çekti.

Ece’nin amı ve götü sızan döllerle parlıyordu. Kerem sikini Ece’nin yüzüne sürterek son damlayı diline bıraktı. Murat da sikini Ece’nin açık amına dayayıp kalanını oraya boşalır gibi sıvazladı; sadece birkaç damla daha aktı. Ece tezgâhın üstünde bacakları açık, amı taşmış, çenesi dölle ve salyayla kaplı, kocasının ve yabancının bakışları altında titriyordu.

Kerem eğildi, Ece’nin amını bir kez daha parmaklarıyla araladı, içindeki döllerin yavaş yavaş dışarı aktığını Murat’a gösterdi. “Karının amı bizim döllerimizle taşmış… bak nasıl sızıyor, nasıl açık, nasıl kullanılmış bir orospu deliği gibi kusuyor.”

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged blowjob doggy-style creampie dirty-talk squirting

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.