Yolda Kalan Arkadaşımın Eşine Masaj

Yolda mahsur kalan 32 yaşındaki Cody, evli arkadaşı Harriet'in 28 yaşındaki karısına masaj yaparken dayanamayıp onu sertçe sikti.

8 min read September 25, 2026New

Ben otuz iki yaşında evli bir adamım. Karım evde, çocuklar yok, sakin bir hayat kurmuştuk ama içimde hep bir kıpırtı vardı. En yakın arkadaşım Harriet’le yola çıkmıştık; o da evli, karısı Imani yirmi sekizinde, karımın da en samimi dostu. İş için kısa bir yolculuk planlamıştık, Harriet direksiyonda, ben yanındaydım. Gökyüzü birden karardı, kar fırtınası yoldan çıkardı bizi. Lastikler kaydı, araba kenara çekildi, telefon çekmiyordu. En yakın kasabadaki otelde neredeyse her yer doluydu. Resepsiyondaki adam omuz silkip “Tek boş oda kaldı, twin yatak bile yok, double” dedi. Harriet dışarıda kurtarma ekibini beklerken Imani’yle ben o odaya sıkışmak zorunda kaldık. Harriet “Siz girin, ben salonda uyurum belki” diye geçiştirdi ama ikimiz de biliyorduk; bu gece başka türlü bitecekti.

Odaya girer girmez kilit tıklandı. Imani montunu çıkardı, kalın kazak altında göğüsleri belirgin, dar jean’i kalçalarını sarıyordu. Yıllardır gizli bakışmalar, flörtöz mesajlar… “Nasılsın bugün?” diye başlayan yazılar gece yarısı “Seni düşünüyorum”a dönmüştü. Hiç konuşulmayan o gerilim şimdi aynı dört duvar arasında titriyordu. Kalorifer çalışıyordu ama ikimiz de üşüyormuş gibi yaptık. Ben ceketimi attım, “Berbat bir gece oldu” dedim. O gülümsedi, dudaklarının kenarı kıvrıldı. “Harriet’e haber salonda bekleyeceğini söyledim. Biz… burada kalacağız.” Göz göze geldik. İkimiz de istiyorduk bunu; yalan söylemenin alemi yoktu artık.

Sohbet ettik biraz. Eski tatiller, ortak arkadaşlar, karımın nasıl da her şeyi kontrol etmeye çalıştığı. Imani koltuğa oturdu, saçını çözdü, omuzları gevşedi. “Sırtım tutuldu yolda, her virajda gerildim” dedi. Ben arkasındaydım zaten. “Masaj yapayım mı?” diye sordum, sesim olduğundan boğuk çıktı. O döndü, gözleri parlaktı. “Yapar mısın? İstiyorum.” Gülümseyerek kabul etti, kazakını başından geçirip çıkardı. Siyah dantel sutyen, omuzları çıplak, beline doğru inen çizgi. Yatağın kenarına yüzüstü uzandı. “Rahat ol” dedim, ellerimi ısıttım. İlk dokunuşta teni sıcacıktı. Omuz başlarından başladım, başparmaklarımla düğümleri çözdüm. İnledi, yavaş, boğuk bir ses. “Orası… evet.” Avuçlarımı kaydırdım, beline indim, jean’inin kenarından içeri süzülen parmak uçlarım. Kalçalarına bastırdım, etini yoğurdum. İnlemeleri arttı, kalçası hafif kalktı bana doğru. “Cody… daha aşağı.”

Yavaşça kaydırdım ellerimi, kalça yarıklarına doğru, jean’i indirmeye yeltendim. O döndü birden, sırtüstü yarı yattı, gözlerimin içine baktı. Nefesi hızlanmıştı. “Devam et… istiyorum.” Ellerini boynuma doladı, beni çekti. Öpüştük. Dudakları yumuşak, dili hevesli, yılların bastırılmış arzusu bir anda patladı. Dişlerim dudağına takıldı, o inledi ağzıma. “İkimiz de duramayacağız artık, değil mi?” diye fısıldadı. “Evet” dedim, pantolonumdaki sertlik bacağına değdi. “Sik beni. Harriet’i, karını unut bu gece.”

Onu yatağa tam yatırdım. Jean’ini ve külotunu birlikte sıyırdım. Amı tıraşlı değildi, ince kıllar, dudakları şimdiden ıslak, parlıyordu. Dizlerimi yere koydum, bacaklarını açtım. Burnumu sürttüm önce, kokusu başımı döndürdü. Dilimi yavaşça yarığına gezdirdim, klitorisine bastırdım. O belini kaldırdı, “Ah siktir, Cody…” diye inledi. Parmaklarımı ekledim, iki parmak yavaşça içine girdi, kaygandı zaten. Emip yaladım, dilimle deliğini yokladım, parmaklarımı kıvırdım. Suları aktı çeneme, uylukları titredi. “Daha… parmakla da.” Üçüncü parmağı ekledim, amını ıslattıkça ıslattım, şapırtılar odayı doldurdu. O saçımı tuttu, kalçası yüzüme sürtündü. “Yeter, gel buraya. Senin sıran.”

Beni çekti, yer değiştirdik. Dizlerinin üzerine çöktü, pantolonumu indirdi. Sikim fırladı dışarı, damarlı, dimdik, ucu sızıntılı. Elini sardı, bir iki sıvazladı. Sonra ağzını açtı, başını yavaşça aldı içeri. Sıcak, ıslak dilinin altımda gezindiğini hissettim. Derin derin emdi, boğazına kadar aldı, gözleri sulandı ama çekilmedi. “Mmm” diye mırıldandı sikimi emerken, tükürüğü aktı taşaklarıma. Saçını tuttum, yavaşça hareket ettim ağzında. “Güzel emiyorsun, Imani. Kocanın sikini böyle mi emiyorsun yoksa bana mı özel?” O geri çekildi bir an, ip gibi salyası koparken “Sana özel. Onun bilmediği her şeyi yapacağım sana” dedi ve tekrar yutkundu beni. Boğazı kasıldı, ben inledim.

Dayanamadım daha fazla. Onu sırtüstü yatırdım tekrar, bacaklarını omuzlarıma aldım. Sikimin başını amına dayadım, bir an bekledim. Göz göze. “Sok” dedi. Sertçe içine girdim, tek seferde dibine kadar. Sıcak, dar, ıslak duvarları sardı beni. İkimiz de nefessiz kaldık. “Fuck, ne kadar sımsıkınsın” dedim. Çekip tekrar vurdum, yavaş ama derin. Sonra tempo arttı. Bacakları omzumda, amı şapırdıyordu her dalışımda. “Daha sert… kocamı aldatırken beni mahvet” diye yalvardı, tırnakları sırtıma battı. “Sik beni ki yürüyemesin yarın, her adımda seni hatırlasın.” Belini kavradım, hızlı hızlı çarptım. Taşaklarım kalçasına şap şap vuruyordu. Göğüslerini serbest bıraktım sutyenden, emdim, ısırdım. Meme uçları sertleşmişti dilimin altında.

Sonra çevirdim onu. Domalttım, dizleri ve dirsekleri üzerinde. Kalçalarını ayırdım, amı kıpkırmızı, açık, suları uyluklarından süzülüyordu. Arkadan girdim tekrar, bu sefer daha da derine. Bir elimi beline koydum, öbürüyle saçını yakaladım, hafif çektim. Hızlı hızlı çarptım, odanın sesi sadece ten şakırtısı ve inlemelerdi. “Daha sert, Cody, mahvet beni. Harriet salonda beklerken sen karısını sikiyorsun, duyuyor musun?” diye inledi. “Duyuyorum. Amın beni yutuyor, kocana hiç vermediğin gibi veriyorsun bana.” Parmaklarımı klitorisine götürdüm, ovaladım sikimin girip çıkışına uyumlu. O titredi, “Geliyorum… siktir, geliyorum aldatırken” diye bağırdı. Amı kasıldı, sıktı beni, suları fışkırır gibi aktı. Ben de hızımı kesmedim, daha da sert, daha da derin, her vuruşta “al… al hepsini” diye homurdandım.

Boşalacağımı hissedince içinden çıkardım. “Ağzını aç, göğüslerini de göster” dedim. O hemen döndü, dizüstü, ağzı açık, dilini çıkarmış, göğüslerini avuçlayıp birleştirmiş. Sikimi birkaç kez sıvazlayıp fışkırttım. İlk kordman diline, boğazına aktı, ikincisi dudağına, üçüncü ve dördüncü göğüslerine, meme uçlarına, boynuna yapıştı. O hepsini yaladı, parmaklarıyla göğsünden silip ağzına götürdü, yuttu. “Tadı… tuzlu ve senin. Hepsi benim” diye fısıldadı, gülümseyerek. Sikimin kalanını da ağzına alıp temizledi, yavaş yavaş emerek.

Sonra yan yana yığıldık yatağa. Terimiz birbirine karışmış, nefeslerimiz hâlâ düzensizdi. Imani başını göğsüme koydu, parmağıyla göğsümdeki kendi tükürüğü ve meni karışımını gezdirdi. Dışarıda kar hâlâ yağıyordu, koridordan ayak sesleri geliyordu belki Harriet’indi, belki değil. Odayı bir sessizlik kapladı ama gerilim bitmemişti. “Bu sadece başlangıç” diye fısıldadı kulağıma, eli yavaşça yine aşağıya, yumuşamaya yüz tutmuş sikime doğru kayarken. “Sabaha kadar vaktimiz var. Ve ben henüz doymadım. Karını arayıp ‘iyi uyuduk’ diyeceksin, sonra yine içime gireceksin.” Elleri beni tekrar sertleştirmeye başlamıştı bile; amı hâlâ sızıyordu bacağıma, açık, davetkâr. Kapının ötesinde hayat bekliyordu ama biz o kapıyı kilitlemiştik. Parmaklarım onun ıslak uylukları arasında gezinirken, ikinci raundu kimse engelleyemezdi artık.

Ben hâlâ onun kokusunu tenimde taşıyordum; tuzlu, tatlı, boğazıma yapışan o karma koku. Imani’nin parmakları yumuşayan sikimi nazikçe sarıp sıvazlarken, kaloriferin hafif tıkırtısı ve dışarıdaki karın pencerelere vuruşu odanın tek sesiydi. “Bak, yine kabarıyor,” diye fısıldadı, sesi hâlâ biraz boğuk. “Harriet salonda uyuyor belki… ya da uyumuyor. Umurumda değil.” Elini sıkılaştırdı, başparmağıyla ucumu ovdu, sızıntıyı yaydı. Ben başımı geriye yasladım, “Senin amın hâlâ sızıyor bacağıma,” dedim. “Hissediyorum. Aç, ıslak… kocanın bilmediği o hali.”

Kalktı yavaşça, bacaklarını iki yanına açıp üzerime oturdu. Sikimin başı amının dudaklarına değdi; sıcak, kaygan. “İçeri alacağım seni yine,” dedi, gözlerimle kilitlenerek. “Ama bu sefer ben yöneteceğim. Sen sadece yat, izle.” Ellerini göğsüme bastırdı, kalçalarını indirdi. Yavaş yavaş yuttu beni. Sıcak duvarları sardı, daraldı, ta dibine kadar indi. İkimiz de nefesimizi tuttuk. “Siktir… ne kadar doluyorsun,” diye inledi, belini kıvırarak. Oynamaya başladı; yavaş daireler çizerek, ileri geri kayarak. Göğüsleri sallandı, meme uçları hâlâ parlak, benim menimden kurumuş izler vardı. Avuçlarımı kalçalarına yapıştırdım, etini yoğurdum, parmak uçlarımı yarığına doğru kaydırdım.

“Cody… evet, orası,” diye mırıldandı. Parmaklarımı amının etrafında gezdirdim, klitorisine bastırdım. Hızı arttı. Kalçaları şap şap vuruyordu kasıklarıma. “Kocam hiç böyle sikmedi beni. Hiç bu kadar derine inemedi. Sen… sen mahvediyorsun.” Tırnakları göğsüme battı. Ben belini tuttum, yukarı doğru ittim, her inişinde daha sert karşıladım. “Al, al hepsini,” diye homurdandım. “Harriet’in karısısın. Onun yatağında, onun kokusu hâlâ arabanın içindeyken sen benim sikimi yutuyorsun.” O gülümsedi, başını geriye attı. “Evet… aldatıyorum. Seni istiyorum. Daha sert, Cody, patlat beni.”

Tempo deliye döndü. Imani zıplıyordu üzerimde, amı şapırdıyor, suları taşaklarıma akıyordu. Göğüslerini avuçladım, sıkıp emdim, dişlerimi ucuna geçirdim. “Ah fuck!” diye bağırdı, sesi boğuk tutmaya çalışsa da odada yankılandı. Bir an durdu, nefesi kesik. “Geliyorum yine… siktir, geliyorum.” Amı kasıldı, ritmik dalgalar halinde sıktı beni. Suları fışkırır gibi aktı, uylukları titredi. Ben durmadım; o orgazmın ortasında daha da sert ittim, “Boşal bana, boşal aldatırken,” diye fısıldadım kulağına. Titreyerek yıkıldı göğsüme, ama sikim hâlâ dimdik içindeydi.

Bir süre öyle kaldık, nefesler birbirine karışmış. Sonra çevirdim onu. Sırtüstü yatırdım, bacaklarını geniş açtım, dizlerimi omuzlarına doğru ittim. Pozisyon derinleşti. Sikimi geri çekip bir daha, bir daha vurdum. Her dalışta amı şapırdadı, yatağın yayları inledi. “Daha… daha derine,” diye yalvardı. “Yarın yürürken hissedecek, her adımda senin şeklini hatırlayacak. Harriet sorunca ‘yolda yoruldum’ diyecek ama içi senin meninle dolu olacak.” Ellerini başının üstüne uzattı, bileklerini tuttum tek elimle. Öbür elimle boğazına hafif bastırdım—istediği kadar, gözleri parladı. “Sik beni ki unutamasın,” diye fısıldadı. “Karını, kocamı unut. Bu oda bizim.”

Çarptım, hızlı, ritmik, taşaklarım kalçasına vuruyordu. Ter damlıyordu alnımdan göğüslerine. “Amın beni emiyor,” dedim. “Ne kadar açsın. Yıllardır mı bekledin bunu?” “Evet,” diye inledi. “Mesajlarda ‘seni düşünüyorum’ derken parmaklarımı amıma sokuyordum. Senin hayalinle boşalıyordum. Şimdi gerçek. Daha sert, Cody… mahvet.” Bacaklarını omuzlarıma aldım tamamen, neredeyse katladım. Derinlik arttı; her vuruşta nefesi kesiliyordu. Tırnakları sırtıma izler bıraktı. “Geliyorum… yine… ah siktir!” Amı bir kez daha kasıldı, sıcak dalgalar halinde sıktı. Bu sefer ben de dayanamadım neredeyse ama tuttum kendimi. İçinden çıkardım, parmaklarımı soktum yerine, üç parmak birden, kıvırarak. “Boşal parmaklarıma,” dedim. O belini kaldırdı, suları aktı bileğime kadar. “Cody… yeter… gel ağzıma.”

Kalktı, dizüstü döndü yatağın kenarına. Ağzını açtı, dilini uzattı. Sikimi avuçlayıp yavaşça emmeye başladı; tükürük, kendi suları, her şey karışmış. Boğazına kadar aldı, gözleri sulandı, ama çekilmedi. Saçını tuttum, yavaşça hareket ettim. “Güzel yutuyorsun. Kocana hiç göstermediğin o boğazı bana açıyorsun.” Mırıldandı sikimi emerken, titreşimler taşaklarıma vurdu. Bir eliyle taşaklarımı okşadı, öbürüyle amını ovaladı kendi kendine. Manzara deli ediciydi: evli arkadaşımın karısı, diz çökmüş, benim menim hâlâ boynunda kurumuş izler, sikimi boğazına gömüyor.

Dayanamadım. Çektim ağzından, “Domal,” dedim. Hemen döndü, dizleri ve dirsekleri üzerinde, kalçalarını kaldırdı. Amı kıpkırmızı, şiş, açık; aradaki o dar delik de parlıyordu ter ve sulardan. Parmaklarımı amına sürüp o deliğe götürdüm, yavaşça bastırdım. “Burası da… ister misin?” diye sordum. Geriye baktı, gözleri kocaman. “Evet… yavaş. Kimse… kimse oraya girmedi. Senin olsun.” Tükürdüm parmağıma, nazikçe zorladım. Bir eklem girdi, o inledi boğuk. “Rahatla,” dedim. İkinci eklem. O nefesini kontrol etti, “Devam… sok.” Parmakla biraz açtım, sonra sikimin başını dayadım. Yavaş, çok yavaş. Sıcak, inanılmaz dar. “Ah… siktir, yanıyor… ama güzel,” diye fısıldadı. Dibine kadar girdim, durdum. İkimiz de titriyorduk. “Hareket et,” dedi. “Yavaşça… sonra hızlan.”

Çektim, ittim. Her seferinde biraz daha rahatladı. Bir elimi öne uzatıp klitorisini ovaladım, öbürüyle belini tuttum. Tempo arttı. “Duyuyor musun tenin sesini?” diye sordum. “Harriet’in karısının götünü sikiyorum. Aldatmanın en dip noktası.” O inledi, “Evet… mahvet. Doldur orayı da. Sabaha kadar senin olacağım.” Şapırtılar, inlemeler, yatağın gıcırtısı… Odayı doldurdu. Bir süre öyle gittik; derin, sert, kontrollü. Sonra amına geri döndüm, bir vuruşta dibine. “Karışık istiyorum,” dedim. Am, göt, am… sırayla. Kirli, ıslak, delice. Imani titriyordu, “Geliyorum… yine boşalıyorum, her deliğim senin,” diye bağırdı. Kasılmaları hissettim her yerinde.

Boşalacağımı anladım. “Nereye?” diye sordum, nefessiz. “İçime… amıma. Doldur. Yarın sızacak, hissedeceğim.” Son birkaç vuruş sert, derin. Patladım. Sıcak fışkınlar halinde boşaldım içine, her kasılmada daha çok. O da aynı anda geldi, amı emdi beni, suları karıştı. Bir süre öyle kaldık; sikim içinde zonklarken, o titreye titreye. Yavaşça çıktım. Menim sızdı uyluklarından aşağı, çarşafa damladı. O dönüp sırtüstü yığıldı, bacakları açık, her yerimden izler, menim, tükürük, ter.

Yanına uzandım. Ellerimiz birbirini buldu. Bir süre sadece nefes aldık. Imani başını omzuma koydu, parmaklarıyla göğsümdeki tırnak izlerini gezdirdi. “Bu gece… bitmesin istedim,” diye fısıldadı. “Ama bitiyor. Sabah Harriet gelecek, araba çekilecek. Biz… normal gibi davranacağız.” Ben saçını okşadım. “Karımı arayacağım. ‘İyi uyuduk’ diyeceğim. Yalan.” O gülümsedi zayıf. “Ben de kocama. ‘Sırtım ağrıyordu, masaj…’ diyeceğim. Sonra her şey eskisi gibi… ama değil.”

Sessizlik çöktü. Dışarıda kar yavaşlamıştı belki; koridordan ayak sesi gelmedi. Kalorifer tıkırdadı bir kez, sonra durdu. Imani’nin nefesi düzenlileşti, gözleri yarı kapalı. Ben tavanı izledim. Sikim yumuşamış, bacaklarımın arasında ağır. Amından sızan son damlalar uyluğuna yapışmış. Parmaklarımı onun parmaklarının arasına geçirdim, sıktım hafif. Konuşmadık. Öpüşmedik bile. Sadece ten ten, nefes nefes, oda loş. Kapının ötesinde hayat bekliyordu—evlilikler, yalanlar, yarınlar. Ama şimdi, bu an, hiçbir şey yoktu. Sadece sessizlik.

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged massage cunnilingus blowjob doggy-style creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.