Lütfen başka birine yalvardığımda kocamın gözleri önünde
Kocası izlerken 32 yaşındaki Ece, 38 yaşındaki Can’ın önünde diz çöküp “lütfen beni sik” diye yalvarıyor.
Itiraf etmeliyim, her şeyi en başından anlatacağım çünkü içimde taşıyamıyorum artık. Ben Ece’yim, otuz iki yaşında, evli bir kadınım. Kocam Murat’la sekiz yıldır birlikteyiz. Evliliğimizin son iki yılında seks artık rutin bir iş gibiydi; aynı pozisyonlar, aynı kısa süreler, aynı tatminsizlik. Bir akşam yatak odamızda, perdeler çekilmiş, sadece komodin lambasının loş sarı ışığı yanarken yan yana yatıyorduk. Üzerimde ince askılı bir gecelik vardı, göğüs uçlarım kumaşın altından belli oluyordu. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sesini Murat’ın da duyduğundan emindim. Derin bir nefes aldım ve “Murat… sana bir şey söylemek istiyorum” dedim. Bana döndü, gözlerinde meraklı bir bakış vardı. “Ne oldu hayatım?” diye sordu. Sesim titredi ama devam ettim: “Son zamanlarda bir fantezi takıntım var. Senin gözlerinin önünde başka bir erkeğe diz çöküp yalvarmak istiyorum. Yüksek sesle, utanç verici şekilde… ‘Lütfen beni sik’ diye yalvarmak. Senin o anki yüzünü, utancını, heyecanını izlememi istiyorum.” Murat bir süre hiçbir şey demedi. Yüzü kızardı, boğazı kıpırdadı. Sonra bacaklarının arasında belirginleşen sertleşmeyi fark ettim. “Ece… bunu hayal ettiğimde midem kasılıyor ama… sikim de taş gibi oluyor. İzlemek istediğimi itiraf ediyorum” dedi. O gece saatlerce konuştuk. Ben ona ne kadar ıslak olduğumu, yalvarırken sesimin nasıl çıkacağını anlattım. O da “Senin başka birinin önünde orospu gibi davranmanı izlemek… evet, bunu istiyorum” diye kabul etti. O konuşmadan sonra evimiz gerilim doldu. Her akşam yemeğinde bakışlarımız başka türlüydü. Bazen banyoda duş alırken kapıyı açık bırakıyor, onun izlediğini biliyordum. Sekslerimiz daha sert, daha kısa ve daha ıslak olmaya başladı ama ikimiz de bunun yeterli olmadığını hissediyorduk. Gerçek birinin, etten kemikten dominant bir erkeğin evimizde olması lazımdı.
O kişi iş yerimden Can’dı. Otuz sekiz yaşında, geniş omuzlu, kalın sesli, bakışlarıyla insanı yere seren bir adamdı. Ofiste herkes ona saygı duyuyordu. İlk flörtler kahve makinesinin başında başladı. Bir gün geç saatte yalnız kaldığımızda yanıma yaklaştı, kokusu burnuma doldu. “Ece, seni her gördüğümde aklımdan seni duvara yaslayıp sikmek geçiyor” dedi açıkça. Ben de cesaretimi topladım. “Ben de seni istiyorum Can. Ama kocam Murat bunu izlemek istiyor. Gözünün önünde, onunla aynı odada.” Can güldü, elini belime koydu, parmakları hafifçe bastırdı. “O zaman kocanın gözleri önünde seni parçalayayım mı? Amını, ağzını, her yerini?” O günden sonra mesajlarımız tamamen açık saçık hale geldi. “Yarağımı ağzına vermek istiyorum”, “Kocan izlerken boşalmak istiyorum” gibi cümleler… Nihayet bir perşembe akşamı onu eve davet ettik. Murat koltuğa oturduğunda elleri titriyordu. Ben ise dar siyah bir elbise giymiştim; göğüslerim dekolte, kalçalarım belirgindi. İç çamaşırım zaten sırılsıklamdı.
Can kapıdan girdiğinde salonun havası değişti. 1.85 boyu, güçlü kolları, kendinden emin duruşuyla odayı doldurdu. Murat’la tokalaştı, sonra bana baktı. Hiç laf uzatmadık. Ben doğrudan onun önünde diz çöktüm. Halının yumuşak dokusu dizlerime battı. Murat tam karşımızdaki üçlü koltukta, iki metre ötemizde oturuyordu. Gözleri faltaşı gibi açılmış, yüzü kıpkırmızı, bir eli koltuğun kolçağını sıkıyordu. Can’ın kasık hizasına baktım, pantolonunun önü zaten kabarmıştı. Titreyen parmaklarımla kemerini çözdüm, fermuarını indirdim. Boxer’ını aşağı sıyırdığımda kalın, damarlı yarağı dışarı fırladı. Otuz sekiz yaşındaki bu adamın siki ağır, uzun, başı mor ve parlaktı. Damarları zonkluyordu. “Can… kocamın gözleri önünde beni sikmeni istiyorum” diye yalvardım, sesim salonu doldurdu. “Lütfen… lütfen beni sik. Yalvarıyorum.” Murat’ın boğazından boğuk bir ses çıktı, utanç ve arzu karışımı. Bu ses beni daha da azdırdı.
Yarağını iki elimle tuttum, sıcak ve sertti. Önce dilimi başının etrafında gezdirdim, o tuzlu tadı aldım. Sonra dudaklarımı açtım ve ağzıma aldım. Yavaş yavaş, boğazıma kadar indirdim. Islak, obur sesler çıkıyordu. Can saçlarımı sıkıca kavradı, “İyi emiyorsun Ece. Kocan izlerken daha da iyi emiyorsun değil mi orospu?” dedi. Başımı ileri geri hareket ettirirken gözlerimi Murat’a çevirdim. Kocamın gözlerinde yaşlar birikmişti ama sikini pantolonunun üzerinden ovuşturuyordu. Utancı, heyecanı, çaresizliği yüzünden okunuyordu. Bu görüntü amımdan suların bacaklarıma akmasına neden oldu. Can yarağını ağzımın içinde pompalamaya başladı, salyalarım çeneme, elbise min üstüne damlıyordu. Dakikalarca ağzımı kullandı, boğazıma kadar girip çıkıyor, inliyordu. İçimden “Murat burada otururken Can’ın yarağını emiyorum… bu gerçekten oluyor” diye tekrarlıyordum ve bu düşünce beni çıldırttı.
Can daha fazla beklemedi. Beni kollarımdan tutup kaldırdı, koltuğun kenarına domalttı. Yüzüm direkt Murat’a bakıyordu. Elbisenin eteğini belime sıyırdı, dantelli külodumu bir tarafa çekti. Amım tamamen açıktı, dudaklarım şişmiş, sularım parlak bir ip gibi sarkıyordu. Can’ın yarağının başı amımın girişinde gezindi. “İçine girmemi istiyor musun?” diye sordu. “Evet! Lütfen sik beni Can. Kocamın önünde sertçe sik, parçala beni!” diye bağırdım. Bir anda bütün ağırlığıyla içime girdi. Kalınlığı beni yırtarcasına doldurdu. “Aaaahhh!” diye haykırdım. Murat’ın gözlerinin içine bakarak “Daha sert! Kocamın önünde beni parçala! Amımı yırt!” diye yalvardım. Can ritmi artırdı. Kalçalarımıza çarpma sesleri “plak plak plak” diye yükseliyordu. Her darbede yarak amımın en derinlerine vuruyordu. Can bir eliyle saçımı çekiyor, diğer eliyle kalçama tokat atıyordu. “Bak kocana… karısının nasıl sikiştiğini izliyor. Ne kadar ıslak bir orospuymuşsun Ece. Kocan izlerken amından sular fışkırıyor.” Her aşağılayıcı kelime beni zirveye taşıyordu. İlk orgazmım şiddetli geldi; bacaklarım titredi, amım Can’ın yarağının etrafında kasılıp gevşedi, zevk sularım koltuğa damladı. “Boşalıyorum… ahh boşalıyorum!” diye çığlık attım, gözlerim Murat’ın gözlerine kilitliydi.
Can durmadı. Kendini koltuğa attı, beni de üstüne çekti. Ata biner pozisyonda yarağı tekrar amıma oturdu. Bu sefer ben hareket ediyordum. Kalçalarımı hızlı hızlı indirip kaldırıyordum, her inişimde o kalın yarak içimi tamamen dolduruyordu. Memelerimi elbisenin içinden dışarı çıkardım. Can iki eliyle onları sertçe sıktı, parmakları etime gömüldü, uçlarını çekiştirdi. “Göğüslerin ne kadar dolgun… kocan izlerken bunları sıkmak çok zevkli” dedi. “Sık onları Can, ben senin orospunum!” diye inledim. Hızımı artırdım. İkinci, üçüncü orgazmlar üst üste geldi. Her seferinde bedenim sarsılıyor, sesim çıkmıyordu, sadece boğazımdan garip hırıltılar yükseliyordu. Ter içindeydim; sırtımdan, göğüslerimin arasından ter akıyordu. Can da terlemişti, alnı parlıyordu. “Kocan izlerken ne kadar azgınsın orospu. Amın yarağımı emiyor, görüyorsun değil mi Murat?” diye devam etti aşağılamaya. Murat hiçbir şey demiyordu, sadece izliyordu; pantolonunun önü tamamen ıslanmıştı.
Sonunda Can’ın nefesi hızlandı. “Ağzına boşalacağım” dedi. Beni dizlerimin üzerine indirdi. Yarağını ağzıma verdi, ben de kalan gücümle emdim, dilimle başını okşadım. Birkaç saniye sonra kalın, sıcak fışkırmalar ağzımın içine doldu. Boğazımdan aşağı indirdim, hepsini yuttum. Son damlaya kadar emdim. Yutarken gözlerimi Murat’a diktim. Kocamın yüzündeki o karışık ifade – utanç, aşk, kıskançlık ve tuhaf bir tatmin – beni son kez ürpertti.
Can yavaşça giyindi, memnun bir gülümsemeyle “Bu unutulmazdı. Tekrarı olmalı” dedi ve gitti. Kapı kapandığında salon sessizliğe gömüldü. Ter içindeydim, saçlarım yapışmıştı, makyajım akmıştı, amım hala zonkluyor, bacaklarımın arası sırılsıklamdı. Koltukta yayıldım, göğüslerim inip kalkıyordu. Memnundum, çok memnundum. Ama Murat’la göz göze geldiğimizde ikimiz de sustuk. O bakışta bitmemiş bir şey vardı. Bu sadece ilk adımdı. Can gittikten sonra bile içimde büyüyen yeni bir açlık, Murat’ın gözlerindeki yeni bir gölge ve yarın ne yapacağımıza dair büyük bir soru işareti havada asılı kaldı. Daha bitmemişti. Hatta yeni başlıyordu.
Can kapıyı arkasından kapatıp gittiğinde salonun havası hâlâ ağır ve ağır bir seks kokusuyla doluydu. Terden sırılsıklamdım, saçlarım yüzüme yapışmıştı, makyajım akmış, dudaklarım Can’ın yarağından şişmişti. Koltuğun kenarına yayılmış halde yatıyordum; bacaklarım aralık, amımdan hâlâ sular sızıyordu. Murat karşımda, üçlü koltukta donmuş gibi oturuyordu. Yüzü kıpkırmızı, gözleri nemli, bir eli koltuğun kenarını sıkarken diğeri pantolonunun ıslak önünü örtmeye çalışıyordu. Hiç konuşmadık. Sadece birbirimize bakıyorduk. İçimde tuhaf bir zafer ve yeni bir açlık vardı. Can’ın yarağı içimi yırtarcasına doldururken, Murat’ın o aciz, utanç dolu bakışları beni daha çok azdırmıştı. Doymamıştım. Aksine, daha fazla istiyordum.
Ayağa kalktım, bacaklarım titriyordu. Yavaşça Murat’ın önüne yürüdüm. Çıplaktım. Göğüs uçlarım hâlâ sert, kalçalarım Can’ın tokatlarından kıpkırmızıydı. Kocamın dizlerinin arasına girdim, elimi pantolonunun ıslaklığına koydum. “Nasıl hissediyorsun?” diye sordum, sesim boğuk ve alaycı çıktı. Murat yutkundu, gözlerini kaçırdı. “Ece… utanıyorum… ama sikim hâlâ taş gibi. Karımın… başka birinin önünde böyle yalvarmasını, sikilmesini izlemek… midemi bulandırıyor ama boşalmama ramak kaldı.” Parmaklarımı sikinin üzerinde gezdirdim. Sertti ama Can’ınki kadar kalın ve damarlı değildi. İçimden güldüm. “O zaman yetmedi mi? Daha sertini, daha uzununu istiyorum. Can’ı geri çağıracağım. Bu gece bitmedi. Senin gözlerinin önünde diz çöküp daha iğrenç şekilde yalvaracağım.”
Murat’ın gözlerinde o karışık ifade yine belirdi; kıskançlık, arzu, utanç. Başını yavaşça salladı. Telefonu elime aldım, Can’a mesaj yazdım: “Hemen geri dön. Kocam izlerken devam edeceğiz. Daha doymadım. Yalvaracağım yine.” Cevap beş dakika içinde geldi: “On dakikaya oradayım orospu.” Kalbim hızlandı. Murat’ı koltuğa oturttum, karşısına geçtim. Parmaklarımı amıma götürüp ıslaklığımı gösterdim. “Bak, hâlâ sızıyor. Can’ın yarağı amımı nasıl mahvetti görüyorsun değil mi? Senin küçük sikinle yetinemem artık.” Murat inledi, eli sikine gitti. İzliyordu.
Kapı çaldığında on dakika geçmişti. Can içeri girdiğinde üzerimde hiçbir şey yoktu. 38 yaşındaki o iri adam, kapıyı kapatır kapatmaz gömleğini çıkardı. Geniş göğsü, kaslı kolları odayı yine domine etti. Murat’a baktı, alaycı bir gülümsemeyle “İkinci raund için hazır mısın koca? Karın hâlâ yalvarmak istiyor.” dedi. Ben hemen halının üzerine diz çöktüm. Dizlerim acıyordu ama umurumda değildi. Can’ın kasıklarına baktım, pantolonu yine kabarmıştı. Ellerim titreyerek kemerini çözdüm, fermuarını indirdim. Kalın yarak yine dışarı fırladı; mor başı parlıyordu, damarları zonkluyordu. Gözlerimi Murat’a diktim. Kocam iki metre ötede ayakta duruyor, sikini eline almış yavaş yavaş sıvazlıyordu.
“Lütfen Can,” diye başladım, sesim salonu dolduracak kadar yüksek ve utanç vericiydi. “Kocamın gözleri önünde yine yalvarıyorum. Lütfen beni sik. Lütfen o kalın yarağınla amımı parçala. Yalvarıyorum… lütfen başka birine yalvardığımı kocam izlerken sik beni!” Can saçlarımı kavradı, yarağını dudaklarıma sürttü. “Daha iğrenç yalvar orospu. Kocan duysun.” Murat’ın yüzü buruştu, ama eli daha hızlı gidip geliyordu. “Lütfen Can! Kocam Murat’ın önünde orospun olayım. Amımı, ağzımı, her yerimi kullan. Yalvarıyorum, lütfen sik! Sik beni ki Murat utançtan ölsün!”
Can yarağını ağzıma soktu. Bu sefer daha sertti. Boğazıma kadar girip çıkıyor, salyalarım çenemden damlıyordu. Obur sesler çıkarıyordum; gluk gluk gluk. Gözlerimi Murat’dan ayırmıyordum. Kocamın gözlerinde yaşlar birikmişti, sikini sıvazlarken eli titriyordu. İçimden tekrarlıyordum: “Murat… karın Can’ın yarağını boğazına kadar alırken izliyorsun. Bu seni bitiriyor değil mi?” Can saçlarımı çekerek ağzımı kullanıyordu. “Güzel emiyorsun Ece. 32 yaşındaki evli orospu kocası izlerken daha da obur oluyor. Bak Murat, karının makyajı nasıl aktı.”
Bir süre sonra beni kaldırdı. Bu sefer koltuğu öne çekti, Murat’ı oturtup beni tam kucağının önünde domalttı. Yüzüm kocamın dizlerine bakıyordu. Kalçalarımı kaldırdım, amım şişmiş ve ıslaktı. Can arkamdan geldi, yarağının başını am dudaklarımda gezdirdi. “İçine girmemi istiyorsun değil mi? Kocanın burnunun dibinde.” “Evet! Lütfen Can, lütfen sok! Kocamın gözleri önünde amımı yırt! Yalvarıyorum!” Bir anda bütün ağırlığıyla içime gömüldü. Kalınlığı beni yine doldurdu, acı ve zevk karışımı bir çığlık attım. “Aaaahh! Daha sert! Parçala!”
Can ritmi artırdı. Kalçalarımıza çarpan sesler “plak plak plak” diye yükseliyordu. Her darbede yarak amımın en derinlerine vuruyor, rahim ağzımı dövüyordu. Bir eliyle saçımı çekiyor, diğer eliyle kalçama sert tokatlar atıyordu. Tokat sesleri Murat’ın yüzüne tokat gibi iniyordu. “Söyle Ece, kimin amısın bu?” “Senin! Can’ın amıyım! Kocam Murat izlerken senin orospunum!” Murat’ın nefesi hızlanmıştı. Yüzü iki karış yakınımdaydı, her şeyi görüyordu; yarağın amıma girişini, sularımın bacaklarımdan sızmasını, göğüslerimin sallanışını. “Murat… bak… karın nasıl sikişiyor… çok mu utanıyorsun?” diye inledim. O sadece inliyordu.
Pozisyon değiştirdik. Can koltuğa oturdu, beni tersine oturttu. Sırtım ona dönüktü, yüzüm direkt Murat’a bakıyordu. Yarağı yine amıma oturdu. Bu sefer ben hareket ediyordum; kalçalarımı hızlı hızlı indirip kaldırıyordum. Her inişimde o kalın baş rahim ağzıma çarpıyordu. Memelerimi iki elimle tuttum, uçlarını çekiştirdim. “Bak Murat… memelerimi sıkarken izle. Can’ın yarağı içimde zonkluyor. Senin sikinden çok daha iyi.” Can altından kalçalarıma tokat atıyor, “Daha hızlı in orospu. Kocan görsün nasıl azdığını.” Hızlandım. Ter sırtımdan akıyordu, göğüslerimin arasından damlıyordu. İkinci orgazmım geldiğinde bacaklarım kasıldı, amım Can’ın yarağını sıkıca sardı. “Boşalıyorum… ahh yine boşalıyorum kocamın önünde!” diye çığlık attım. Zevk sularım Can’ın taşaklarına aktı.
Üçüncü orgazmı verdiğinde Can beni kucağından kaldırdı, halının üzerine sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı omuzlarına aldı, iyice açtı. Bu pozisyonda çok derine giriyordu. Gözlerim Murat’la kilitlenmişti. Kocam artık koltukta değil, yere diz çökmüş, bir metre ötemizde izliyordu. “Görüyorsun değil mi Murat? Karının amı nasıl geriliyor. Can’ın yarağına âşık oldu resmen.” Can homurdandı: “Evet koca, karın benim yarağımı emiyor. Amı benim için yaratılmış. Sen sadece izleyeceksin.” Her vuruşta karnım kabarıyordu. Dördüncü orgazmım geldiğinde sesim çıkmadı, sadece boğazımdan hırıltılar yükseldi. Bedenim yay gibi gerildi, gözlerim kaydı.
Can’ın nefesi hızlandı. “Bu sefer amının içine boşalacağım orospu. Kocan izlerken tohumlarımı alacaksın.” “Evet! Lütfen Can, lütfen içime boşal! Kocam Murat’ın gözleri önünde doldur beni! Yalvarıyorum!” Son birkaç darbeden sonra kalın yarak amımın içinde zonkladı. Sıcak, yoğun fışkırmalar rahim ağzıma vurdu. Boşalırken inliyordu. Ben de son bir kez kasıldım. Uzun uzun içime boşaldı, taşakları büzüşüyordu. Son damlasını da bıraktıktan sonra yavaşça çıktı. Amımdan karışımı sızmaya başladı; onun spermleri ve benim sularım.
Can kalktı, giyindi. Yine o memnun gülümsemeyle “Bu daha iyiydi. Sizi ararım,” dedi ve çıktı. Kapı kapandığında Murat’la yalnız kaldık. Bacaklarım aralık, amımdan spermleri akarken koltuğa yayıldım. Murat yanıma yaklaştı, eli titreyerek bacağıma dokundu. Gözlerinde o aynı karışık bakış vardı. Ona gülümsedim, saçlarını okşadım. “Sevdin mi hayatım?” diye sordum. “Evet…” diye fısıldadı. “Ama… bu kadarını beklemiyordum.”
İçimde bir sır vardı ve o hiç bilmiyordu. Can’la bu akşam ilk defa yapmıyorduk. Ofiste kahve makinesindeki o ilk açık konuşmadan iki hafta sonra ilk kez otelde sikmiştik birbirimizi. Sonraki iki ay boyunca neredeyse her öğle arasında arabada, evinde, hatta iş yerinin bodrum katında Can’ın yarağını yemiştim. Murat’a “ilk defa olacak” diye yalan söylemiştim. Gerçekte ben çoktan Can’ın orospusu olmuştum. Bu akşam kocamın önünde yalvarmam, onun utancını izlemem sadece fantezimizi realize etmek değildi. Benim için oyunun yeni seviyesiydi. Murat hâlâ sanıyordu ki bu gece her şey başladı. Oysa ben Can’ın spermini içimde taşırken aylardır süren sırrımı yutuyordum. Ve bu sır, içimdeki yeni açlığı daha da büyütüyordu. Daha bitmemişti. Asla bitmeyecekti.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories