Düğün Sonrası Maskeli Yabancının İçime Girmesi
Yeni evli 28 yaşındaki Naomi, düğün sonrası maskeli baloda siyah tenli Xavier’ın kocaman yarrığıyla deli gibi sikişiyor.
Maskeli balonun salonunda avizeler kristal gibi parlıyordu, orkestra ağır bir caz ritmi basıyordu. Naomi yirmi sekiz yaşındaydı, üç saat önce evlenmişti; beyaz gelinlik yerine şimdi siyah dantel bir elbise giymiş, yüzünde ince gümüş bir maske vardı. Kocasının iş arkadaşlarından biriyle vals adımları atarken salonda dolaşan bakışlar arasında bir çift göz ona kilitlendi. Xavier. Otuz iki yaşında, Amerikalı konuk, koyu teni maskenin altından daha da belirgin, omuzları geniş, çenesi keskin. Maskesi siyahtı, sadece dudakları ve o koyu, keskin bakışları görünüyordu. Naomi’nin karnında bir şey kıpırdadı. Yasak. Yeni evli. Türk. Ama o bakışlar “seni istiyorum” diyordu ve kendi bakışları da aynı cevabı veriyordu.
Dans partneri onu çevirirken Xavier’a daha yakın geçtiler. Xavier’ın bakışları Naomi’nin dekoltesinden beline kaydı, sonra tekrar gözlerine. Naomi yutkundu. Elbisesinin altındaki dantelli külot çoktan nemlenmişti. “Ne oluyor bana?” diye düşündü. Kocası salonda bir yerdeydi, iş konuşuyordu muhtemelen. Maskeler her şeyi bulanıklaştırıyordu; isimler, yeminler, “ilelebet” lafı. Xavier bir anlığına gülümsedi, kalın dudakları aralandı. Naomi dans partnerine nazikçe teşekkür edip ayrıldı, kalabalığın içinden Xavier’a doğru kaydı. Müzik değişti, daha yavaş, daha baslı.
Xavier eli beline değmeden önce bile teni ısınıyordu. “Dans eder misin?” diye sordu İngilizce, sesi kalın, alçak. Naomi başını salladı. Elleri beline kapandığında parmakları geniş ve sıcaktı, koyu teni açık teninin üzerinde kontrast yaratıyordu. Sıkıca tuttu, kalçalarını kendine çekti. Naomi’nin memeleri göğsüne değdi. “Ne kadar ıslaksın?” diye fısıldadı kulağına, Türkçe’yi bozarak, aksanlı. Naomi utanmadı. Maskenin ardında cesaret vardı. “Sırılsıklam,” diye fısıldadı geri. “Amım sızıyor senin o bakışlarından.” Xavier’ın nefesi boynuna değdi. Eli belinden kalçasına kaydı, sıkıca avuçladı. “Gel,” dedi Naomi, onu tuvaletlerin yanındaki koridora doğru çekerek. Kimse bakmıyordu; maskeler, şarap, müzik. Boş bir oda buldular—muhtemelen personel odası, kapısı kilitli değildi, içinde geniş bir yatak, loş ışık, ayna.
Kapı kapanır kapanmaz öpüştüler. Xavier’ın dudakları kalındı, dili Naomi’nin ağzına girdi, salya alışverişi ıslak ve aceleciydi. Elleri elbisesini belinden sıyırdı, danteli yırtmadan yukarı çekti. Kalın, siyah parmakları külotunun kenarından içeri süzüldü, ıslak am dudaklarını ayırdı, kaygan yarığa battı. “Vay amına koyayım,” diye homurdandı. “Türk amı bu kadar sulu mu oluyor yeni evliyken?” Naomi pantolonunun fermuarını indirdi, elini içeri soktu. Kocaman, kalın, sıcak bir yarrak çıktı avucuna—siyah, damarlı, başı zaten parlak. “Sik beni,” dedi Naomi, utanç yok, sadece ihtiyaç. “Şimdi. Maskeyle. Kimse bilmeyecek.”
Xavier pantolonunu indirdi. Yarrak salındı, ağır, uzun, kalın; Naomi diz çöktü halıya. Ağzını açtı, başını yaladı, dilini yarığa soktu, sonra boğazına kadar aldı. Gözleri sulandı, salyası aktı, çenesinden damladı siyah tenine. Xavier saçını tuttu, kalçalarını öne verdi, boğazını sikti. “Ağzını aç daha fazla, yut şu kara yarrakı.” Naomi boğulur gibi oldu ama geri çekilmedi; tükürüğü şapırtılı sesler çıkarıyordu, eli taşağına sarıldı, diğer eliyle kendi amını okşadı. Xavier geri çekildi, tükürük ipliği koptu. “Ayağa kalk. Duvara dön.”
Naomi duvara yaslandı, ellerini dayadı, bacaklarını açtı. Xavier elbisesini beline sıvadı, külotu kenara çekti, yarrak başını amına sürttü. Kaygan, sıcak. Bir hamlede girdi—kalınlık amını gerdi, Naomi inledi, “Ahhh, siktir, ne kadar kalın...” Xavier saçını yakaladı, geriye çekti, sert pompalamaya başladı. Her vuruşta kalçaları şap şap ses çıkarıyordu, siyah eli kalçasını eziyordu. “Türk karı benim kara yarrığıma doymuyor mu?” diye homurdandı kulağına, iğrenç, alaycı. “Kocanın sikini unuttun mu bari? Bak nasıl yutuyor amın beni. Daha sert ister misin, orospu?” Naomi “Evet, daha sert, amımı parçala” diye inledi, duvara alnını dayayarak. Xavier belini kavradı, derin ve acımasız sikti; her girişte Naomi’nin amı şapırtı çıkarıyor, sular iç uyluklarına akıyordu. “Boşalma henüz,” dedi Xavier. “Yatağa.”
Naomi’yi yatağa itti, sırtüstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına attı. Maskesi hâlâ yüzündeydi, gözleri parlıyordu. Xavier üzerine eğildi, yarrakını yeniden amına soktu, bu sefer misyoner, dip dibe. Derin. Naomi’nin bacakları titredi, topukları Xavier’ın sırtına battı. “Bakışlarıma bak,” dedi Xavier, pompalamaya devam ederken. “Kocan dışarıda, sen burada kara yarrak yiyorsun. Nasıl hissediyor?” Naomi “Deli gibi… amım yanıyor, doldur beni” diye geveledi. Xavier hızlandı, taşakları amına çarptı, eliyle klitorisini ovdu. Naomi orgazmın eşiğine geldi, karnı kasıldı, “Geliyorum, siktir, boşalıyorum!” diye bağırdı bastırarak. Amı kasılarak yarrakı sıktı, sular fışkırır gibi aktı, bedeni sarsıldı. Xavier durmadı, pompalamaya devam etti, Naomi’nin hassas amını orgazmın ardından da sikerek inlemelerini uzattı.
Naomi nefes nefese “Üstüne binmek istiyorum” dedi. Xavier sırtüstü yattı, yarrakı dimdik, parlaktı, am suları ve salya karışımıyla. Naomi üzerine çıktı, amını hizaladı, yavaşça indi. Kalınlık yine gerdi onu, ta köküne kadar oturdu. Ellerini Xavier’ın geniş göğsüne dayadı, kalçalarını kaldıra indirerek sikmeye başladı. Ata biner gibi, hızlı, sert; her inişte yarrak amının en dibine vuruyor, rahmine değiyordu neredeyse. Memeleri sarsılıyordu, maskesinin altından saçları yapışmıştı tere. “Al şu kara siki, kendi amına vur,” diye kışkırttı Xavier, kalçalarını aşağıdan savurarak. Naomi “Daha… daha derine” diye inledi, temposunu artırdı, klitorisini kendi parmağıyla ovdu. İkinci orgazmı daha şiddetli geldi; bacakları kilitlendi, amı nabız gibi attı, “Boşalıyorum yine, amına koyayım Xavier—” diye kesildi sesi. Vücudu seğirdi, üzerine yıkıldı biraz, ama yarrak hâlâ içindeki.
Xavier onu çevirdi, yan yatarak kaşık pozisyonunda arkadan girdi yeniden. “İçine boşalacağım,” dedi. “Bir kere yetmez.” Naomi “Boşal, doldur amımı, kocamın içine boşalması gereken yere senin döllerini akıt” diye fısıldadı, tamamen isteyerek. Xavier birkaç sert hamleden sonra boğularak boşaldı; sıcak döl fışkırdı, amını doldurdu, fazlası kenarlarından sızdı. Durmadı. Hâlâ sertti. Naomi’yi sırtüstü çevirdi, bacaklarını açtı, döl sızan amına yeniden soktu, ikinci turu başladı. “Bir daha,” diye homurdandı. “Türk amı dölle dolsun.” Naomi inleyerek bacaklarını sard işine, “Ver, hepsini ver” dedi. Xavier ikinci kez de içine boşaldı, daha uzun, daha koyu bir boşalmayla; döller karıştı, yatak çarşafı ıslandı. Üçüncü kez için Naomi’yi dizlerinin üzerine çökertti, arkadan girdi, saçını çekerek “Hâlâ doymadın mı?” diye sordu. Naomi “Doymadım, sik beni kırılana kadar” cevabını verdi.
Xavier üçüncü boşalmasını da derinlere akıttıktan sonra yarrakı yavaş yavaş yumuşamadan önce birkaç kez daha sürttü amın içinde, dölleri köpürttü. İkisi de nefes nefese yataktaydı, maskeler hâlâ yüzlerinde, ter ve döl kokusu odada asılıydı. Naomi’nin amı zonkluyordu, sızan beyazlık uyluklarından akıyordu. Xavier parmağıyla sızanı topladı, Naomi’nin dudaklarına götürdü; o da yaladı, göz göze. Koridordan ayak sesleri geldi, uzaktan kahkahalar. Bal o devam ediyordu. Kocası bir yerlerde onu arıyor olabilirdi. Xavier elini Naomi’nin memesine gezdirdi, meme ucunu sıkarak. “Bu gece bitmedi,” diye fısıldadı. “Maskeni çıkarmana izin vermeyeceğim henüz. Ve senin o yeni alyanslı parmağınla benim yarrakımı tekrar tutmanı istiyorum—ama önce seni buradan başka bir yere götüreceğim. Daha sessiz, daha uzun sürecek bir yere. Kocan fark etmeden. İster misin?”
Naomi’nin kalbi güm güm atıyordu. İçindeki döl hâlâ sızıyordu, amı şişmiş, tatmin olmuş ama hâlâ aç. Maskenin ardında gülümsedi, Xavier’ın kalın parmağını ağzına aldı, emdi. “İsterim,” dedi. “Ama bu sefer… daha iğrenç konuş. Bana ne olduğumu söyle. Ve sakın yarrakını henüz temizleme—ben temizlerim dilimle, yolda.” Xavier’ın bakışları karardı, yeniden sertleşmeye başlayan sikine doğru Naomi’nin elini indirdi. Kapıya doğru adım atarken bile gerilim kopmamıştı; salondaki müzik bastırılmış geliyordu, alyansı parmaklarında soğuk bir hatırlatıcı gibi duruyordu, ama Xavier’ın eli belindeyken o soğukluk buharlaşmıştı. Koridorda bir an durdular, bakıştılar. Xavier “Birkaç dakika sonra servis asansöründe buluş. Ben önce çıkıyorum” diye fısıldadı. Naomi başını salladı, döl sızan amını bastırarak elbisesini indirdi, maskesini düzeltti. Kapıyı araladığında kalbindeki yasak ateş sönmemişti—sadece daha derine, daha tehlikeli bir yere doğru kayıyordu.
Servis asansörünün metal kapıları kapanırken Naomi hâlâ döl sızan amını bacaklarını sıkarak bastırıyordu. Xavier’ın koyu teni loş ışıkta parlıyordu; maskesi yerinde, yarrak pantolonunun içinde yeniden kabarmış, fermuarı yarı açık. Naomi diz çöktü asansörün soğuk zeminine, eli o koca siyah sikin üzerine kapandı. “Yolda temizleyeceğim demiştim,” diye fısıldadı, dilini başın yarığına bastırarak. Tuzlu-tatlı döl kalıntısı ve kendi amının tadı karışmıştı diline. Xavier saçını yakaladı, kalçalarını hafifçe öne verdi. “Em onu iyice, orospu. Kocanın alyansıyla tutarken yut.” Naomi alyanslı parmağıyla taşağına sarıldı, boğazına kadar aldı; salyası aktı, şapırtı asansörün dar duvarlarında yankılandı. Asansör ding diye durdu, bodrum katı—eski bir depo odası, kullanılmayan misafir süiti gibi düzenlenmiş, tek bir yatak, kalın perdeler, kilitli kapı.
Xavier onu içeri çekti, kapıyı arkalarından sürgüledi. “Elbiseni çıkar. Masken kalsın. Alyansın da.” Naomi danteli sıyırdı, çırılçıplak kaldı; memeleri ağır, uçları sert, amı şişmiş ve hâlâ beyaz dölle parlıyordu. Xavier pantolonunu tamamen indirdi, o koca yarrak serbest kaldı—damarlı, parlak, ağır. “Gel buraya. Önce dilinle her yerimi yala, sonra amını parçalatacağım yine.” Naomi dizlerinin üstüne çöktü, yarrakı boğazına gömdü, tükürük iplikleri siyah tenine yapıştı. Xavier “Daha derine, Türk karı. Boğazını sikeyim diye açtın ya o ağzını,” diye homurdandı. Naomi gözleri sulanarak emdi, eli kendi klitorisine gitti, ıslak şapırtılar çıkardı. Xavier onu saçından çekip ayağa kaldırdı, yatağa yüzüstü itti. “Kalçanı kaldır. Aynaya bak—maskeli yeni gelin, kara yarrak yemek için amını nasıl açıyor.”
Naomi diz-dirsek pozisyonuna geçti, aynada kendine baktı: gümüş maske, açık bacaklar, sızan döl. Xavier arkadan yaklaştı, yarrak başını am dudaklarına sürttü, bir hamlede köküne kadar gömdü. Naomi “Ahhh siktir, yine geriyor…” diye inledi. Xavier belini kavradı, sert ve derin pompalamaya başladı; her vuruşta taşakları amına çarpıyor, şap şap sesleri odayı dolduruyordu. “Kocan dışarıda seni arıyor, sen burada kara sikin altında inliyorsun. Amın nasıl yutuyor beni bak—genişlemiş, döl içinde, hâlâ doymamış orospu.” Naomi “Daha sert… amımı parçala, kocamın sikiyle kıyaslama bile yapamam artık,” diye geveledi, yüzünü yastığa gömerek. Xavier bir eliyle saçını geriye çekti, diğer eliyle kalçasını eziyor, parmak izleri bırakıyordu. “Söyle ne olduğun. Söyle.” Naomi aynaya bakarak “Senin döl yatağın… kara yarrak fahişen… yeni evli Türk orospusu,” diye inledi. Xavier hızlandı, her girişte rahmine vurur gibi derine indi; Naomi’nin bacakları titredi, amı kasılarak sıktı. “Geliyorum—boşalıyorum yine, amına koyayım…” Orgazmı sarsarak geldi, suları Xavier’ın yarrakının etrafından fışkırır gibi aktı, uyluklarından yatak çarşafına damladı.
Xavier çıkarmadı. Onu çevirdi, sırtüstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına attı, yeniden dip dibe girdi. Misyoner pozisyonunda yüz yüze, maskelerin ardında bakışarak sikişiyorlardı. “Bakışlarımdan kaçma. Kocanın yeminini unut, sadece bu kara siki hisset.” Naomi bacaklarını sırtına doladı, topuklarıyla onu daha derine çekti. “Doldur beni… içime boşal, taşır, her yerine bulaştır.” Xavier eli memesine gitti, ucunu sıkarak eziyor, diğer eliyle klitorisini ovuyordu. Naomi ikinci orgazmın eşiğinde inlerken Xavier “Alyanslı elinle taşaklarımı tut. Boşalırken sık,” dedi. Naomi itaat etti; sıcak döl fışkırdığında amını doldurdu, fazlası kenarlarından sızdı, Xavier birkaç sert hamle daha yaparak her damlayı içine akıttı. “Bir daha,” diye homurdandı, hâlâ sert. “Türk amı bu gece benden kurtulamayacak.”
Naomi üstüne binmek için onu sırtüstü çevirdi, amını hizalayıp yavaşça indi—döl ve ıslaklıkla kaygan, köküne oturdu. Kalçalarını kaldırıp indirerek ata biner gibi sikiyordu; memeleri sarsılıyor, maskesinin altından ter damlıyordu. Xavier aşağıdan savuruyor, “Kendi amına vur o kara siki. Daha hızlı, orospu. Kocan seni böyle mi sikiyor? Yoksa bu mu gerçek?” diye kışkırttı. Naomi “Bu… sadece bu. Amım yanıyor, doymuyorum,” diye inledi, temposunu artırdı, klitorisini ovdu. Üçüncü orgazmı daha şiddetli geldi; bacakları kilitlendi, amı nabız gibi atarak yarrakı sıktı, “Xavier—boşalıyorum, siktir…” diye sesi kesildi. Vücudu seğirdi, üzerine yıkıldı ama Xavier onu tuttu, yan yatırıp kaşık pozisyonunda arkadan yeniden girdi. “İçine bir daha. Sonra dilinle temizle, sonra bir tur daha.” Naomi “Ver, hepsini akıt, kocamın hakkını sen kullan,” diye fısıldadı. Xavier boğuk bir inlemeyle boşaldı; koyu, sıcak döl amını taşırdı, uyluklarından aktı, yatak ıslandı.
Hâlâ nefes nefese, Xavier yarrakını çıkardı—parlak, döl ve am suyuyla kaplı. Naomi hemen eğildi, dilini yarığa soktu, taşağa kadar yaladı, her damlayı yuttu. “Temiz,” diye mırıldandı, göz göze. Xavier onu tekrar sırtüstü yatırdı, bacaklarını açtı, döl sızan amına dilini basıp yaladı—ıslak, sesli, klitorisini emerek. Naomi “Ahhh dilin… daha,” diye kıvrandı. Xavier parmaklarını da soktu, iki kalın siyah parmak amını gererek, dil klitoriste. Naomi dördüncü orgazmı neredeyse ağlayarak geldi; bacakları Xavier’ın kafasına kilitlendi, suları yüzüne aktı. Xavier kalkıp yarrakını yeniden amına sürttü, girdi—bu sefer yavaş, derin, her santimi hissettirerek. “Son. Bu sefer hem içine hem üstüne.” Naomi bacaklarını sard ı, “Boşal istediğin yere… ben seninim bu gece,” dedi. Xavier hızlandı, taşakları şapırdıyor, oda inilti ve et sesiyle doluydu. Birkaç sert hamleden sonra boğularak boşaldı; bir kısmı amının dibine aktı, çekip çıkardı, kalanını Naomi’nin memelerine, karnına fışkırttı—beyaz döller koyu teninin ve Naomi’nin açık teninin üzerinde zıtlık yaratıyordu. Naomi parmağıyla dölü topladı, ağzına götürüp yaladı, sonra Xavier’ın yarrakını son kez emerek temizledi.
İkisi de yatağa yığılmıştı, maskeler hâlâ yüzlerinde, ter ve seks kokusu yoğun. Naomi’nin amı zonkluyor, döl sızıyor, bacakları açık ve titriyordu. Xavier eli memesinde gezdiriyor, ucunu ovuyordu. “Bu gece bitmedi aslında,” diye fısıldadı. “Yarın… belki başka bir maskeli gece. Ya da kocan işe gidince.” Naomi alyansına baktı, gülümsedi, “İsterim. Ama şimdi… biraz daha kal. İçim hâlâ dolu, hâlâ senin.” Xavier öpüştü onu—kalın dudaklar, dil, salya. Yarrak yavaş yavaş yumuşamadan önce amına son kez sürtündü, dölleri köpürttü. Naomi gözlerini kapadı, tatmin ve yasak ateşiyle sızlandı. “Maskeni… bir gün çıkaracağım,” dedi Xavier. “Ama şimdi değil. Şimdi sen sadece benim maskeli orospum sun.”
O an kapıya sert bir vuruş geldi. Üç kez. Sonra bir ses—tanıdık, boğuk, koridordan: “Naomi? Naomi, orada mısın? Servis asansörünü kullandığını gördüm, kapı kilitli… açar mısın? Herkes seni arıyor.” Kocasının sesi. Ayak sesleri durmuş, nefes alma sesi kapının arkasında. Naomi’nin kalbi boğazına sıçradı; amındaki döl hâlâ sızıyor, Xavier’ın yarrakı uyluğuna yapışık, maskeler yerinde, oda seks kokuyordu. Xavier parmağını dudaklarına götürdü, gülümsedi—o koyu, tehlikeli gülümseme. Kapıya bir vuruş daha.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories