Kaybettiğim Bahis, Üvey Annemin Bacakları Arasında

Kerem üvey annesi Talia’yla poker bahsini kaybedip bacaklarının arasında sertçe sikip boşalıyor.

6 min read September 05, 2026New

Kerem salonda televizyonun karşısında yayılmış, bira şişesini savururken kapıdan Talia’nın girdiğini gördü. Üvey annesi 38’inde olmasına rağmen dar siyah taytı bacaklarına yapışmış, kalçaları her adımda hafifçe sallanıyordu; bluzu da göğüslerini zar zor tutuyordu. Babası üç haftalık iş seyahatine çıkmıştı, ev bomboştu. Talia elinde bir destesiyle gülümsedi, o alaycı, yarı kapalı gözlü gülümsemesiyle.

“Sıkıldın mı serseri? Bahse girer misin?” dedi, masaya oturup kartları karıştırırken. Kerem 22’sinde, evde tembel tembel takılan tipine bakmadan doğruldu. “Ne bahsi? Poker mi? Parayla mı yoksa…” Talia kaşını kaldırdı. “Kaybeden bir parça çıkarır. Cesaretin varsa tabii. Baban yokken canın sıkılıyor sanırım.” Kerem içinden “Bu kadın deli” diye geçirdi ama sikinin hafif kıpırdadığını hissetti. “Tamam, hadi bakalım üvey anneciğim. Kaybedersem utanmam.”

İlk el. Kerem eline bakıp blöf yaptı, Talia kahkaha attı ve kartlarını açtı. “Kral çift! Soyun ufaklık.” Kerem tişörtünü başından çekip attı, kaslı göğsü ortaya çıktı. Talia gözlerini süzdü. “Fena değil, spor mu yapıyorsun yoksa sadece hayal mi kuruyorsun?” Kerem sırıttı. “Senin o taytına bakınca insan spor yapasım geliyor.” İkinci el, üçüncü el… Kerem üst üste batırıyordu. Şortu indi, boxer’ı kaldı. Talia gülmekten katılıyordu, “Aman Tanrım, her seferinde aynı blöfü mü yapıyorsun? Baban poker bilseydi utanırdı senden.” Kerem’in yanakları kızardı ama sik zaten boxer’ı şişirmeye başlamıştı. “Sen de bluzunu aç da göreyim adalet olsun,” diye laf soktu.

Talia yavaşça düğmelerine uzandı. Bir, iki, üç… Bluz iki yana açıldı, sutyensiz dolgun memeleri serbest kaldı, pembe uçları çoktan sertleşmişti. “Bak, adalet,” dedi, memelerini hafifçe silkerek. “Ama kural sende, ben henüz kaybetmedim.” Kerem yutkundu, gözleri memelerde takılı kaldı. Talia öne eğildi, kartları karıştırırken “Baban duysa ne derdi sence? ‘Oğlum üvey annemin memelerine bakma’ falan mı?” Kerem’in siki tam sertleşti, boxer’ın ucundan başı hafifçe taştı. İkisi de baktı birbirine. Tehlikeliydi, yasaktı, evin her köşesi babanın hayaletiyle doluydu ama durmak imkânsızdı. Kerem içinden “Siktir et, zaten kaybettim” diye geçirdi. “Baba duysa… belki de ‘İyi oynadın oğlum’ derdi,” diye karşılık verdi, sesi boğuk.

Son el. Kerem kaybetti yine. Boxer indi, kalın siki zıplayarak dışarı fırladı, ucu çoktan parlıyordu. Talia gözlerini ayırmadan kanepeye yayıldı, taytını ve külotunu tek hareketle sıyırdı. Bacaklarını araladı, ıslak amı ışığa karşı parlıyordu, pembe dudakları aralanmış, klitori şişmişti. “Kaybettiğin bahsin asıl ödülü burası,” dedi, parmağıyla amını hafifçe ayırarak. “Gel, üvey oğlum. Borcunu öde.”

Kerem diz çöktü. Talia’nın kokusu burnuna doldu, tatlı ve yoğun. Dilini uzattı, yavaşça yaladı, klitoristen aşağı kaydırıp içeri soktu. Talia inledi, “Ahh siktir, dilini iyi kullanıyorsun… Daha derine.” Kerem amını uzun uzun yaladı, dilini kıvırarak, emerek, parmaklarını da sokup o noktayı buldu. Talia’nın bacakları titredi, elleri Kerem’in saçına gömüldü. “Evet… böyle… baban hiç böyle yalamadı, haberin olsun,” diye espri yaptı nefes nefese, kahkahası inlemeye karıştı. Kerem gülümsedi amın içinde, “O zaman şanslıyım,” diye mırıldandı ve daha sert yaladı, ta ki Talia’nın suları çenesine aksın.

Sonra ayağa kalktı, Talia’yı çevirip kanepeye domalttı. Kalçaları havada, amı kıpkırmızı ve sırılsıklam. Kerem sikini ucuna dayadı, yavaşça girdi. Sıcak, dar, ıslak… Talia “Sik beni!” diye bağırdı. Kerem tuttu kalçalarından, sertçe soktu, ta köklere kadar. “Daha sert, üvey oğlum… ah evet, parçala beni!” Talia inliyordu, her vuruşta memeleri sallanıyor, kanepe gıcırdıyordu. Kerem hızlandı, taşakları şapır şupur çarpıyordu amına. “Böyle mi istiyorsun? Yasak üvey anne amı böyle mi sikilir?” diye sordu nefes nefese, mizahı kaçırmadan. Talia kahkaha attı inlerken, “Evet lanet olsun, daha hızlı!”

Bir süre sonra Talia doğruldu, Kerem’i kanepeye yatırdı ve üstüne bindi. Ata biner pozisyonda sikin tamamını içine aldı, zıplamaya başladı. Memeleri savruluyordu her inişte, Kerem uzanıp onları avuçladı, uçlarını sıkıştırdı. Talia belini kıvırarak zıplıyor, amı şapırdayarak yutuyordu siki. “Boşal içime… üvey oğlumun dölünü istiyorum,” dedi, sesi titreyerek. Kerem dayanamadı, kalçalarını kaldırıp yukarı doğru vurdu, “Geliyorum… al hepsini!” diye homurdandı ve boşaldı. Sıcak döller fışkırırken Talia da titredi, amı sıkılarak kendi orgazmını yaşadı, “Ahhh Kerem!” diye bağırarak.

İkisi de ter içinde, nefes nefese kanepede yan yana uzandılar. Sik yavaş yavaş sönüyor, Talia’nın bacaklarının arasından döl sızıyordu. Talia muzipçe güldü, parmağıyla Kerem’in göğsüne çizgi çizerken “Bir dahaki sefere ben kaybedersem ne yapacaksın bakalım?” diye sordu. Kerem sırıttı, gözleri hâlâ o ıslak amda gezerken “O zaman…

Kerem sırıttı, gözleri hâlâ o ıslak amda gezerken cümlesini tamamladı. “O zaman seni bu kanepede bağlayıp saatlerce yalarım, ta ki yalvarana kadar. Kaybeden tarafın tadını çıkarırım iyice.”

Talia kahkaha patlattı, göğsü sarsılarak. “Vay kabadayı! Daha az önce kaybeden sendin ama dilin bi’ tık iyi çalışıyor, kabul. Hadi bakalım, ikinci turu hak ettin galiba. Babanın koltuğunu kirlettik ya, biraz daha kirletelim mi?”

Kerem sikinin yeniden kabarmaya başladığını hissetti. “Kirletelim tabii. O koltuk zaten senin o sexy taytını seyrettiğim yer.” Elini uzatıp Talia’nın bacağını okşadı, parmaklarını yavaşça iç uyluğuna kaydırdı. Islaklık hâlâ oradaydı, kendi dölüyle karışmış, sıcacık. “Bak burası hâlâ açık ev sahibesi. Misafir kabul ediyor mu?”

Talia bacağını araladı, gözlerini yarı kapadı. “Misafir değilsin ki sen… üvey oğlum. Ev halkısın. Gir içeri, uslu dur.” Kerem iki parmağını birden soktu, yavaş yavaş kıvırarak. Talia’nın amı şapırdadı, içeri çeken sıcak et. “Ahh siktir, parmakların kalın… Babanınkinden farklı, daha meraklı.” Gülerek ekledi, “Merak iyi bir şey, ama sakın anlatma ona. ‘Anneciğim bana amını yalatıyor’ falan dersen yüzüme bakamam mahallede.”

Kerem parmaklarını daha derine itti, başparmağıyla klitorisini ovuşturdu. “Anlatmam, ama baban gelse ‘Oğlum ne yapıyorsun’ derse ‘Üvey annemin kaybettiği bahsi tahsil ediyorum’ derim.” İkisi de güldü, gülüşleri inlemeye karıştı. Talia kalçalarını kaldırıp parmaklara doğru sürtündü. “Tahsil et o zaman düzgün. Ağzını da kullan, tembel piç.”

Kerem eğildi, dilini klitorisine bastırdı. Tatlı-ekşi, kendi dölünün tuzuyla karışık. Uzun uzun yaladı, emdi, dilini deliğe sokup çıkardı. Talia’nın elleri yine saçlarına gitti, kalçaları titredi. “Evet… ahh evet, orası… Dilini yılan gibi kıvır. Baban hiç bu kadar hevesli yalamamıştı, yemin ederim. O işi beş dakikada bitirirdi, sen ise… ohhh siktir… sen işkence gibi yapıyorsun.”

Kerem gülümsedi amın içinde, sesi boğuk çıktı. “İşkenceyi seviyorsan söyle, uzatırım.” İki parmağını daha hızlı sokup çıkarmaya başladı, dilini klitoristen ayırmadan. Talia’nın bacakları gerildi, ayak parmakları kıvrıldı. “Geliyorum… yine geliyorum lanet olsun!” Amı parmakları sıkıca kavradı, sular fışkırır gibi aktı Kerem’in çenesine, boğazına. Talia uzun bir iniltiyle boşaldı, kahkahası boğuk boğuk kesildi. “Aman Tanrım… senin dilin silah. Bunu baban duysa kıskançlıktan çatlar.”

Kerem doğruldu, ağzını silerken sikini avuçladı. Tertemiz sert, damarları kabarmış, ucu yine parlıyordu. “Çatlasın. Şimdi sıra sende, üstüme bin yine. Ama bu sefer yavaş. İzlemek istiyorum seni.”

Talia nefes nefese gülerek doğruldu, Kerem’i kanepede yatırıp bacaklarını iki yana açtı. Sikini tuttu, ıslak amının dudaklarına sürttü birkaç kez, başını klitorisine bastırdı. “İzle o zaman, magazin programı gibi.” Yavaşça indi, başı içeri girdi, sonra santim santim daha derine. İkisi de aynı anda homurdandı. Sıcak, dar, hâlâ önceki dölle kaygan. Talia belini çevirerek oturdu tamamen, taşaklara kadar yuttu. “Dolu dolu… ahh. Üvey oğlumun siki anneye tam oturuyor, farkında mısın?”

Kerem kalçalarını hafifçe kaldırdı. “Farkındayım, çünkü anneye oturtuyorum.” Elleri Talia’nın beline gitti, memelerini seyretti. Dolgun, sallanan, uçları kıpkırmızı. Birini avuçlayıp ağzına götürdü, diliyle uçunu kıvırdı, emdi. Talia inledi, zıplamaya başladı. Yavaş yavaş, sonra tempo arttı. Amı şapır şupur sesler çıkararak siki yutuyordu her inişte. “Sert em, evet… memelerimi ısır biraz. Babanın iş seyahati uzasın inşallah, her gece böyle oynarız.”

Kerem dişlerini hafifçe geçirdi meme ucuna, diğer eliyle kalçasına şaplak indirdi. Talia’nın amı aniden sıkıldı. “Ahh! Vur yine. Üvey anneye vurmak hoşuna gidiyor dimi serseri?” Kerem bir şaplak daha indirdi, kırmızı iz bıraktı. “Hoşuma gidiyor çünkü senin o kibirli gülüşün bozuluyor. Daha hızlı bin, göster bana.”

Talia ellerini Kerem’in göğsüne dayadı, belini kırarak hızlandı. Memeleri yüzüne çarpıyordu neredeyse. Ter damlaları göğüs dekoltesinden süzülüyordu. “Al bakayım… al üvey oğlum. Amını böyle mi istiyordun evde tembel tembel otururken? Hayal mi kuruyordun yoksa gerçek mi?” Kerem dişlerini sıktı, “Gerçek… siktir, çok gerçek. Daralıyorsun iyice. Boşalacağım yine içine.”

“Boşal,” diye nefes nefese fısıldadı Talia, “ama önce beni bir daha titret. Klitorimi ov.” Kerem eli aşağı kaydırdı, şişmiş klitorisini başparmağıyla ovaladı. Talia’nın ritmi bozuldu, inlemeleri yükseldi. “İşte… ahhh Kerem, geliyorum! Sik beni, parçala!” Amı ritmik kasılmalarla siki sıktı, suları yine aktı. Kerem dayanamadı, kalçalarını yukarı savurdu, derinlere kadar gömdü ve boşaldı. Sıcak döl fışkırdı, Talia’nın içini doldurdu, taştı, bacaklarından aşağı sızdı. “Al hepsini… üvey anne amına dolsun,” diye homurdandı.

Talia üstünde kalarak titredi, son kasılmalarla dölü daha derine çekti sanki. Sonra yavaşça yana devrildi, ikisi de ter, döl ve gülüş içinde yan yana uzandı. Kanepe berbat olmuştu, yastıklar yerde, Talia’nın bluzu bir kenarda, taytı öbür tarafta. Kerem’in siki yavaş yavaş sönüyor, aralarından beyaz sular akıyordu hâlâ.

Talia yan döndü, parmağıyla Kerem’in göğsündeki teri çizdi. “Vay canına… bahis filan kalmadı ortada. Direkt turnuva haline geldi. Baban üç hafta sonra gelince bu kanepeye nasıl bakacağız acaba? ‘Oğlum burası neden yapış yapış’ derse ne diyeceksin?”

Kerem sırıttı, elini Talia’nın kalçasına koydu, parmaklarını araya kaydırıp dölü hissetti. “Diyeceğim ki ‘Anne temizlik yapmayı unuttu, ben de yardım ettim.’ Sonra seni banyoya kilitleriz, orada da ikinci yarıyı oynarız.”

Talia kahkaha attı. “Kilitleriz ha? Cesaretin yerinde. Tamam o zaman, bir dahaki kaybedene… ama önce duş. Yapış yapış olduk, senin dölün bacağımdan ayak bileğime kadar indi, hisset.” Kalkmak için doğruldu, bacaklarını hafifçe araladı; gerçekten ince bir çizgi halinde beyazlık süzülüyordu. “Bak, kanıt. Fotoğrafını çekeyim mi yoksa—”

Kapı zili çaldı.

İkisi de dondu. Zil bir daha, uzun uzun bastırıldı. Sonra kapıdan boğuk bir ses: “Talia? Kerem? Benim, erken bitirdim toplantıları! Anahtarım çantada kaldı, açar mısınız?”

Babanın sesiydi. Net, neşeli, kapının hemen arkasından.

Rate this story

Thanks for rating
Tagged strip-poker stripping tit-exposure dirty-talk breast-exposure

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.