Brewery Turunda Anonim Flörtün Islak Gerçeği

İki evli kadın, gece vardiyasında bira fabrikasının tadım odasında ıslak ve ateşli bir lezbiyen macera yaşıyor.

7 min read September 25, 2026New

Gece vardiyası başladığında fabrika her zamankinden daha sessizdi. Turunda Anonim Bira Fabrikası’nın metal kokusu burnuma doluyordu; fermentasyon tanklarının uğultusu, boruların ritmik tıslaması… Ben Ece, yirmi sekiz yaşındayım, evliyim ve aylardır ustabaşım Leyla’yı izliyorum. Otuz iki yaşındaki o kadın, kalın bel kemeri, yağ lekeli tulumu ve omuzlarına dökülen koyu saçlarıyla geceyi yönetiyor. Ben de tankları kontrol ediyor, numune alıyor, ona gizli bakışlar atıyorum. Telefondan flörtöz mesajlar atıyordum: “Bu gece tadım odası boş mu?”, “Senin sesin hâlâ kulağımda.” Leyla hep cevap veriyordu; bazen kısa, bazen çok daha cesur. “Islak mısın yine, Ece?” yazmıştı bir gece. Kalbim hızlanmış, bacaklarımın arası sızlamıştı.

O gece ikimiz kaldık. Diğerleri erken çıkmış, ben de kasten mesaiyi uzatmıştım. Leyla’nın bana doğru yürüyüşünü gördüm; ağır, emin adımlarla. “Molaya çıkıyoruz,” dedi, sesi alçak. “Tadım odasına gel.” Peşinden gittim. Oda, ahşap tezgâhları, raflardaki bardakları ve serin hava üfleyen klimasıyla bizden başka kimseyi barındırmıyordu. Kapıyı kilitledi. O an kalbim boğazıma sıçradı.

Masaya oturduk. Bira kokusu yükseliyordu; acı, mayalı, sıcak. Leyla bana doğru eğildi. Boynuma o kadar yaklaştı ki nefesi tenime değdi. “Bunca aydır beni ıslatmak istiyorsun değil mi?” diye fısıldadı. Utanç yanaklarımı yaktı ama bacaklarımın arasından sızan ıslaklık yalan söyletemezdi. “Evet,” dedim, sesim titreyerek. “Çok istiyorum. Aylardır… her gece seni düşünüp parmaklıyorum.” Göz göze geldik. O an dayanamadım; dudaklarımın onun dudaklarına yapışması bir saniyeden kısa sürdü. Öpüşme sert ve açtı. Dili ağzıma girdi, ben de emdim. Ellerim önce omuzlarına, sonra göğüslerine kaydı. Tulumunun fermuarını indirdim; sütyensiz memeleri taştı, avuçlarımın içine doldu. Sertleşmiş uçlarını parmaklarımın arasında ezerken Leyla boğuk bir inilti çıkardı.

“Sen de ıslaksın,” diye mırıldandı, elini benim kotumun beline sokup kalçalarımı sıktı. Tezgâha doğru itti beni. Sırtım soğuk ahşaba yaslandı. Leyla baskındı; bacağımı ayırdı, kasıklarını benimkilere sürttü. Tulumunu tamamen sıyırdık, ben de tişörümü başımdan geçirdim. Çıplak göğüslerimiz birbirine bastı. Öpüşürken ellerimiz her yere gitti; o benim mememi ağzına aldı, dilini ucunda gezdirdi, hafif dişlerini geçirdi. Ben inledim, saçlarını kavradım. “Daha sert,” dedim. “Isır.” Leyla güldü, karanlık bir gülüş. “Aç köpeğim,” dedi, “söyle bakalım, kocan böyle mi yalıyor seni?” “Hayır,” diye nefessiz cevap verdim. “Hiç kimse… senin gibi istemiyor.”

Kotumu ve külotumu birlikte indirdi. Beni tezgâhın üzerine oturttu, bacaklarımı açtı. Diz çöktü. İlk yalaması uzun ve yavaştı; dilini yarığımın başından sonuna kadar sürdü, klitorisimi bulup emdi. “Ahh… Leyla…” diye inledim, ellerim tezgâhın kenarını kavradı. O dilini içeri soktu, sonra parmaklarını ekledi. İki parmak birden, kıvrılarak, ıslak sesler çıkararak amımı sikti. “Ne kadar sırılsıklamsın,” diye homurdandı dudakları hâlâ bana gömülü. “Aylardır biriktirdiğin sular bunlarmış.” Parmaklarını daha derine itti, başparmağıyla klitorisimi ovuşturdu. Kalçalarım tezgâhta zıplıyordu. “Boşalma,” diye emretti. “Henüz değil. Ben istemeden boşalmazsın.”

Ama dayanamıyordum. İçimde dalga yükseliyordu. Leyla hızını artırdı; dil, parmak, emiş… “Lütfen… daha,” diye yalvardım. Saçlarını iki elimle tuttum, kalçalarımı yüzüne doğru bastırdım. O da inatla yalıyordu, sanki içimi içmek istiyordu. Bir an gözlerini kaldırdı, ağzı parlak ve ıslaktı. “Tadın inanılmaz. Evli bir amın yasağı… daha tatlı geliyor.” Sonra yeniden gömüldü. Parmakları G noktama vurdukça bacaklarım titredi. “Geliyorum… Leyla, geliyorum!” diye bağırdım. O hızını kesmedi; orgazm boşaldı, sularım diline aktı, kasıklarım kasıldı. O hâlâ yalıyordu, her damlayı yutuyordu.

Nefes nefese kalmışken pozisyon değiştirdik. Leyla tezgâha tırmandı, bana doğru döndü; 69. Üstte o vardı. Kalın, kıvırcık kıllı amını yüzüme indirdi. Koku yoğun ve mayhoştu; fabrikanın bira kokusuyla karışmış kadın kokusu. Dilimi uzattım, yarığını yardımm. Leyla aynı anda benim klitorisimi yeniden emmeye başladı. İkimiz de açtık. Ben dilimle onun deliğini yoklarken iki parmağımı soktum; o da benim içime üç parmak birden gömdü. Sesler ıslak, hızlı, utançsızdı. “Sik beni dilinle,” diye inledi Leyla, kalçalarını yüzüme sürterek. “Daha derin… evet, orası.” Amını emdim, klitorisini dişlerimin arasına aldım, hafifçe çektim. Parmaklarım içeri girip çıkıyor, ıslak şapırtılar odayı dolduruyordu. O da benim amımı yutuyordu adeta; dil, dudak, nefes… hepsi birden.

“Boşalacağım yine,” diye inledim titreyerek. “Senin amın… dilim… ahh.” Leyla daha sert emdi, aynı anda parmaklarını bükerek içimi taradı. Ben de onun deliğine dilimi soktum, parmaklarımla klitorisini ovdum. İkimiz birden geldik. Leyla’nın suları yüzüme aktı, ben yutkunurken kendi orgazmımla sarsıldım; bacaklarımın arasından sıcak dalgalar boşaldı, o da her şeyi yalayarak temizledi. İnlemelerimiz birbirine karıştı, tezgâh gıcırdadı, klimanın ugultusu sanki bizi saklıyordu.

Bir süre öyle kaldık; ter içinde, nefes nefese, birbirimizin tadı dillerimizde. Leyla yavaşça indi, yanıma uzandı. Kollarını boynuma doladı, dudağımı öptü; kendi amımın tadı kendi dudağımdaydı. “Bu bizim sırrımız,” diye fısıldadı, alnını benimkine dayayarak. “Ne zaman istersen yine ıslatacağım seni. Gece vardiyası bitmez bu fabrikada… ve ben seni her köşede yalayabilirim.” Gülümsedim, hâlâ titreyen bacaklarımla ona sarıldım. “Söz mü?” diye sordum. Leyla’nın eli tekrar mememe uzandı, ucunu sıkıştırdı. “Söz. Ama yarın sabah kocan ‘neden bu kadar yorgunsun’ diye sorarsa… ona bira tanklarının ağır olduğunu söyle. Asıl ağır olan ben olacağım, üstünde.”

Dışarıda vardiya zili çaldı, uzak bir uğultu. Kapının ardından ayak sesleri gelebilirdi ama o an umurumda değildi. Leyla’nın parmakları hâlâ bacaklarımın arasındaydı, yavaşça okşuyordu; yeni bir yangın hazırlıyordu. “Bir tur daha,” diye mırıldandı kulağıma. “Bu sefer seni tezgâha yüzüstü yatıracağım. Götünü de yalayacağım. İstiyor musun?” “İstiyorum,” dedim hemen, sesim kısık. “Her yerimi… her gece.” Gözleri karardı. Öpüşümüz yeniden sertleşti; dil, diş, nefes. Ellerimiz yeniden kaydı. Fabrikanın gece vardiyası henüz bitmemişti ve ikimizin de kocaları, yeminleri, yasakları bu odanın dışında kalmıştı. Leyla’nın parmakları yeniden içeri girerken, “Bu sadece başlangıç,” dedi. “Senin amın bu fabrikada benim artık. Unutma.” Ben de bacaklarımı daha fazla açtım, onu içeri davet ettim. Gerilim dinmemişti; tam tersine, terli tenimizin altında büyüyordu.

Leyla’nın parmakları hâlâ içimde kıvrılırken beni tezgâhtan indirdi. Bacaklarım titriyordu ama o beklemedi; omuzlarımdan tutup yüzüstü yatırdı beni soğuk ahşaba. Gögsüm tahtaya bastı, memelerim ezildi, yanaklarım tezgâhın kenarına dayandı. “Kalçalarını kaldır,” diye emretti. Kaldırdım. Elleri kalçalarımı ayırdı, parmakları yarığımı açtı. Islaklığım uyluklarıma sızıyordu hâlâ. “Bak ne kadar açık kalmışsın,” diye homurdandı. “Kocanın bilmediği delik… şimdi benim.”

İlk yalaması göt deliğime indi. Dilinin ucu yavaşça daireler çizdi, sonra bastırdı. Sıcak, ıslak, utanmazca. İnledim, parmaklarım tezgâhı kavradı. “Ahh… Leyla… orası…” O gülerek dilini daha derine itti, dilini içeri soktu, çıkardı, yeniden soktu. Tükürüğü aktı, parmaklarıyla amımı okşadı aynı anda. “Söyle,” dedi dilini çekmeden. “Kocan hiç yalamadı mı buranı?” “Hayır,” diye nefessiz cevap verdim. “Hiç… kimse… senin gibi yalamadı.” “İyi,” dedi ve daha sert yaladı. Dişlerini hafifçe geçirdi, dilini sapladı. Bir parmağını yavaşça göt deliğime soktu. İlk anda gerildim ama o sabırlıydı; parmağını döndürdü, amımdaki iki parmağıyla birlikte hareket ettirdi. “Gevşe, Ece. Benim için gevşe.” Gevşedim. Parmak girdi, çıktı, ikinci parmak eklendi. Aynı anda dilini klitorisime götürdü, emdi.

Kalçalarım titriyordu. “Sikiyorum seni,” diye mırıldandı. “Hem amını hem götünü. Evli kadın… gece vardiyasında… fabrika tezgâhında. Utanmıyor musun?” “Utanıyorum,” dedim, sesim boğuk. “Ama… boşalmak istiyorum. Seninle.” Parmaklarını hızlandırdı. Götümdeki parmaklar içeri girip çıkıyor, amımdakiler G noktama vuruyordu. Dilim emişleri kulaklarımda çınlıyordu. “Boşal,” diye emretti. “Bu sefer izin veriyorum. Boşal yüzüme.” Dayanamadım. Orgazm birden patladı; bacaklarım kasıldı, amım sıkıştı, sularım tezgâha aktı. Leyla her damlayı yaladı, göt deliğimden parmaklarını çekmeden amımı temizledi. “İyi kız,” dedi. “Ama bitmedi.”

Kendini tezgâha çekti, bacaklarını açtı. Beni diz çöktürdü. “Şimdi sen. Beni yala. İki elinle kalçalarımı tut, dilini sok.” Eğildim. Kıvırcık kılları burnuma değdi, kokusu bira ve ter ve kadın. Dilimi uzattım, yarığını yaladım baştan sona. Klitorisini emdim, dilimi deliğine soktum. Leyla saçlarımı kavradı, yüzüme bastırdı. “Daha derin… evet… orası, dilini kıvır.” Parmaklarımı soktum; üç tane birden. Islak şapırtılar odayı doldurdu. O inledi, kalçalarını oynattı. “Kocam böyle yalamıyor,” diye fısıldadı. “Sen… sen açsın. Evli amını yalıyorsun, Ece. Yasak tadı… daha güzel.” Ben hızlandım. Dilim, parmaklarım, dudaklarım… hepsi onun için çalışıyordu. Leyla’nın bacakları titredi. “Geliyorum… yut… yut hepsini.” Suları yüzüme aktı, sıcak ve yoğun. Yutkundum, yaladım, temizledim. O hâlâ titriyordu.

Kalkmadık. Leyla beni yeniden tezgâha oturttu, bacaklarımı omuzlarına aldı. Ayakta duruyordu, çıplak, terli, memeleri sallanıyordu. Kasıklarını benimkilere sürttü; ıslak ten ıslak tene. “Sürt,” dedi. “Birbirimizi sikeceğiz böyle.” Kalçalarımı tuttum, ona doğru bastırdım. Klitorislerimiz birbirine değdi, ovuştu. Sert, ıslak, ateşli. Öpüştük; dillerimiz yarıştı, dişlerimiz dudaklarımızı ısırdı. Ellerim memelerini sıktı, uçlarını ezdirdim. O da benimkileri avuçladı. “Daha hızlı,” diye inledim. “Daha sert sürt.” Hızlandık. Tezgâh gıcırdadı, klimanın uğultusu karıştı inlemelerimize. “Boşalacağım yine,” dedi Leyla. “Seninle birlikte.” “Evet… gel… benimle gel.” Kalçalarımız çarpıştı, ıslak sesler yükseldi. İkimiz birden geldik; kasıklar kasıldı, sular karıştı, nefesler kesildi. Leyla üstüme yığıldı, memeleri göğsüme bastı, alnı alnıma dayandı.

Bir süre öyle kaldık. Ter akıyordu, kalplerimiz çarpıyordu. Leyla yavaşça doğruldu, parmaklarını yaladı. “Tadın hâlâ dilimde,” dedi. “Yarın gece yine… tankların arkasında. Ya da ofiste. Masasında seni yatırırım.” Gülümsedim, hâlâ nefes nefese. “Kocam sorarsa… ne diyeceğim?” “Bira yorgunluğu de,” diye fısıldadı. “Asıl yoran ben olacağım. Her gece. Amın benim, unutma.” Elleri yeniden belime kaydı, beni öptü; yumuşak, yavaş, tatlı. Sonra daha derine… dilini soktu, elleri kalçalarımı sıktı. “Bir tur daha mı?” diye sordum, sesim kısık. “Dayanır mısın?” Leyla’nın gözleri karardı. “Dayanırım. Seni yorarım. Sabah kocanın yanında yürüyemezsin.”

Yeniden başladı. Beni tezgâhtan indirdi, yere yatırdı. Soğuk yer karoları sırtıma değdi. Üstüme çıktı, 69 pozisyonuna geçti ama bu sefer yan yattık. Bacaklarımı açtı, dilini amıma gömdü; ben de onunkini. Aynı anda emdik, yaladık, parmakladık. Daha yavaş, daha derin. Parmaklarım göt deliğine kaydı, onun da benimkine. Çift yalama, çift parmak. İnlemeler boğuk çıktı çünkü ağızlarımız doluydu. “Ece… daha… orası,” diye mırıldandı o. Ben de “Leyla… yut… ahh” diye cevap verdim. Orgazmlar peş peşe geldi; önce o titredi, suları aktı, ben yuttum; sonra ben patladım, o yaladı. Bitince yan yana uzandık yerde, çıplak, terli, birbirimize sarılmış.

Leyla’nın parmakları saçlarımı okşadı. “Bu fabrika… bizim yatak odamız artık,” diye fısıldadı. “Her tank, her tezgâh… senin inlediğin yerler.” Gülümsedim, boynunu öptüm. “Söz mü? Her gece?” “Söz. Kocalarımız uyurken… biz ıslanacağız.” Elleri mememe uzandı, ucunu sıkıştırdı. “Bir daha… yavaşça.” Öpüşmeye başladık yine; dil, nefes, eller. Bacaklarım onun bacağına dolaştı, kasıklarımız sürtündü. Yangın sönmemişti. Parmakları yavaşça içeri girdi, ben de onunkine. Yavaş, derin, sevişir gibi. “Seni seviyorum bu haliyle,” dedim bir an. “Yasak… ıslak… benim.” Leyla gülümsedi. “Ben de. Amını seviyorum. Senin her damlanı.”

Hızlandık. Parmaklar daha sert, öpüşme daha aç. Tezgâhın altındaki gölgede, yerde, fabrikanın gece uğultusunda boşaldık bir kez daha. Sessiz, titreyen, sarsılan. Sonra durduk. Nefes nefese, birbirimizin kollarında. Leyla alnımı öptü. “Giyinelim… biraz,” dedi yumuşak. “Vardiya bitmek üzere. Ama yarın… söz.” Tulumunu buldu, ben kotumu. Yavaşça giyindik, ama ellerimiz hâlâ birbirine değiyordu. Leyla fermuarımı çekti, memelerimi son bir kez avuçladı. “Islak kal,” diye fısıldadı. “Külotsuz git eve. Kocanın yanında… beni düşün.”

Kapıya doğru yürüdük. Leyla kilidi açtı, gülümsedi. “Bu sadece başlangıç, Ece. Unutma.” Ben de gülümsedim, hâlâ bacaklarımın arasından sızan ıslaklıkla. Öptük son bir kez; uzun, derin. Sonra koridora çıktık.

Ayak sesleri. Net, yaklaşan. Birden fazla. Erkek sesleri. “Ece? Leyla? Tadım odası açık mı? Numune lazım!” Ustabaşı değil… diğer vardiyadan iki adam. Ayak sesleri kapıya geldi. Leyla’nın eli belimde kaldı, gözleri büyüdü. Kapı aralandı. Işık süzüldü içeri.

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged fingering 69 cunnilingus dirty-talk tribbing

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.