Üvey Kızımın Rebound Gecesi
Divorced Emre, üvey kızı Vanessa’yı evde içkili halde görünce bastırdığı yasağı bozup sertçe sikiyor.
Emre kapıyı kapattığında evin sessizliği omuzlarına çöktü. Kırk iki yaşında, yeni boşanmış, takım elbisesinin ceketini koltuğun kenarına atmış bir adam olarak salona girdi. Mutfaktan gelen hafif bir şişe tıkırtısı duydu. Vanessa. Üvey kızı. Yirmi iki yaşında, iki hafta önce sevgilisi tarafından terk edilmiş, o gece babasının —üvey babasının— evine dönmüştü.
Mutfakta onu buldu. Buzdolabının önünde, ince bir tişörtle, kısa şortla, elinde kırmızı şarap şişesi. Saçları dağınık, yanakları al al. Bakışları buluştuğunda Emre’nin midesi burkuldu. Yıllardır bastırdığı o şey, o yasak şey, bir an için yüzeye çıktı.
“İçiyorsun,” dedi Emre, sesi boğuk.
“Rebound arıyorum,” Vanessa gülümsedi, dudaklarında şarap parıltısı. “O pislik beni terk etti. Ben de… ne bileyim. Evde kimse yoktu. Seninle yalnız kaldık.”
Emre buzdolabından bir bira aldı, uzak durmaya çalıştı. Ama salonun koltuğuna oturduklarında mesafe eridi. Vanessa ayaklarını altına topladı, bacağı Emre’nin bacağına değdi. Tesadüf gibi. Değildi. Bakışlar birbirine kilitlendi. Emre pantolonunun içinde sertleşmeye başladı, utandı, öfkelendi kendi bedenine. Vanessa’nın göğüsleri tişörtün altında belirgindi, meme uçları sertleşmişti.
“Bana bakma öyle,” fısıldadı Vanessa, ama bakışlarını kaçırmadı. “Yıllardır… biliyorsun değil mi?”
“Sus,” dedi Emre. Eli titredi. “Yapma bunu.”
Ama Vanessa kalktı, yavaşça Emre’nin kucağına oturdu. Ağırlığı sıcak, kalçaları Emre’nin sertleşen sikinin üzerine oturdu. “Sadece bu gece,” diye fısıldadı kulağına, nefes şarap kokuyordu. “Kimseye söylemeyiz. İstiyorum. Sen de istiyorsun. Gözlerindeki o bakışı saklama.”
Emre’nin eli kendi iradesi dışında Vanessa’nın kalçasına kaydı. Parmağı şortun kenarından içeri süzüldü, yumuşak ten. “Kızım… üvey kızım,” diye homurdandı. “Bu yanlış.”
“Yanlış olduğu için ateş ediyor,” Vanessa kalçasını hafifçe sürttü. “İtiraf et. Kaç kez mastürbasyon yaptın beni düşünerek? Ben kaç kez parmakladım kendimi, senin sesini hayal ederek?”
Emre boğazını yutkundu. “Çok… fazla. Boşanmadan önce bile. Karım yanımdayken bile aklımdan çıkmıyordun. Yasak. Pis. Seni sikmek istiyordum.”
Vanessa inledi, dudaklarını Emre’nin dudaklarına yapıştırdı. Öpüşme yavaş başlamadı; derin, ıslak, dil dilini buldu, dişler dudaklara battı. Emre’nin eli Vanessa’nın kalçasını sıktı, diğer eli tişörtünün altına girdi, çıplak memesini kavradı, meme ucunu parmaklarının arasında ezdi. Vanessa pantolonun üzerinden Emre’nin sikini okşadı, sert, kalın, zaten sızdırıyordu. “Kocaman olmuş,” diye mırıldandı. “Babacığım…”
Emre’nin parmakları Vanessa’nın şortunun belinden içeri daldı, külotsuz olduğunu fark etti, amı zaten ıslaktı. İki parmağını yavaşça araladı, klitorisine bastırdı, sonra içeri soktu. Vanessa’nın amı sıcak ve dar, suları parmaklarını yağladı. “Siktir,” diye homurdandı Emre. “Bu kadar ıslanmışsın. Benim için mi?”
“Senin için,” Vanessa pantolonu fermuarından açtı, Emre’nin sikini çıkardı, avuçladı, başını ovuşturdu. “Yıllardır hayalini kurduğum şey. Bu gece aşıyoruz. İstiyorum. Sen de iste.”
Emre ayağa kalktı, Vanessa’yı koltuğa domalttı. Şortu indirdi, kalçalarını ayırdı, amının pembe, parlak yarığını gördü. Başını sürttü, sonra bir hamlede sertçe girdi. Vanessa bağırdı, “Ah fuck—!” Emre derinlere kadar gömüldü, kalın siki amını gerdi, tutuldu, sonra çekip tekrar sertçe vurdu. Elleri Vanessa’nın belinde, her darbeyle kalçalar şap şap ses çıkardı. “Sıkı… o kadar sıkısın ki,” diye tısladı Emre. “Üvey kızımın amı babasının sikini yutuyor.”
Vanessa geriye doğru itiyordu kendini. “Daha sert… lütfen…” Emre hızlandı, taşakları amına çarpıyordu, Vanessa’nın suları uyluklarına akıyordu. Bir süre böyle sikti, sonra Vanessa döndü, Emre’yi koltuğa itti, üzerine çıktı. Sikinin üzerine oturdu, yavaşça indirdi kendini, sonra deli gibi zıplamaya başladı. Memeleri hopluyordu, Emre onları avuçladı, ısırdı, emerken Vanessa inliyordu. “Böyle… sik beni… evet—”
Emre kalktı, Vanessa’yı dizlerinin üstüne indirdi. “Ağzına al.” Vanessa itaat etti, kalın siki dudağının arasına aldı, dilini gezdirdi, sonra boğazına kadar indirdi. Gözleri yaşardı, salyası aktı, Emre saçından tuttu, yavaşça ileri geri hareket ettirdi. “Derin… yut… iyi kız.” Vanessa boğazını açtı, sik Emre’nin taşına kadar girdi, Vanessa öğürdü ama çekilmedi, tükürüğü taşaklara aktı.
Emre dayanamadı, Vanessa’yı kaldırdı, yemek masasına yatırdı. Bacaklarını omzuna attı, amına tekrar girdi, bu sefer hızlı hızlı, kısa darbelerle sikti. Masa gıcırdıyordu. Vanessa’nın başı geriye düşmüştü, “Babacığım daha sert— ah siktir daha sert sok—” diye yalvarıyordu. Amından sular akıyordu, her girişte şapırtı sesi geliyordu, Emre’nin siki parlak ıslaklıktan parlıyordu. Emre bir eliyle klitorisine bastırdı, ovuşturdu. “Boşal. Amınla boşal babama.”
Vanessa’nın bedeni kasıldı, “Geliyorum— geliyorum babacığım—” diye çığlık attı, amı Emre’nin sikini ritmik sıkarken suları fışkırır gibi aktı. Emre de dayanamadı, “İçine… alıyorum—” diye homurdanarak derine gömüldü, sıcak dölünü Vanessa’nın amına boşalttı, daracık duvarlar onu sağarken titreye titreye boşaldı. İkisi de aynı anda, ter içinde, nefes nefese.
Bir süre öyle kaldılar. Emre Vanessa’nın bacaklarını indirdi, onu kucağına çekti, terli tenine sarıldı. Uzun uzun öpüştüler; yavaş, derin, dilin dilini bulduğu, hâlâ titreşen bedenlerin birbirine yaslandığı öpüşler. Vanessa’nın amından döl sızıyordu, uyluğundan aşağı ince bir çizgi halinde akıyordu. Emre parmağıyla onu sildi, sonra parmağını Vanessa’nın dudağına götürdü; Vanessa emdi, gülümsedi.
“Artık her boşandığımda buraya gelirim,” dedi Vanessa, sesi hâlâ boğuk, gözleri parlak. “Her terk edilişimde. Rebound’um sen olacaksın.”
Emre kızının —üvey kızının— dudaklarını bir kez daha öptü, alt dudağını hafifçe ısırdı. “Bu sır ikimizin arasında kalacak,” diye fısıldadı. “İstediğin zaman… kapım açık. Ama bir kere daha başlarsak, bir kere daha amını bana verirsen, bundan sonra sadece ‘bu gece’ demen yetmeyecek. Seni her istediğimde, her odada, her şekilde alacağım. Anladın mı?”
Vanessa’nın nefesi kesildi, bacakları hâlâ Emre’nin belindeyken kalçasını hafifçe oynattı; hâlâ içindeki dölü hissettiriyordu. “Anladım,” dedi. “Ama yarın sabah… işe gitmeden önce bir kez daha isterim. Duşta. Dizlerimin üstünde. Ağzımla temizlemek istiyorum seni.”
Emre’nin siki, henüz yumuşamamışken, Vanessa’nın karnına doğru tekrar sertleşmeye başladı. Elleri Vanessa’nın çıplak kalçalarını sıktı, parmak uçları arka deliğine doğru tehlikeli bir şekilde yaklaştı, sadece bastırdı, girmedi. “Yarın sabah,” diye tekrarladı, sesinde hem söz hem tehdit. “Ama bu gece bitmedi. Salonun halısında, dizüstü, ellerin arkanda… bir kez daha almak istiyorum o amı. Ve bu sefer daha yavaş. Seni inlete inlete. Komşular duyana kadar.”
Vanessa’nın gözleri kararır gibi oldu, dilini dudağında gezdirdi. Emre’nin boynuna bir ısırık bıraktı, iz bıraktı. “O zaman götür beni halıya,” diye fısıldadı. “Ama bu sefer… ismimi fısılda. Vanessa. Üvey kızın. Senin yasağın.”
Emre ayağa kalktı, Vanessa’yı kucağında taşıyarak halının ortasına indirdi. Işıklar hâlâ açıktı, perdeler yarı aralıktı, dışarıda bir araba geçti, farlar bir an duvardan süzüldü. Emre Vanessa’nın bacaklarını açtı, döl ve am suyuyla parlayan yarığa baktı, başparmağıyla araladı. “Bakayım şu iştahlı amına,” diye mırıldandı. “Hâlâ kıpırdıyor. Daha doymamış.”
Vanessa ellerini başının üstüne uzattı, bileklerini birleştirdi; Emre bir eliyle o bilekleri tuttu, diğer eliyle sikini tekrar Vanessa’nın ağzına sürttü, salyasını aldırdı, sonra amına dayadı ama girmedi. Sadece bastırdı, başıyla oynadı. Vanessa kıvrandı. “Sok… lütfen sok yine…”
“Sabret,” dedi Emre. İçinde bir şey uyanmıştı; boşanmanın boşluğu, yasakın tadı, Vanessa’nın sesindeki o yalvarış. “Bu gece sadece başlangıç. Yarın, öbür gün, her sevgilin seni terk ettiğinde… buraya geleceksin. Ve ben de her seferinde, ‘babacığım’ dediğin o anda, seni paramparça edeceğim. Kimse bilmeyecek. Kimse.”
Vanessa’nın cevabı bir iniltiydi. Emre hâlâ girmeden, sikinin başıyla klitorisine vuruyordu, ritmik, işkence gibi. Vanessa’nın suları yeniden aktı, halıya damladı. Emre eğildi, kulağına fısıldadı: “Act bitmedi. Daha yeni ısındık. Şimdi bacaklarını daha aç. İkinci tura hazır ol. Ve bu sefer… ismimi bağırırken, komşunun duyup duymadığını umursama.”
Vanessa bacaklarını daha da açtı, bakışları Emre’nin bakışlarına kilitlendi. Odadaki hava ağırdı; ter, seks, şarap ve yasak. Emre’nin eli Vanessa’nın boğazına hafifçe yerleşti —sıkmadan, sadece sahiplenerek— ve sikini yavaşça, santim santim yeniden içeri itmeye başladı. Vanessa’nın ağzı açıldı, sesi boğuk bir “Evet…” ile doldu.
Kapının altından süzülen hol ışığı, iki bedenin gölgesini duvara yansıttı. Emre henüz tam girmemişti. Vanessa henüz tam inlememişti. Gecenin geri kalanı, ve yarının sabahı, hâlâ önlerinde kıvrılıyordu —sır, ıslaklık ve “bir daha” sözleriyle dolu.
Emre sikini santim santim içeri itmeye devam ederken Vanessa’nın amı hâlâ önceki boşalmanın ıslaklığıyla kaygandı, döl ve am suyu karışımı her bastırışta hafif şapırtılar çıkarıyordu. Boğazındaki eli sıkmadan sadece baskı yapıyordu; parmakları çenesinin altına dayanmış, bakışlarını kaçırmasına izin vermiyordu. “Böyle bak bana,” diye tısladı Emre. “Üvey babanın siki amını yeniden açıyor. Hisset.”
Vanessa’nın bacakları daha da açıldı, dizleri halıya sürtünerek. İçeri tam gömüldüğünde boğuk bir inilti kopardı boğazından. “Ah… fuck, doluyum yine… babacığım…” Emre hareketsiz kaldı bir an, kalın siki derinliklerde zonklayarak. Vanessa’nın duvarları hâlâ hassastı, her nabızda onu sıkıyordu. Emre yavaş çekti, başı neredeyse çıkacak gibi, sonra tek bir sert hamleyle dibine kadar vurdu. Halıya yansıyan gölgeleri sarsıldı.
“Daha yavaş dedim,” diye homurdandı Emre ama kalçaları zaten tempo tutmaya başlamıştı. Her girişte taşakları Vanessa’nın ıslak amına çarpıyor, şap şap sesi odada yankılanıyordu. Vanessa’nın memeleri her sarsıntıda hopluyor, meme uçları hâlâ Emre’nin ısırık izleriyle kızarmıştı. Emre eğildi, birini ağzına aldı, dilini gezdirdi, emerken dişlerini hafifçe bastırdı. Vanessa belini kamburlaştırdı, “Isır… daha sert ısır—” diye yalvardı.
Emre hızlanmadı hemen. Her darbe ölçülüydü, derin, bükülerek giriyor, Vanessa’nın o noktasına sürtünüyordu. “Vanessa,” diye fısıldadı kulağına, ismini ilk kez böyle, yavaş ve ağır. “Üvey kızım. Yasak amım. Yıllardır sikmek istediğim şu daracık delik.” Vanessa’nın cevabı sadece iniltiydi; elleri hâlâ başının üstünde, bilekleri Emre’nin tek elinde tutsak. Emre diğer elini Vanessa’nın klitorisine indirdi, başparmağıyla daireler çizdi, sikinin girip çıkışına uydurdu. Vanessa’nın suları yeniden coştu, halıya koyu bir leke yayılmaya başladı.
“Komşular duysun,” dedi Emre, sesi boğuk. “Bağır. İsmimi bağırırken amını nasıl sıktığını bilsinler.” Vanessa’nın bedeni titredi. Emre’nin boğazındaki baskısı arttı hafifçe —hâlâ nefes aldıracak kadar— ve tempo bir anda sertleşti. Kalçalar şimdi hızla çarpışıyordu. “Emre— ah siktir Emre— babacığım daha derine—” Vanessa’nın sesi yükseldi, boğuk çığlıklara dönüştü. Emre’nin siki her seferinde dibine kadar batıyor, Vanessa’nın karnında hafif bir şişkinlik bile hissediliyordu.
Emre birden çekildi, Vanessa’yı çevirdi, yüzüstü halıya bastırdı. Kalçalarını yukarı çekti, dizlerini ayırdı. “Eller arkanda,” emretti. Vanessa itaat etti, bileklerini belinin üzerinde birleştirdi. Emre tek eliyle o bilekleri tuttu, diğer eliyle sikini amına dayayıp tek hamlede girdi. Bu açı daha derindi; Vanessa’nın yüzü halıya gömüldü, “Ahhh—!” diye bağırdı. Emre yavaş yavaş ama sert vurmaya başladı, her darbede kalçalar şap diye ses çıkarıyor, Vanessa’nın amı şapırtıyla yutuyordu. “Sıkı… hâlâ o kadar sıkısın ki boşalmış olsan bile. Benim dölümle kayganlaşmış amın babasının sikini emiyor.”
Vanessa geriye doğru itiyordu kendini, her vuruşta daha fazla almak istiyordu. “Daha sert… lütfen paramparça et… bu gece benim rebound’um sensin—” Emre’nin eli Vanessa’nın saçına gitti, kafayı geriye çekti, boynu gerildi. Böyle sikti onu uzun uzun; ter damlaları Vanessa’nın sırtına düşüyor, Emre’nin nefesleri boğuk homurtulara karışıyordu. “Kaç kez hayal ettim bunu,” diye tısladı Emre. “Senin bu amını, bu sesini. Karım yanımdayken bile. Boşanmanın en güzel yanı bu… seni böyle açık, böyle ıslak, böyle ‘babacığım’ diye yalvarırken sikmek.”
Vanessa’nın ikinci orgazmı yaklaşırken bacakları titremeye başladı. Emre klitorisini önden buldu, parmaklarıyla ovuşturdu, sikinin ritmine uydurdu. “Boşal. Amınla boşal. Benim için.” Vanessa’nın bedeni kasıldı, “Geliyorum— Emre geliyorum—” diye çığlık attı, amı ritmik dalgalarla sıkışırken suları Emre’nin taşaklarına ve uyluklarına fışkırdı. Emre hızını kesmedi, o kasılmaların içinde sikmeye devam etti, Vanessa’yı inlete inlete uzattı.
Tam boşalmak üzereyken Emre çekildi, Vanessa’yı tekrar sırtüstü çevirdi. “Ağzına. Hepsini al.” Vanessa dizlerinin üstüne doğruldu hemen, ağzını açtı. Emre sikini dudağının arasına soktu, boğazına kadar indirdi. Vanessa öğürdü ama tuttu, salyası aktı, gözleri yaşardı. Emre saçından tutarak birkaç kez boğazına vurdu, sonra geri çekilip amına dayadı yeniden. “İçine mi, üstüne mi?” diye sordu, nefesi kesik.
“İçime,” Vanessa yalvardı. “Dölünü istiyorum yine. Üvey kızının amını doldur.” Emre girdi, bu sefer hızlı ve kısa darbelerle. Masa gibi değil, halının yumuşaklığında bedenler kayıyordu. Vanessa’nın bacakları Emre’nin beline dolandı, topukları kalçasına batıyordu. Emre eğildi, dudaklarını Vanessa’nın dudaklarına bastırdı, dilini soktu, aynı anda derine gömüldü ve boşaldı. Sıcak döl fışkırırken homurdandı, “Al… hepsini al Vanessa… üvey kızım—” Vanessa’nın amı onu sağdı, her kasılmada daha fazla dölü içine çekti. Emre birkaç sarsıntı daha yaptı, son damlaları da bıraktı, sonra hareketsiz kaldı, sik hâlâ içinde zonklayarak.
Bir süre öyle kaldılar. Emre’nin alnı Vanessa’nın alnına değiyordu, nefesleri birbirine karışıyordu. Ter, şarap kokusu, seks ve dölün ağır kokusu odayı doldurmuştu. Emre yavaşça çıktı; kalın siki ıslak, parlak, hâlâ yarı sert. Vanessa’nın amından döl sızdı, pembe yarık aralandı, beyaz akıntı halıya damladı. Emre parmağıyla o sızıntıyı yakaladı, Vanessa’nın dudağına götürdü. Vanessa emdi, dilini gezdirdi, gülümsedi ama gülümseme yorgundu, tatmin olmuştu.
Emre Vanessa’yı kucağına çekti, halının üstünde yan yana uzandılar. Bacaklar birbirine dolaşık, tenler yapışkan. Emre’nin eli Vanessa’nın belinde geziniyor, parmak uçları omurlarına dokunuyordu. Vanessa başını Emre’nin göğsüne yasladı, kalbinin hâlâ hızlı attığını dinledi. “Bu… bu sadece rebound değildi,” diye fısıldadı Vanessa, sesi boğuk. “Biliyorsun değil mi?”
Emre saçını okşadı, dudaklarını Vanessa’nın alnına bastırdı. “Biliyorum. Ve yarın sabah… duşta, dizlerinin üstünde, ağzınla temizleyeceksin beni. Sonra işe gideceğim. Ama aklımda senin amının tadı kalacak. Akşam döndüğümde… kapıyı kilitleyeceğiz. Perdeleri kapatacağız. Ve seni her odada, her şekilde alacağım. Anlaşıldı mı, Vanessa?”
Vanessa’nın cevabı boğuk bir “Anlaşıldı… babacığım” oldu. Bacağını Emre’nin bacağına doladı, amındaki dölü hâlâ hissediyordu, sızıntı uyluğundan aşağı ince bir çizgi halinde akıyordu. Emre’nin siki yumuşamaya başlamıştı ama Vanessa’nın kalçasına değdikçe yeniden kıpırdandı. Işıklar hâlâ açıktı, perdeler yarı aralıktı. Uzakta bir araba kornası duyuldu, sonra yine sessizlik. İki beden ter içinde, yasakla ıslanmış, nefes nefese halının ortasında yatıyordu. Emre’nin parmakları Vanessa’nın arka deliğine doğru bir kez daha yaklaştı, sadece bastırdı, girmedi; Vanessa hafifçe inledi, kalçasını geriye itti ama Emre o gece oraya dokunmadı.
Sadece sarıldılar. Emre Vanessa’nın çıplak sırtını okşadı, parmakları omuz bıçakları arasında gezindi. Vanessa Emre’nin boynuna bir öpücük bıraktı, iz bırakmayan, yumuşak. “Her terk edilişimde buraya geleceğim,” diye mırıldandı. “Ve sen de her seferinde… beni böyle paramparça edeceksin.” Emre cevap vermedi; sadece Vanessa’nın kalçasını sıktı, onu daha sıkı çekti kendine. Döl hâlâ sızıyordu. Nefesler yavaşlıyordu. Gecenin geri kalanı önlerinde kıvrılıyordu ama o an, halının üstünde, sadece terli ten, dolu am ve bozulmuş yasağın ağırlığı vardı.
Rate this story
Popular Collections
Browse Categories