Stüdyoda Yabancının Ritmine Teslim Olurken Kocam İzledi
32 yaşındaki evli Ece, kocası Murat’ın izlediği stüdyoda 29 yaşındaki Adrian’ın kalın sikine diz çöküp teslim oluyor.
Stüdyonun loş ışıklarının altında Ece, 32 yaşındaki evli bir kadın olarak kocasının uzun zamandır dile getirdiği fanteziyi nihayet gerçekleştiriyordu. Ünlü bir fotoğraf stüdyosunun ortasında, sadece ince siyah dantel bir tanga ve yarım sütyenle duruyordu. Dolgun memeleri her nefeste hafifçe sallanıyor, kalçalarının yuvarlak kıvrımları ışıkta parlıyordu. 38 yaşındaki kocası Murat ise odanın kenarındaki geniş deri koltukta sessizce oturuyordu. Elleri dizlerinde sıkılı, gözleri karısından bir an bile ayrılmıyordu. İçinde kıskançlık ile garip bir heyecan çarpışıyordu; sikinin yavaş yavaş kabardığını hissediyor ama utancından kıpırdayamıyordu. “Karıma bunu ben istedim,” diye düşünüyordu kendi kendine, “ama şimdi bu yabancı adamın bakışları altında onu izlemek midemi düğümlüyor… ve aynı zamanda deli gibi azdırıyor.”
Kapı açıldı ve 29 yaşındaki Adrian içeri girdi. Yabancı fotoğrafçı, uzun boylu, geniş omuzlu, erkeksi bir adamdı. Ünlü dergilerde çektiği seksi fotoğraflarla tanınıyordu. Bakışları Ece’nin neredeyse çıplak vücudunda ağır ağır dolaştı. Gülümsedi, sesi kalın ve kendinden emindi. “Merhaba Ece. Ben Adrian. Bu akşam seni ben çekeceğim. Vay be… fotoğraflarda gördüğümden çok daha ateşliymişsin. Şu bel kıvrımın, şu kalçalar… Gerçekten muhteşem bir kadınsın sen.”
Ece’nin nefesi bir anda hızlandı. Adrian’ın gözlerindeki açlık o kadar belirgindi ki, amının içindeki sıcaklık anında arttı. “Teşekkürler,” dedi titrek bir sesle. “Umarım istediğin gibi poz verebilirim.” Murat boğazını temizledi ama konuşmadı. Kıskançlık boğazını yakıyordu, fakat sikinin pantolonunun içinde zonkladığını da inkâr edemiyordu. Adrian kamerasını kurarken Ece’ye iyice yaklaştı. “Şimdi bacağını şöyle kaldır güzelim… Evet, kalçanı biraz daha dışarı çıkar. Tamam, işte böyle.” Elleri Ece’nin beline, sonra kalçasına değdi. Dokunuşu nazik ama sahipleniciydi. Parmak uçları teninde gezerken Ece’nin tüyleri diken diken oldu. Nefesi hızlandı, göğüsleri inip kalkıyordu.
Adrian eğildi, dudakları neredeyse Ece’nin kulağına değecek kadar yaklaştı. “Vücudun inanılmaz derecede seksi. Dokunduğum anda bile ıslandığını hissedebiliyorum sanki.” Ece’nin yanakları kızardı ama inkâr etmedi. Göz göze geldiler. Aralarında o kadar güçlü bir çekim vardı ki, ikisi de birbirinin ne istediğini çok net anlıyordu. Adrian’ın parmakları bu sefer Ece’nin sırtından aşağı kaydı, tangasının kenarına kadar indi. “Rahat ol… Bırak kendini. Kocan da burada, izliyor. Rahatsız değilse tabii.”
Ece, Murat’a döndü. Gözlerinde hem utanç hem de müthiş bir azgınlık vardı. “Hayatım… İzin veriyor musun?” Murat’ın sesi boğuk çıktı, yüzü kıpkırmızıydı. “Evet… Devam edin. İstediğinizi yapın. Ben… izleyeceğim.” Bu onay Ece’nin içinde bir barajı yıktı. Azgınlığı kat kat arttı. Hemen Adrian’a döndü, ellerini adamın geniş göğsüne koydu ve dudaklarını onun dudaklarına yapıştırdı. Öpücük vahşi ve ıslaktı. Dilleri birbirine dolandı, Adrian’ın elleri Ece’nin memelerini avuçladı, başparmakları sertleşmiş meme uçlarını sıktı. Ece inledi, ağzının içinden gelen ses stüdyoda yankılandı.
Adrian sütyenini tek harekette çıkardı. Ece’nin dolgun memeleri özgür kaldı. Adrian eğilip birini ağzına aldı, emdi, ısırdı. Ece’nin eli aşağı kaydı, Adrian’ın pantolonunun üzerinden kalınlaşmış yarağını okşadı. “Çıkar şunu,” diye fısıldadı Ece, sesi tamamen değişmişti. Adrian pantolonunu indirdi. Kalın, damarlı, neredeyse yirmi santimlik sik dışarı fırladı. Ece’nin gözleri faltaşı gibi açıldı. “Tanrım… Ne kadar kalın.” İçinden “Murat’ınki bunun yanında oyuncak kalır,” diye geçti ve bu düşünce onu daha da ıslattı.
Adrian koltuğa, Murat’ın tam karşısına oturdu. Ece dizlerinin üzerine çöktü. Zemin soğuktu ama umurunda değildi. İki eliyle o kalın siki kavradı, önce yavaşça yaladı, dilini başından köküne kadar gezdirdi. Sonra dudaklarını açtı ve ağzına aldı. Başta sadece yarısını sığdırabildi. Boğazı gerildi, gözleri sulandı ama vazgeçmedi. Derin boğazlamaya başladı; sik boğazından aşağı inerken garip, ıslak sesler çıkarıyordu. Adrian saçlarını kavradı, ritmi ayarladı. “Evet… İşte böyle al beni. Kocanın gözleri önünde güzelce em. Bakıyor musun Murat? Karın ne kadar iyi emiyor.”
Ece göz ucuyla kocasına baktı. Murat’ın eli kasıklarındaydı, gözleri faltaşı gibi açılmış, hem utanıyor hem de zevkten titriyordu. Bu bakış Ece’yi çıldırttı. Daha derine aldı, burnu Adrian’ın kasıklarına değene kadar yuttu. Salyası çenesinden süzülüyordu. Adrian inledi, “O kadar iyi ki… Şimdi seni yalayacağım.”
Ece’yi nazikçe ama kararlı bir şekilde sırtüstü yatırdı. Tangasını bir kenara fırlattı. Bacaklarını genişçe açtı ve yüzünü ıslak amına gömdü. Dili klitorisini sertçe yalıyor, dudaklarını emiyor, iki parmağını birden içine sokup hızlı hızlı parmaklıyordu. Ece sırtını kamburlaştırdı, “Ahhh! Evet… Orası… Daha sert yala!” diye bağırdı. Adrian’ın sakalı amının hassas tenini tahriş ediyor, zevkini katlıyordu. Orgazmı yaklaşıyordu; bacakları titremeye başladı. Adrian parmaklarını daha hızlı hareket ettirdi, dili hiç durmuyordu. Ece patladı, yüksek sesle inleyerek boşaldı, suları Adrian’ın çenesine aktı.
Henüz bitmemişti. Ece nefes nefese dört ayak oldu, kalçalarını Adrian’a doğru uzattı. Adrian dizlerinin üzerine çöktü, kalın sikinin başını ıslak am dudaklarında gezdirdi ve tek hamlede köküne kadar soktu. Ece’nin ağzından uzun bir inilti çıktı. “Çok kalın… İçimi yırtıyor!” Adrian saçını yumruğuna dolayıp başını geriye çekti ve ritmik, sert darbelerle sikmeye başladı. Her vuruşta kalçaları tok sesler çıkarıyordu. “Al işte… Kocanın istediği gibi sikiliyorsun,” diye homurdandı Adrian.
Ece gözlerini Murat’a dikti. Kocası şimdi açıkça sikini okşuyordu. Ece’nin sesi titrek ve kirli çıktı: “Bak hayatım… Bak nasıl sikiyor beni. Adrian’ın kalın siki amımın dibine kadar giriyor. Senin küçük yarağınla hiç böyle hissetmemiştim. Daha sert vur Adrian! Kocama göster nasıl bir kadın olduğumu!”
Adrian tempo yu artırdı. Terleri Ece’nin sırtına damlıyordu. Sonra Ece’yi kucağına aldı. Ece bacaklarını adamın beline doladı. Adrian ayakta, güçlü kollarıyla onu kaldırıp indirerek sikmeye devam etti. Bu pozisyonda sik daha da derine giriyordu. Ece’nin memeleri Adrian’ın göğsüne çarpıyor, inlemeleri stüdyoyu inletiyordu. “Boşal… İçime boşal!” diye yalvardı Ece. Adrian homurdanarak hızlandı, kasları gerildi ve sonunda derinlerde patladı. Sıcak, bol spermi Ece’nin amının en derin noktasına fışkırdı, dolup taştı.
Adrian Ece’yi yavaşça yere indirdi. Ece’nin bacakları titriyordu. İçinden taşan beyaz sperm tangasının kenarından ve bacak içlerinden aşağı süzülüyordu. Yavaşça doğruldu, saçları dağılmış, dudakları şişmişti. Murat’a döndü. Yüzünde hem tatmin hem de yaramaz bir gülümseme vardı. “Gördün mü hayatım, tam istediğin gibi oldu. Adrian beni nasıl da doldurdu… İçim hâlâ sıcak sıcak akıyor.”
Murat koltukta, utanç ve zevk karışımı bir ifadeyle donup kalmıştı. Sikinden hâlâ ön damlalar sızıyordu, yüzü kıpkırmızıydı, gözlerinde hem gurur hem de eziklik okunuyordu. Ece ise bacaklarının arasındaki ıslaklığı hissederek Adrian’a baktı. Adamın sikı hâlâ yarı sert duruyordu ve gözlerinde “bu daha bitmedi” diyen bir parıltı vardı. Ece’nin vücudu hâlâ titriyordu, aklındaki tek şey ise “şimdi ne olacak?” sorusuydu. Murat da aynı şeyi düşünüyordu. Gece daha yeni başlıyordu ve stüdyodaki bu gerilim, ikisini de nefes nefese bırakmıştı. Ece, bacaklarından süzülen spermle kocasına bir adım daha yaklaştı, gülümsemesi hâlâ dudaklarındaydı ama gözleri Adrian’dan Murat’a, sonra yine Adrian’a kayıyordu. Henüz hiçbir şey bitmemişti.
Ece, bacaklarının içinden ağır ağır süzülen sıcak sperm damlalarıyla Murat’a bir adım daha yaklaştı. Göğüsleri hâlâ heyecanla inip kalkıyor, meme uçları sert ve kızarmıştı. 32 yaşındaki evli kadın, az önceki orgazmın artçı sarsıntılarını bacaklarında hissediyordu. Adrian’ın dölü amının dudaklarından taşıyor, tangasının kenarından dizlerine doğru ince bir yol çiziyordu. Gözleri kocasına kenetlenmişti. İçinde utanç, zafer ve yeni bir açlık karışımı dönüyordu. “Bak hayatım,” diye fısıldadı, sesi boğuk ve şehvet doluydu. “İçim hâlâ onunla dolu. Kalın sikinin nasıl attığını, nasıl fışkırdığını hissediyorum.”
Murat, 38 yaşındaki kocası, deri koltukta kaskatı kesilmişti. Pantolonunun fermuarı açıktı, eli damarlı sikini sıkıca kavramıştı. Yüzü kıpkırmızı, alnında ter birikmişti. Kıskançlık boğazını düğümlüyor ama sikinin ucundan saydam ön sıvıların sızmasını engelleyemiyordu. “Ece… Tanrım,” diyebildi sadece. Sesinde ezik bir teslimiyet vardı. İçinden “Karıma bunu ben istedim, stüdyoda yabancı bir adam tarafından sikilmesini ben hayal ettim ama şimdi gerçekten izlerken midem yanıyor… ve sikim patlamak üzere,” diye tekrarlıyordu.
Adrian, 29 yaşındaki uzun boylu fotoğrafçı, arkadan yaklaştı. Geniş göğsü Ece’nin sırtına değdi, kalın sikini yavaşça onun kalçalarına sürttü. Hâlâ yarı sertti ama damarları yeniden kabarmaya başlamıştı. “Daha bitmedi,” dedi kendinden emin, kalın sesiyle. “Kocan izlerken seni tekrar istiyorum Ece. Bu sefer onu yanımıza alalım. Rahat mısın Murat? Karının amını ikinci kez doldurmamı istiyor musun?”
Murat yutkundu, eli sikinde dondu. Gözleri Ece’nin bacak arasından akan beyazlıktan ayrılamıyordu. “Evet…” diye fısıldadı sonunda, sesi zorlukla çıktı. “Devam edin… İstediğinizi yapın.” Bu cümle Ece’nin içinde yeni bir ateş yaktı. Adrian’ın elleri belini kavradı, onu yavaşça çevirdi ve stüdyonun ortasındaki geniş, siyah kadife koltuğa doğru yönlendirdi. Murat’ın koltuğunun hemen yanına, öyle ki kocası her şeyi on santim öteden görebilecekti.
Adrian koltuğa oturdu, bacaklarını açtı. Kalın, damarlı yarağı şimdi tamamen sertleşmiş, karnına doğru kalkmıştı. Ece ona baktı, dudaklarını yaladı. “O kadar kalın ki… Murat’ınki bunun yanında gerçekten oyuncak kalıyor,” diye düşündü ve bu düşünce amını yeniden sulandırdı. Dizlerinin üzerine çöktü, iki eliyle o ağır sikini kavradı. Önce dilini başındaki geniş mantara bastırdı, tadını çıkara çıkara yaladı. Adrian’ın önceki boşalmasının ve kendi sularının karışık tadı ağzını dolduruyordu. Sonra dudaklarını gererek ağzına aldı, boğazına kadar indirdi. Islak, gırtlaktan gelen sesler stüdyoyu doldurdu. Adrian saçlarını kavradı, ritmi ayarladı. “Evet… Temizle beni orospum. Kocan izlesin nasıl yuttuğunu.”
Murat’un gözleri faltaşı gibi açılmıştı. Eli artık yavaş yavaş değil, hızlı hızlı sikini sıvazlıyordu. Ece göz ucuyla ona baktı, ağzı dolu olduğu halde mırıldandı: “Bak… Bak hayatım. Adrian’ın yarağını boğazıma kadar alıyorum. Senin küçük sikini hiç böyle derin alamamıştım.” Bu sözler Murat’ı utançtan kıpkırmızı yaparken aynı zamanda daha sertleştirdi.
Adrian Ece’yi kaldırdı, kucağına oturttu. Bu sefer ters oturttu ki Murat her şeyi net görsün. Ece bacaklarını açtı, eliyle o kalın başı ıslak am dudaklarına dayadı ve yavaşça üzerine oturdu. Santim santim içeri girerken ağzından uzun bir inilti koptu. “Ahhh… İçimi yırtıyor… Çok kalın… Dibime kadar doluyor!” Adrian’ın elleri Ece’nin belini kavradı, onu aşağı yukarı kaldırmaya başladı. Her inişte kalçaları Adrian’ın kasıklarına tok bir sesle çarpıyordu. Ece’nin dolgun memeleri zıplıyor, terle parlıyordu. Her vuruşta amının iç duvarları geriliyor, zevkten kasılıyordu.
Murat’un yüzüyle burun burunaydılar neredeyse. Ece, Adrian’ın ritmine uyum sağlayarak kalçalarını daireler çizdirirken kocasına baktı. “Görüyor musun Murat? Bak sik nasıl girip çıkıyor. Amımın dudaklarını nasıl geriyor. Senin yarağınla hiç böyle dolgun hissetmedim kendimi. Daha sert Adrian… Kocama göster karısının ne kadar büyük bir yarak düşkünü olduğunu!”
Adrian homurdandı, kalçalarını yukarı doğru daha sert itmeye başladı. Ece’nin amından çıkan ıslak şapırtılar, inlemeleri ve ten çarpma sesleri stüdyoda yankılanıyordu. Ece’nin eli aşağı kaydı, kendi klitorisini ovuşturmaya başladı. Orgazmı hızla yaklaşıyordu. Bacakları titriyor, Adrian’ın kalın sikinin her darbesinde içinden elektrik akımları geçiyordu. “Boşalıyorum… Yine boşalıyorum!” diye bağırdı. Vücudu kasıldı, amı Adrian’ın sikinin etrafında şiddetle sıkıştı. Suları fışkırarak Adrian’ın kasıklarına ve koltuğa aktı.
Adrian durmadı. Ece’yi kucağından kaldırdı, bu sefer koltuğun kenarına domalttı. Yüzü doğrudan Murat’a dönüktü. Adrian arkasından tekrar girdi, bu kez daha vahşi, daha derin. Her seferinde Ece’nin kalçalarına tokat atıyor, “Al… Al karını… Bak nasıl sikişiyor,” diye homurdanıyordu. Ece’nin gözleri Murat’ın gözlerindeydi. “Dokun bana hayatım,” diye yalvardı. “Klitorisimi okşa… Adrian beni sikerken sen de yardım et.”
Murat tereddüt etti ama uzandı. Titreyen parmakları Ece’nin şişmiş klitorisine değdi. Adrian’ın kalın sikinin az ötede, karısının amına girip çıktığını hissedebiliyordu. Bu temas Ece’yi çıldırttı. “Evet… İşte böyle… Kocamın parmakları üstündeyken sik beni!” Adrian tempo artırdı, teri Ece’nin sırtına damlıyordu. Ece ikinci kez, daha şiddetli boşaldı. Bacakları titredi, sesi kısıldı, gözleri kaydı.
Adrian artık kenardaydı. Sikini Ece’nin amından çıkardı, onu çevirdi ve sırtüstü yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, iyice açtı. Bu pozisyonda her şey apaçıktı. Murat birkaç santim öteden karısının amının nasıl gerildiğini, Adrian’ın damarlı yarağının köküne kadar girip çıktığını izliyordu. Adrian hızlandı. “İçine boşalacağım yine… Karını tohumlayacağım Murat. İstiyor musun?”
Murat’un eli deli gibi gidip geliyordu. “Evet… Boşal içine…” diye inledi ezik bir sesle.
Adrian son birkaç darbeyi indirdi, kasları gerildi ve derin bir homurtuyla patladı. İkinci kez bolca, sıcak spermini Ece’nin amının en derinlerine fışkırttı. Ece de aynı anda üçüncü orgazmını yaşadı, tırnaklarını Adrian’ın kollarına geçirdi, uzun uzun inledi. Adrian sikini yavaşça çıkardı. Amından taşan beyaz karışım, Ece’nin kalçalarına doğru aktı.
Ece nefes nefese doğruldu. Bacakları titriyordu. Gözleri Murat’a kaydı. “Temizle beni,” dedi yumuşak ama kararlı bir sesle. “Adrian’ın döllerini yala hayatım. İstediğin buydu değil mi?”
Murat koltuktan kaydı, dizlerinin üzerine çöktü. Yüzü utançtan yanıyordu ama dili amcığa uzandı. Tuzlu, ağır tadı yalarken Ece’nin inlemeleri yeniden yükseldi. Adrian yanlarında ayakta duruyor, yarı sert sikini izliyordu. Ece’nin eli Murat’ın saçlarını okşadı. “Aferin… İyi temizliyorsun.”
Uzun bir süre sadece ıslak yalama sesleri, ağır nefesler ve arada Ece’nin hafif inlemeleri duyuldu. Sonra her şey yavaşladı. Adrian arkaya çekildi, pantolonunu giydi. Ece doğrulup oturdu, bacaklarını kapattı ama içinden hâlâ sızan sıcaklığı hissediyordu. Murat koltuğa geri döndü, sikinden son damlalar sızarken gözlerini yere indirdi.
Stüdyodaki loş ışıklar üzerlerinde dondu. Kamera hâlâ tripodunda sessizce duruyordu. Üçü de kıpırdamadan, konuşmadan kaldı. Sadece üç kişinin giderek yavaşlayan nefes sesleri duyuluyordu. Dışarıdan şehrin uzak uğultusu bile gelmiyordu. Her şey susmuştu. Ece’nin dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme vardı. Murat’ın gözlerinde ise tuhaf, derin bir boşluk. Adrian ise kollarını kavuşturmuş, sessizce onları izliyordu. Stüdyo tamamen sessizdi. Hiçbir kelime edilmedi. Sadece o derin, ağır sessizlik kaldı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories