Gece Feribotunda Yasak Flingin Ateşli Vedası

28 yaşındaki gazeteci Carmen ile 32 yaşındaki mutsuz evli iş kadını Camila, gece feribotunda tuvalette ıslak amlarını yalayarak ateşli bir lezb

8 min read September 25, 2026New

Gece yarısı İstanbul-Bursa feribotunun salonu loş ışıklarla kaplıydı, motorların hafif uğultusu ve denizin ritmik dalgaları her şeyi biraz daha gizemli kılıyordu. 28 yaşındaki deneyimli gazeteci Carmen, pencere kenarındaki boş koltuk sırasına yayılmıştı. Uzun bir haftanın yorgunluğunu üstünden atmak için bu gece yolculuğunu tercih etmişti; röportajlar, deadline’lar, şehrin kaosu… Hepsi geride kalmıştı. Siyah saçları omuzlarına dökülüyor, kotu ve dar tişörtü vücudunun kıvrımlarını ortaya çıkarıyordu. Tam not defterini karıştırırken 32 yaşındaki mutsuz evli iş kadını Camila aynı sıraya yaklaştı. Camila’nın pahalı trenchcoatı, diz üstü eteği ve topukluları onun başarılı ama sıkılmış bir kadın olduğunu hemen belli ediyordu. Kocasıyla yaşadığı mutsuz evlilik onu son yıllarda iyice içine kapanık hale getirmişti. Tesadüfen aynı koltuk sırasına düşmeleri ikisini de bir an duraksattı.

Carmen başını kaldırdı ve o meşhur yaramaz gülümsemesi dudaklarında belirdi. Gözleri Camila’nın dolgun dudaklarına, sonra eteğinin altından görünen pürüzsüz bacaklarına kaydı. Camila da utangaç ama meraklı bir bakışla karşılık verdi; bu bakışta yasak bir merak, uzun zamandır bastırılmış bir arzu vardı. İkisi de o anda hissetti o kıvılcımı. Carmen içinden geçirdi: “Bu kadın evli ama gözleri beni soyup döküyor resmen. Kocası herhalde ne yaptığını bilmiyor. Bu gece benim olabilir, hem de çok istiyor gibi.” Camila ise kalbinin hızlandığını fark etti: “Bu kızın gülümsemesi içimi eritiyor. Yıllardır kocamdan göremediğim o açlığı onun bakışlarında görüyorum. Yasak ama… denemek istiyorum.”

“Burası boş mu yoksa biri mi bekliyor?” diye sordu Camila, sesi hafif titrek ama davetkâr.

Carmen güldü, yer açtı. “Boş tabii, otur. Ben Carmen, 28 yaşındayım, gazeteciyim. Gece feribotunda yalnız kalmak istemezdim zaten, sen geldin tam zamanında.”

Camila otururken eteği biraz sıyrıldı, bacakları Carmen’inkine değdi. Hafif bir elektriklenme oldu. “Ben Camila, 32 yaşındayım. Bir tekstil şirketi yönetiyorum, Bursa’da sabah toplantım var. Kocam orada bekliyor ama… sohbet etmek iyi gelir.”

Sohbet başladı. Önce feribotun sallantısından, İstanbul’un ışıklarından bahsettiler. Ama Carmen’in yaramaz yorumları ve Camila’nın utangaç kahkahaları hızla flörtü derinleştirdi. Dalga teknesini sarsınca ikisi de birbirine yaslandı, bu da gülüşmelerine neden oldu. Carmen, “Deniz bile bizi birbirimize itiyor, farkında mısın?” dedi. Camila kızardı ama bakışını kaçırmadı. Konu yavaş yavaş müstehcenleşti. Camila kocasından dert yanmaya başladı.

“Kocam yıllardır aynı. Eve geliyor, televizyonu açıyor, beni yok sayıyor. Yatakta da… hiç heyecan yok. Ben ise daha fazlasını istiyorum. Islak, ateşli, yasak şeyler… Anlatması bile utandırıyor ama seninle konuşmak kolay geliyor.”

Carmen ona daha da yaklaştı, dudakları neredeyse Camila’nın kulağına değiyordu. Loş ışıkta gözleri parlıyordu. “O halde bu gece benim ol, Camila. Kocanın veremediği her şeyi ben vereyim sana. Senin o mutsuz amını yalayayım, sen de benimkini em. Bu feribotta ateşli bir veda yaşayalım, kimse bilmesin.”

Camila bir an dondu. Kalbi deli gibi atıyordu, amının ıslandığını hissetti. İçinden düşündü: “Bu yanlış, evliyim, Bursa’da kocam bekliyor ama… gözlerindeki o arzu beni yakıyor. İstiyorum. Hem de çok.” Tereddüt etti, dudaklarını ısırdı, sonra gözlerindeki o açlıkla fısıldadı: “Tamam… istiyorum. Hadi. Tuvalete gidelim, engelli kabin şu tarafta, boş gibiydi.”

İkisi de kalktı, etraflarına bakmadan feribotun tuvalet koridoruna yöneldiler. Dalga onları arada sırada birbirine çarpıyor, bu da kısık kahkahalarına yol açıyordu. Carmen, “Düşersek haberlerde ‘Gece feribotunda lezbiyan kaza’ diye çıkarız,” diye fısıldadı, ikisi de güldü. Kabine girdiler, kapıyı kilitlediler. Daracık alanda ayna, lavabo ve tutunma barları vardı. Hava biraz nemliydi, deniz kokusuyla karışık kadınsı bir heyecan kokusu yayılıyordu.

Carmen hemen harekete geçti. Camila’yı lavaboya yasladı, eteğini beline sıyırdı, siyah dantel külodunu tek hareketle dizlerine indirdi. Camila’nın amı pürüzsüz ve sırılsıklamdı, klitorisi şişmiş halde dışarı çıkmıştı. Carmen diz çöktü, başını bacakların arasına gömdü ve dilini sertçe klitorisine bastırdı. Uzun, ıslak yalamalarla daireler çiziyor, emiyor, arada dilini içine sokuyordu. Tadını içine çekti; tuzlu, tatlı, arzulu bir ıslaklık. “Çok ıslaksın, Camila. Kocan bunu hak etmiyor,” diye mırıldandı.

Camila inledi, eli Carmen’in saçlarını kavradı, sertçe çekti. Bacakları titriyordu. “Ahh… Carmen… dilin harika. Daha sert yala, lütfen. Klitorisimi em… evet, işte öyle!” Dalga gelince lavabo hafif sarsıldı, Carmen’in yüzü daha da bastırıldı amına. Bu da ikisini güldürdü. Carmen mizahı elden bırakmadı: “Deniz bizimle dalga geçiyor resmen, ritmi tam oturdu.” Camila’nin zevk suları çenesinden akıyordu, inlemeleri bastırmak için dudaklarını ısırıyordu.

Bir süre sonra roller değişti. Camila Carmen’i lavaboya yasladı, kotunu ve külodunu indirdi. Carmen’in amı da sırılsıklam parlıyordu. Camila diz çöktü, iki parmağını yavaşça ama derinden soktu, gidip gelirken dilini klitorise yapıştırıp emmeye başladı. “Senin amın da çok güzelmiş,” diye fısıldadı ağzı dolu halde. Carmen saçlarını tuttu, yönlendirdi: “İyi kız… daha derine sok parmaklarını. Evet, iki parmak daha, doldur beni. Kocan hiç böyle parmaklamamıştır seni, değil mi? Daha hızlı em şimdi.”

Camila hızlandı, parmakları şapırtılı sesler çıkarıyordu. Carmen’in bacakları titriyordu, zevkten küfrediyordu hafifçe. “Harikasın… amımı parmaklarken emmeye devam et. Boşalmak üzereyim ama birlikte olalım.”

Sonra ikisi de ayakta 69 pozisyonuna geçmek için yaratıcı oldular. Carmen lavaboya tutundu, bir bacağını yukarı kaldırdı, Camila da onu belinden kavradı. Dar kabin ve dalgalar yüzünden biraz komik ama son derece ateşliydi. Birbirlerinin ıslak amlarını aynı anda açgözlüce yalamaya, parmaklamaya başladılar. Diller klitorislerde yarışıyor, parmaklar derinlere girip çıkıyor, emme sesleri kabini dolduruyordu. Carmen, “Parmaklarını içimde döndür, evet… senin amın da dilimin altında zonkluyor,” diye inledi. Camila ise “Senin tadın bağımlılık yapıyor, daha sert yala beni,” diye cevap verdi.

Hafif dalgalar ritim katıyordu. İkisi de aynı anda zirveye yaklaştı. Bacakları kasıldı, inlemeleri birbirine karıştı. “Boşalıyorum… sen de mi?” diye sordu Carmen titreyen sesle. “Evet… birlikte… şimdi!” diye cevap verdi Camila. Şiddetli orgazmlar aynı anda patladı. Vücutları sarsıldı, amlarından zevk suları aktı, bacakları birbirine dolandı. İnlemelerini bastırmak için birbirlerinin kalçalarını ısırdılar neredeyse. Orgazm dalgaları uzun sürdü, ikisi de ter içinde kaldı, nefes nefese.

Dalgalar dinerken ikisi de lavaboya yaslanıp gülüşmeye başladı. Terli yüzleri, dağılmış saçları, ıslak bacakları… Her şey komik ve inanılmaz ateşli geliyordu. Carmen, Camila’nın alt dudağını son bir kez ısırdı, sertçe emdi ve bıraktı. “Bursa’ya inince kocana selam söyle,” diye takıldı, sesi hâlâ zevk dolu. “Belki ona da anlatırsın bu geceyi, nasıl parmaklandığını, nasıl yalandığını.”

Camila güldü ama gözlerinde hâlâ o açlık vardı. Tam birbirlerine sarılacakken kabin kapısına sertçe vuruldu. Dışarıdan bir yolcu sesi geldi: “İçeride uzun zamandır kimse yok mu? Tuvalet mi tıkandı?” İkisi de dondu. Kalpleri yeniden hızlandı. Carmen Camila’ya baktı, parmağını dudaklarına götürdü. Giyinmeye başladılar ama telaş içindeydiler. Etekler indirildi, fermuarlar çekildi ama ıslaklıkları hâlâ bacaklarından sızıyordu. Camila fısıldadı, “Bu bitmedi… değil mi? Kocam bekliyor ama ben seni hâlâ istiyorum.”

Carmen’in yaramaz gülümsemesi geri döndü. “Bursa’ya inene kadar daha çok zaman var. Sessiz ol, kapıyı açmayalım hemen.” Dışarıdaki ses devam ediyordu, feribotun hoparlöründen de yaklaşan liman anonsu geliyordu. İkisi de birbirine yapıştı, dudakları yine buluştu, ama bu sefer daha gizli, daha tehlikeli bir öpücük. Gerilim havada asılı kalmıştı; orgazm bitmişti ama arzu dinmemişti. Gece daha yeni başlıyordu ve bu yasak flörtün ateşi sönmek bilmiyordu.

Carmen parmağını dudaklarına götürdü, gözleri şeytani bir parıltıyla Camila’ya kilitlendi. Dışarıdaki adam kapıyı bir kez daha yumrukladı, “İçeride ne haltlar dönüyor lan, tuvalet mi patladı?” diye homurdandı. İkisi de eliyle ağzını kapattı, bastırılmış kahkahaları boğazlarında düğümlendi. Carmen’in aklından geçenler basitti: Bu tehlike amını yeniden sırılsıklam yapmıştı, 28 yaşındaki gazeteci riskten zevk alıyordu resmen. “Açmayalım,” diye fısıldadı Camila’nın kulağına, dudakları kulağının memesindeki küpeye değerek. “Bırak adam dışarıda beklesin, biz burada amlarımızı birbirine katacağız. Senin o evli amın hâlâ zonkluyor, hissediyorum.”

Camila 32 yıllık hayatında hiç bu kadar ıslanmamıştı. Tekstil şirketinin patronu, sabah Bursa’daki toplantıda sunum yapacak kadın, şu an daracık kabin içinde bacakları titreyen bir orospuya dönüşmüştü. “Durmak istemiyorum,” diye fısıldadı, sesi hem korku hem arzu doluydu. “Kocam limanda bekliyor ama sikimde değil. Parmağını içime sok, Carmen. Sert sok, üç parmak, doldur beni.” İçinden geçiriyordu: Bu gazeteci kızın parmakları kocamın sikinden bin kat iyi, yasak ama tam da bu yüzden delirtiyor.

Carmen hemen eteği beline sıyırdı, Camila’nın siyah dantel külodunu tamamen çıkardı ve kendi kotunu da dizlerine indirdi. Lavabonun soğuk kenarı Camila’nın kalçalarına değince kadın hafifçe irkildi ama bu irkilme bile zevk veriyordu. Carmen iki parmağını birden ıslak am dudaklarının arasına kaydırdı, sonra üçüncü parmağı da ekledi. Şap şap şap sesleri kabin içinde yankılanıyordu. Dalga feribotu sallayınca parmaklar daha derin gömüldü. “Bak sen şu işe,” diye güldü Carmen, “deniz bizim ritmimizi ayarlıyor. Amın içini parmaklarımla sikiyorum, hissediyor musun? Kocan seni yıllardır böyle doldurmadı değil mi? Senin gibi ateşli, sulu bir amı boşa harcamış adam.”

Camila kalçalarını öne arkaya oynatıyor, parmaklara kendini bastırıyordu. Zevk suları Carmen’in bileğine kadar akıyordu, lavabonun kenarından damlıyordu. “Daha hızlı… evet, parmaklarını döndür içimde. Ahh… amım yanıyor senin için. Dışarıdaki herif hâlâ vuruyor, belki de bizim şapırtıları ‘boru tıkanıklığı’ sanıyordur.” İkisi de yine kıkırdadı, bu mizah gerilimi azaltmıyor, aksine ikisini de daha azgın hale getiriyordu. Carmen parmaklarını çıkarıp çıkarıp sokuyor, arada klitorisi iki parmağıyla sıkıştırıp çekiyordu. Camila’nın bacak içleri sırılsıklam parlıyordu, aynadan yansıyan görüntüleri izlerken kendi kendilerine gülüyorlardı; trenchcoatı yana kaymış, topukluları bir kenara fırlamış, dağılmış saçlarıyla iki yetişkin kadın tam bir kaos içindeydi.

Bir süre sonra Camila diz çöktü, burnunu Carmen’in amına gömdü. Dilini sertçe klitorise bastırdı, uzun uzun yaladı, emdi, sonra dilini deliğe sokup çıkarıyordu. “Tadın delirtıyor beni,” diye mırıldandı, ağzı tamamen ıslak ve parlaktı. “Bu amı yalamak için kocamı boşayabilirim.” Carmen onun saçlarını iki eliyle kavradı, kalçalarını ileri iterek yüzünü amına bastırdı. “Em daha sert, orospu. Dilini içime sok, evet… işte orada. Feribot sallandıkça burnun klitorisime çarpıyor, mükemmel bir vibratör oldun.” Dalgalar ritmi bozuyor, ikisini de güldürüyordu. Carmen, “Deniz bizi izliyor galiba, ‘bu iki kadın ne yapıyor’ diye,” dedi ve ikisi de sessizce sarsılarak güldüler.

Hoparlörden “Sayın yolcular, on dakikaya kadar Bursa’ya yanaşacağız, lütfen eşyalarınızı toplayın,” anonsu geldi. Bu ses ikisini de daha telaşlı ama daha azgın yaptı. Carmen Camila’yı kaldırdı, “Zamanımız az, amlarımızı birbirine sürtelim. Senin sulu amın benimkine değsin istiyorum.” Dar kabin içinde yaratıcı oldular. Camila tuvalet kapağını kapattı, üzerine oturdu, bacaklarını iki yana açtı. Carmen de karşısına geçti, bir bacağını lavaboya dayadı, diğerini Camila’nın kalçasının altına soktu. Islak am dudakları tam olarak birbirine yapıştı. Sıcak, kaygan, zevk suyuyla sırılsıklam iki am birbirine sürtünmeye başladı.

İlk sürtünmede ikisi de aynı anda inledi. “Amın amıma yapıştı resmen,” dedi Camila, kalçalarını daireler çizerek ileri geri oynatıyordu. Zevk suları birbirine karışıyor, şapır şupur sesler çıkarıyordu. Carmen de ritme uydu, “Sürt daha sert, evli orospu. Klitorisin klitorisimde zonkluyor. Kocan seni hiç böyle sikebildi mi? Senin amın benim amımı sikiyor şu an.” Dalga gelince sürtünme şiddetleniyor, klitorisler birbirine çarpıp ayrılıyordu. İkisi de ter içinde kalmıştı, memeleri tişörtlerin içinden dışarı taşmış, uçları sertleşmişti. Carmen bir elini aralarına soktu, iki parmağını birden hem kendi amına hem Camila’nın amına bastırdı. “Dört am dudağı birden parmaklarımın arasında… hissediyor musun? Sulu sesleri dinle.”

Camila’nın gözleri kaymıştı, “Parmaklarını çevir… evet, amlarımızı birlikte parmakla. Boşalmak üzereyim yine, bu sefer daha sert gelecek.” Sürtünme hızlandı, kalçalar birbirine çarpıyor, ıslak etler birbirini dövüyordu. Carmen’in yaramazlığı devam ediyordu: “Toplantıda sunum yaparken amın benim zevk sularımla ıslak olacak, oturduğunda hatırlayacaksın beni. ‘Bu sabah feribotta amımı bir gazeteciye sürtmüştüm’ diye düşüneceksin.” Bu sözler Camila’yı iyice delirtti, kalçalarını daha vahşi oynatmaya başladı. Kabin nemli deniz kokusu ve kadınların ıslak am kokusuyla dolmuştu, ayna buharlanmıştı.

Orgazm ikisini de aynı anda yakaladı. Camila önce kasılmaya başladı, “Boşalıyorum… amımdan fışkırıyor, senin amına akıyor!” diye inledi. Carmen de hemen arkasından titremeye başladı, “Ben de… al hepsini, sulu amını benim sularımla dolduruyorum, pis lezb fahişe.” Vücutları şiddetle sarsıldı, bacakları birbirine kenetlendi, zevk suları lavabonun kenarından yere damladı. Isırmalar, tırnaklar, bastırılmış çığlıklar… Her şey birbirine karıştı. Dalga tam o anda feribotu sertçe sallayınca ikisi de lavaboya tutunmak zorunda kaldı, orgazm dalgaları uzadıkça uzadı.

Nihayet nefes nefese birbirlerinden ayrıldılar. Dışarıdaki vuruşlar çoktan kesilmişti, adam gitmişti. Giysilerini aceleyle düzelttiler, etekler indi, fermuarlar çekildi, trenchcoat omuzlara alındı. Ama kapıyı açmadan hemen önce Carmen Camila’nın eteğinin altına elini soktu, parmaklarını son bir kez ıslak amına daldırdı, çıkarıp kendi ağzına götürdü ve yaladı. Sonra parmaklarını Camila’nın dudaklarına sürdü.

“Hadi şimdi kapıyı aç da inelim, ama amındaki benim tükürüğüm ve parmak izlerimle kocanın sikini karşıla, seni ıslak amlı, evli, parmak düşkünü lezb orospu.”

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged fingering 69 cunnilingus dirty-talk squirting

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.