Kocamın En Yakın Arkadaşı Beni Tekrar Sahiplendi

Kocamın en yakın arkadaşı Darius mutfakta beni tezgaha dayayıp sertçe sahiplendi.

8 min read September 05, 2026New

Vanessa mutfakta kahve fincanlarını dizerken Darius’un kapıdan girdiğini hissetti; kocasının en yakın arkadaşı her zamanki gibi kendine güvenle adımlıyordu, omuzları geniş, çenesi keskin, bakışları ise Vanessa’nın üstünde bir an fazla oyalanıyordu. Otuz iki yaşındaydı, Gideon’dan dört yaş büyüktü ve Vanessa yirmi sekizinde, evliliğinin dördüncü yılında hâlâ o bakışların altında ürperiyordu. Gideon salonda televizyonun karşısına geçmiş, maçı yarı uykulu izliyordu; Darius ise mutfağa sokulup Vanessa’nın beline hafifçe dokunarak “Selam güzellik” dedi, parmakları bluzunun kenarından içeri süzüldü, bir saniye fazla kaldı. Vanessa nefesini tuttu, kalçalarını tezgâha dayadı, “Hoş geldin” diye fısıldadı. İçinde uzun zamandır bastırdığı şey kabarıyordu: Gideon’un yatağı kısa sürüyor, o da orgazma yetişemeden kocası kenara çekiliyordu; Darius ise her gelişinde Vanessa’nın bacaklarının arasını ıslatan bir vaat taşıyordu.

Gerginlik haftalardır böyle birikmişti. Darius, Gideon’un yanında Vanessa’ya kasıtlı dokunuşlar yapıyor, elini beline koyuyor, omzundan saçını sıyırıyor, “Bu bluz sana çok yakışmış” diyordu alçak sesle. Vanessa da artık karşılık veriyordu; yemek getirirken parmağını Darius’un eline sürtüyor, otururken bacağını onun bacağına dayıyor, bakışlarını kaçırmıyordu. Bir akşam Gideon banyodayken Darius Vanessa’nın kulağına eğilmiş, “Kocan seni yeterince dolduramıyor, ben biliyorum” demişti; Vanessa’nın amı o anda sızlamış, “Sus, duyar” diye uyarmıştı ama gülümsemişti. Şimdi yine aynı evdeydiler. Gideon salonda ağır ağır horlamaya başlamıştı; maç bitmiş, bira şişeleri masada kalmıştı. Vanessa bulaşıkları yerleştirirken Darius arkasından yaklaştı, kollarını beline doladı, gövdesini Vanessa’nın kalçalarına yapıştırdı. Sertliği pantolon kumaşından belli oluyordu.

“Kocan seni tatmin edemiyor, değil mi?” diye fısıldadı kulağına, nefesı sıcak. “Ben seni tekrar sahiplenmek istiyorum, Vanessa. Senin amını, senin inlemelerini… Gideon’un uyuduğu yerde.” Vanessa titredi, elleri tezgâhta sıkılaştı. İçindeki arzu artık yalan söyleyemeyecek kadar açıktı. “Evet” dedi boğuk sesle, “istediğim bu. Uzun zamandır. Al beni.” Dönüp Darius’un ağzına yapıştı; dilini içeri aldı, dudaklarını emdi, Gideon’un salonda horultusu arka planda dururken kalbi güm güm attı. Risk onu daha da ıslatıyordu. Darius’un eli eteğinin altından kalçasına kaydı, külotunun kenarını çekti, parmakları çoktan ıslanmış yarığa sürtündü. “Bak ne kadar hazır olmuşsun” diye homurdandı. “Kocanın duyabileceği yerde amın sızıyor.”

Vanessa bacağını açtı, “Öp beni daha sert” dedi. Darius onu tezgâhın üzerine oturttu, bacaklarını ayırdı, eteğini beline sıyırdı. Külotu yana çekip iki parmağını birden ıslak amına soktu; Vanessa inledi, başını geriye attı, “Ah… sik beni, kocamın arkadaşı olarak sahip ol bana” diye yalvardı. Darius parmaklarını kıvırarak içini okşadı, başparmağı klitorisine baskı yaptı, Vanessa’nın kalçaları tezgâhta kaydı. “Söyle, kime ait olacaksın bugün?” “Sana… sana ait olacağım.” Darius pantolonunu indirdi, kalın, damarlı siki fırladı; Vanessa’nın bakışları ona kilitlendi, salyası aktı. Darius onu indirdi, arkadan domalttı, göğüslerini tezgâha yaslattı, saçını bir eline doladı. Başını sikinin ucuyla amının girişine sürttü, ıslaklığıyla kaydırdı, sonra bir hamlede köküne kadar soktu.

Vanessa’nın çığlığı boğuk çıktı; Gideon’un uyuduğu salona taşmasın diye dudağını ısırdı ama zevk belini kilitledi. Darius sert ve hızlı başladı, kalçaları şap şap çarpıyordu, her vuruşta topukları Vanessa’nın rahmine dayanıyordu. “Kocana ait olmadığını söyle” diye emretti, saçından çekerek kafasını kaldırdı. Vanessa gözleri dolu, “Ait değilim ona… senin amınım, senin karın gibi sikilmek istiyorum” diye inledi. Darius temposunu artırdı, bir eliyle belini kavradı, diğeryle saçını tuttu, tezgâh her darbeyle sarsıldı. Vanessa’nın memeleri tezgâha sürtünüyor, sert uçları soğuk mermere değiyordu; amı Darius’un sikini sıkıca kavrıyor, şapırtılar mutfağı dolduruyordu. “Daha derin… boşalt içime” diye yalvardı. Darius eğilip kulağına “Gideon uyanırsa ne diyeceksin? Dudaklarında benim tadım, amında benim dölüm” dedi; Vanessa o cümleyle titreyerek orgazma ulaştı, duvarları kasılarak sikin etrafında nabız gibi attı, bacakları titredi, “Geliyorum… ah siktir, geliyorum” diye boğuk bağırdı.

Darius birkaç sert hamle daha yaptı, sonra derinine gömülü halde boşaldı; sıcak döl fışkırırken Vanessa’nın amı onu sağar gibi sıktı. Bir süre öyle kaldılar, nefes nefese, Darius’un siki hâlâ içinde zonkluyordu. Sonra yavaşça çıktı; karışım Vanessa’nın kalçalarından ince bir çizgi halinde aktı. Darius onu döndürdü, sikini Vanessa’nın dudaklarına dayadı. “Temizle” dedi. Vanessa diz çökmeden, eğilerek ağzını açtı, ıslak, dölle karışık siki diline aldı, yaladı, emdi, kendi tadını ve Darius’un dölünü yuttu; dudaklarının kenarı parladı. O anda salondan bir hışırtı geldi. Gideon’un horultusu kesilmişti. Ayak sesleri koridora doğru yaklaşıyordu.

Vanessa hâlâ Darius’un sikinin ucunu dudaklarında tutarken kapıya doğru bakış attı; kalbi boğazına tıkandı, amından sızan döl baldırına iniyordu, mutfak ışığı altında her şey apaçık duruyordu. Darius sakin sakin pantolonunu çekmeden Vanessa’nın saçını okşadı, alçak sesle “Gelsin” diye fısıldadı. Vanessa ayağa kalktı, eteğini indirmeye çalıştı ama dudakları şiş, ıslak, üzerinde Darius’un tadı vardı; Gideon’un silueti mutfak eşiğinde belirirken nefesini tuttu, bacaklarının arası hâlâ sızlıyor, içindeki döl sızmaya devam ediyordu. Darius arkasında dimdik duruyor, elini Vanessa’nın belinde bırakmış, sanki sahiplendiği şeyi kocasına göstermek ister gibi gülümsüyordu. Gideon uykulu gözlerle içeri adım attı ve Vanessa’nın yüzündeki parlaklığı, dağınık saçını, titreyen nefesini gördü—sözler henüz dökülmemişti, ama gerilim o mutfakta kalın bir duman gibi asılı kaldı, bir sonraki nefeste her şeyin patlamaya hazır olduğu belliydi.

Gideon mutfak eşiğinde donup kalmıştı. Uykulu gözleri önce Vanessa’nın şiş dudaklarına, sonra eteğinin hâlâ beline sıkışmış haline, en nihayet Darius’un elinin karısının belindeki sahiplenici duruşuna kaydı. Hava ağırdı; ter, sex ve taze boşalmış döl kokusu mutfağın her köşesine sinmişti. Vanessa’nın bacaklarının arasından ince bir çizgi halinde süzülen beyazlık baldırına yapışmış, mermer tezgâhın kenarında parlıyordu.

“Ne… ne oluyor burada?” Gideon’un sesi boğuk çıktı, neredeyse bir fısıltı. Dizleri yumuşamıştı.

Darius gülümsedi, parmaklarını Vanessa’nın belinde sıktı, onu biraz daha kendine çekti. “Gözlerinle görüyorsun, dostum. Karını sikiyordum. Az önce içine boşaldım.” Sakin, net, alaycı bir tını vardı sesinde. “Uyurken amını sulandırdım. Şimdi de senin önünde temizletiyorum.”

Vanessa titredi ama kaçmadı. İçindeki utanç bir yanıyla yakıyordu; diğer yanıyla ise amını yeniden sızlatıyordu. Kocasının bakışları altındayken Darius’un hâlâ ıslak, yarı sert sikinin pantolonunun üzerinden belli oluşu, kendi dudaklarındaki tuzlu tat… Hepsi onu daha da açıyordu. “Gideon…” diye mırıldandı, sesi kırık. “Ben… dayanamadım. O… o beni dolduruyor. Sen… sen yetmiyorsun.”

Gideon bir adım attı, yüzü kireç gibiydi. “Vanessa, ne diyorsun sen? Darius, elini çek karımdan—”

Darius gülerek pantolonunu indirdi. Kalın siki yeniden serbest kaldı; hâlâ parlaktı, Vanessa’nın salyası ve kendi dölünden ıslak. “Çekmeyeceğim. Bak, hâlâ sert. Karın biraz önce yaladı, yuttu. Şimdi sen izlerken tekrar sokacağım.” Elini Vanessa’nın ensesine koydu, hafifçe bastırdı. “Eğil yine. Tezgâha. Kocana göster amını.”

Vanessa’nın içi kıvrıldı. Aklı “Dur, bu çok fazla” dese de bedeni çoktan kararını vermişti. Eteğini beline sıyırdı, külotunu tamamen çıkarıp ayak bileğine indirdi, gövdesini mermere yasladı. Bacaklarını açtı. Amı kıpkırmızı, şiş, kenarlarından beyaz döl sızıyordu. “Bak Gideon,” dedi nefes nefese, sesi hem utanç hem zevkle titreyerek. “Bak ne kadar açık. Darius’un dölü hâlâ içimde. Seni düşünmeden geldım. Onun sikine geldım.”

Gideon’un nefesi kesildi. Geri basamak attı, sırtı dolaba çarptı. “Yeter… lütfen…” Ama bakışlarını çekemiyordu. Karısının açık yarığı, oradan süzülen koyu damlalar, Darius’un elinin o kalçalara yapışması…

Darius sikinin ucunu Vanessa’nın girişine dayadı, yavaşça sürttü. Islak şapırtı net duyuluyordu. “İzle. İzle nasıl sahipleniyorum onu.” Bir hamlede köküne kadar gömüldü. Vanessa uzun, boğuk bir inilti saldı; tezgâh sarsıldı. “Ah—siktir… doluyor… kocamın önünde doluyor…”

Darius sert ve derin vuruyordu. Her darbede kalçalar şap şap ses çıkarıyor, Vanessa’nın memeleri mermere sürtünüp zıplıyordu. Bir eliyle saçını yakalayıp başını kaldırdı, Gideon’a baktırdı. “Söyle ona. Kime aitsin?”

“Sana—” Vanessa gözleri dolu, ağzı açık inliyordu. “Senin amınım, Darius. Kocamın sikini unuttum. Senin kalın sikinle… ah… rahmime vuruyor… Gideon bak, bak nasıl alıyorum onu. Daha sert, lütfen, kocamın yüzüne boşalır gibi sik beni.”

Gideon’un pantolonunda istemsiz bir kabarıklık belirmişti; utanç yanaklarını yakıyordu. “Durun… Vanessa, ben… ben buradayım…”

“Biliyorum buradasın,” diye homurdandı Darius, temposunu artırarak. “Onun için daha zevkli. Karın senin horultun altında orgazm oldu. Şimdi de senin gözlerinin önünde ikinci kez gelecek.” Elini öne uzatıp Vanessa’nın klitorisine bastırdı, daireler çizdi. “Sık beni. Kocana göster nasıl sağdığını.”

Vanessa’nın duvarları kasıldı. Bacakları titriyor, tırnakları tezgâhı kazıyordu. “Geliyorum—ah tanrım geliyorum yine—Gideon, izle… amım Darius’un sikini emiyor, bak nasıl seğiriyor—” Orgazmı patladığında çığlığı boğuk bir hıçkırığa dönüştü; sular baskın gibi aktı, Darius’un taşaklarına sıçradı. Bedeni sarsılıyor, iniltileri mutfağı dolduruyordu. “Daha… boşalt yine içime… kocam görsün, dölün bacaklarımdan aksın…”

Darius birkaç sert hamle daha yaptı, sonra derinlere gömülü halde boşaldı. Sıcak fışkırmalar Vanessa’nın içini doldururken o hâlâ kasılıyor, her damlayı emiyordu. “Al… hepsini al, karım gibi.” Yavaşça çıkardı; koyu, karışık döl Vanessa’nın amından oluk oluk aktı, yerlere damladı. Darius sikini Vanessa’nın yanağına sürttü. “Temizle. Kocan izlerken.”

Vanessa döndü, dizlerinin üzerine çökmeden eğilerek ağzını açtı. Islak, kalın eti diline sardı, yaladı, emdi; kendi amının tadı ve taze döl birleşip boğazına aktı. Gözleri Gideon’a kilitliydi. “Tadı… senin sikinden çok daha dolu,” diye fısıldadı yalarken. “Yutuyorum Gideon. Onun dölünü yutuyorum. Sen izlerken.”

Gideon’un sesi kırıldı. “Yeter… yeter artık…” Ama kıpırdamıyordu. Elleri yanındaydı, yüzü kızarmış, gözleri nemli.

Darius pantolonunu yavaşça çekti, Vanessa’yı ayağa kaldırdı, öptü—derin, sahiplenici, dilini içeri sokarak. Sonra Gideon’a döndü. “Bu gece bitti sayılır. Ama bitmedi aslında.” Elini Vanessa’nın amına götürüp iki parmağını soktu, çıkardı, parmaklarını Gideon’un burnunun önünde gezdirdi. “Kokla. Karının amı. Benim dölümle dolu. Alış. Çünkü bundan sonra sık sık olacak.”

Vanessa kocasının omzuna dokundu, sesi yorgun ama netti. “Özür dilemiyorum Gideon. İstiyorum bunu. Darius’un beni böyle kullanmasını, senin de… senin de izlemeni. Belki… belki bir gün sen de katılmayı istersin. Ya da sadece köşede oturup izlersin. Ama saklamayacağım artık.”

Gideon duvara yaslandı, nefesi düzensiz. “Ben… anlamıyorum. Nasıl… nasıl bu kadar—”

“Nasıl bu kadar mı?” Darius kapıya doğru yürürken omzundan bakıp güldü. “Çünkü karın gerçek bir sik istiyor. Sen veremiyorsun. Ben veriyorum. Haftaya Cuma akşamı yine geleceğim. Maç var diyeceksin, bira alacağız. Sen salonda oturacaksın. Ben Vanessa’yı yatak odanıza götüreceğim. Kapıyı açık bırakacağız. İnlemelerini duyacaksın. Belki çağırırız seni, amındaki dölümü silmen için. Belki de çağırmaz.” Elini Vanessa’nın ensesine koydu bir kez daha. “Hazır mısın güzellik?”

Vanessa’nın gözlerinde kıvılcım vardı. Bacaklarının arası hâlâ zonkluyor, sızan döl külotsuz baldırını ıslatıyordu. Gideon’a baktı—kocasının kırık ifadesine, istemsiz kabaran sikine—sonra Darius’a. “Hazırım,” dedi alçak, boğuk bir sesle. “Haftaya Cuma. Ama bu sefer daha uzun. Bütün gece. Gideon izlesin diye yatağımızda, onun yastığına yüzümü gömersin, amımı açar, içime tekrar tekrar boşaltırsın. Ben de sabah kahvaltıda kocama servis yaparken bacaklarımın arasından dölün aksın. Belki de… belki de onu da zorlarız. Diz çöktürüp temizletiriz. Henüz karar vermedim. Ama planlıyorum.”

Darius kapıda durdu, gülümsedi. “Duyduğun gibi, dostum. Karın plan yapıyor bile. Senin yatağında, senin karın, benim sikim. Sen de artık buna göre ayarla kendini.”

Vanessa tezgâha yaslandı, titreyen parmaklarıyla eteğini indirdi ama düzeltmedi; dağınık saçları, şiş dudakları, bacaklarındaki ıslak izler ortadaydı. Gideon’a son bir bakış attı. İçinde hem pişmanlık kırıntısı hem de doyumsuz bir açlık yanıyordu. “Gidip yıkanacağım,” dedi fısıltıyla. “Ama koku sinmiş durumda. Yastıklara, çarşaflara… yarına kadar kalacak. Düşün. Cuma’ya kadar düşün. Çünkü ben… ben şimdiden bacaklarımı nasıl açacağımı hayal ediyorum. Darius’un elini boğazıma koyuşunu, senin kapı aralığından bakışını. Bir dahaki sefere daha derine gideceğiz. Belki seni bağlarız. Belki de sadece izletiriz. Kararı ben veriyorum artık.”

Darius’un ayak sesleri holde kayboldu. Mutfakta yalnızca Gideon’un boğuk nefesi ve Vanessa’nın hâlâ sızlayan amından damlayan son damlaların mermere düşüş sesi kaldı. Vanessa parmaklarını yavaşça kendi ıslaklığına götürüp bir kez daha yokladı, gözlerini yarı kapadı. “Cuma,” diye mırıldandı kendi kendine, kocasının duyacağı kadar sesle. “Cuma akşamı yatağımızda. Kapı açık. Sen koltukta. O ise… o benim içimde. Ve ben çoktan sıradaki pozları, sıradaki emirleri, seni nasıl daha çok küçük düşüreceğimizi aklımdan geçirmeye başladım bile.”

Rate this story

Thanks for rating
Tagged dirty-talk groping grinding cuckold

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.