Kocamın Gözleri Önünde Fırtınada Kırıldım
Kocamun gözleri önünde Mert beni fırtınada sertçe kırıp içime boşalırken zevkten inliyorum.
Ben Fiona, yirmi sekiz yaşındayım. Ahmet’le beş yıllık evliliğimiz var ve her geçen gün daha da sönükleşen bir yatağın içinde boğuluyorum. Yaz tatili için sahil evimize indikten üç gün sonra gökyüzü karardı, rüzgar camları dövüyor, deniz köpük köpük kabarıyordu. Tam o sırada kapı çaldı. Ahmet’in üniversiteden yakışıklı arkadaşı Mert’ti; arabası yolda bozulmuş, fırtınada bize sığınmak zorunda kalmıştı. Otuz iki yaşında, omuzları geniş, çenesi keskin, gülüşü o kadar kendinden emin ki içeri adım attığı an evin havası değişti.
Ahmet onu kucakladı, “Buyur kardeşim” dedi ama sesi ince çıktı. Ben mutfakta çay koyarken Mert’in arkamdan baktığını hissettim. Dönüp baktığımda gözleri göğüslerimde geziniyor, sonra yavaşça yüzüme çıkıyordu. “Fiona… hâlâ aynı güzelliktesin,” dedi, sesi boğuk. Ahmet mutfaktan çıktı, “Eski günler” diye geveledi. Ben tepsini taşıırken Mert’in koluna çarptım; kasları demir gibiydi. İçim sızladı. Ahmet’le son seksimiz iki ay önceydi, o da beş dakikada bitmiş, ben doymamıştım. Mert’in tişörtünün altındaki karın çizgileri, pantolonunun kasığına oturan dolgunluk… Yutkundum. Kocamın yanındaydık ama aklım çoktan Mert’in ellerindeydi.
Akşam yemeğinde fırtına iyice azıttı. Pencereler sarsılıyor, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Sofra ışıklarında Mert bana bakmayı bırakmıyordu. “Ahmet, karın çok şanslı bir adam,” dedi açıkça. “Böyle bir kadınla her gece ne yapacağını bilemem.” Ahmet utangaç güldü, “Ya işte…” diye mırıldandı. Ben bacağımı masanın altında uzattım, Mert’in dizine değdirdim. O da bacağımı yakaladı, başparmağıyla yavaşça okşadı. Kalbim güm güm atıyordu. İçimdeki açlık, kocamın yetersizliğiyle birleşince alev alev yandı. Mert’in dominant duruşu, o derin sesi… Onu kocamın gözleri önünde istiyordum ve bu düşünce amımı ıslattı.
Elektrikler kesildi. Ev karanlığa gömüldü. Ahmet mumları buldu, üçümüz salonda oturduk. Mert benim yanıma, Ahmet karşımızdaki koltuğa. Mum ışığında gölgeler dans ediyordu. Mert bana döndü, “Bu ışıkta daha da güzelsin Fiona,” dedi ve elini açıkça dizime koydu. Yukarı doğru kaydırdı, etekimin altına soktu. Parmakları yumuşak tenimi okşuyordu. Ben bacaklarımı araladım, izin verdim. Ahmet bizi görüyordu; boğazı düğümlenmiş, elleri yumruk olmuştu ama tek kelime etmiyordu. Utanç içinde oturuyordu. Mert’in parmakları iç çamaşırıma ulaştı, ıslaklığımı hissetti, gülümsedi. “Bu kadar mı ıslanmışsın benim için?” fısıldadı.
Ben onun elini tuttum, daha yukarı çektim. Külotumun kenarını sıyırdı, parmağı amığımın dudaklarına değdi. “Kocamın önünde seni istiyorum,” diye kulağına fısıldadım, sesim titriyordu ama kararlıydı. Mert’in gözleri karardı. “Anladım,” dedi. İkimiz de artık duramayacağımızı biliyorduk. Arzu kontrolü ele geçirmişti. Ahmet “Fiona…” diye cılız bir ses çıkardı ama ben zaten Mert’e dönmüştüm. Mert beni koltuğun kenarına çekti, kocamın tam karşısında. Dudaklarımı ezip öptü, dilini ağzıma soktu. Elleri tişörtümü yukarı sıyırdı, sutyenimi açtı, memelerimi avuçladı, meme uçlarımı sıkıp çekiştirdi. Ben inledim, “Ah Mert…”
Hemen pantolonunun düğmesini çözdüm, fermuarı indirdim. Aleti fırladı; kalın, damarlı, Ahmet’inkinden en az iki kat uzundu. Avucuma aldım, sıvazladım, sonra eğilip ağzıma aldım. Dilimi başının etrafında gezdirdim, yutkunarak derine indim. Mert saçımı tuttu, “Güzel emiyorsun karıcık,” diye homurdandı. Ahmet’e baktım; kocamın pantolonunda küçük bir şişkinlik vardı, aleti ufacık sertleşmişti ama yüzü kıpkırmızıydı. Utançla izliyordu. Ben Mert’in sikini boğazıma kadar aldım, tükürüklerim akıyordu. “Kocam izlesin,” diye mırıldandım, ağzım doluyken.
Mert beni kaldırdı, eteğimi belime sıyırdı, külotumu yırtarcasına indirdi. Koltuğa domalttı, kocamın tam önünde. Kalçalarımı ayırdı, sikinin başını amığımın girişine dayadı. “Hazır mısın Fiona?” “Evet, sok içime,” diye yalvardım. Bir hamlede girdi. O kadar kalındı ki amım gerildi, yandı, sonra zevkle doldu. Derin ve hızlı vurmaya başladı. Taşakları göt deliğime çarpıyordu. “Daha sert, kocamın gözü önünde kır beni!” diye bağırdım. Mert belimi kavradı, vuruşlarını sertleştirdi. Her dalışta nefesim kesiliyor, memelerim sallanıyor, Ahmet’e bakıyordum. Kocamın eli kendi küçük aletinin üzerindeydi, utançla sıvazlıyordu ama ağzını açamıyordu.
Mert bir elini saçıma doladı, başımı geri çekti, boynumu ısırdı. “Senin kocan buraya bakıyor, küçük sikini tutmuş. Ben senin amını dölleycem şimdi.” Ben inliyordum, “Evet, boşal içime, kocam görsün!” Pozisyon değiştirdik. Mert beni sırtüstü yatırdı, bacaklarımı omzuna attı, dizlerimi göğsüme katladı. Bu açıda daha da derine giriyordu. Sikinin her damarı amımın duvarlarını sıyırıyor, klitorisime sürtünüyordu. “İçime boşal, yüzüme değil önce,” diye yalvardım. Mert hızlandı, kasları gerildi. “Al Fiona, al kocanın önünde!” diye homurdanarak derin bir iniltiyle boşaldı. Sıcak döl fışkırarak amımı doldurdu, taştı, bacaklarıma aktı. Ben de o anda orgazma ulaştım; amım Mert’in sikini sıkıp sağarken zevkten titriyordum, “Ahhh sik beni kır beni!” diye çığlık attım.
Ahmet’in yüzü bembeyazdı, küçük aleti hâlâ pantolonunda dikleşmiş halde, döl sızdıracak gibiydi ama kıpırdamıyordu. Mert sikini yavaşça çıkardı, amımdan akan beyaz döller koltuğa damlıyordu. Parmaklarını amıma soktu, kendi dölünü karıştırdı, sonra parmaklarını ağzıma götürdü. Emdim, tuzlu tadı dilimde dağıldı. “Bir daha,” diye fısıldadım Mert’e, gözlerim hâlâ kocamdayken. Fırtına dışarıda ulumaya devam ediyordu. Mert’in aleti yeniden sertleşmeye başlamıştı bile, dölümle parlayan ucu Ahmet’in utancına doğru kalkıyordu. Ben bacaklarımı açık tuttum, “Kocam izlesin diye yeniden sok,” dedim. İçim hâlâ sızlıyor, ama doymamıştım. Mert gülümsedi, Ahmet’e baktı: “İzlemeye devam et dostum. Karın daha yeni ısındı.”
Ahmet’in boğazından bir homurtu çıktı, ama yerinden kalkamadı. Ben Mert’in göğsüne yapıştım, dilimi meme ucunda gezdirdim, elimi yeniden o kalın sike sardım. “Bu gece bitmeyecek,” diye fısıldadım. Fırtınanın gürültüsü, mumların titrek ışığı ve kocamın ezik bakışları arasında ikinci tura hazırlanıyorduk. Mert’in parmakları yeniden amıma girdi, dölünü dışarı doğru itti, sonra iki parmağıyla içimi açtı. “Bak Ahmet, karının amı nasıl açıldı benim sikimle.” Ben inledim, kalçalarımı savurdum. İçimdeki boşluk yeniden dolmak istiyordu. Mert’i kocamın gözleri önünde yeniden içime almak, onu daha da aşağılayarak zevke boğulmak… Gerilim hâlâ kırıntı kırıntı tırmanıyordu; bu sadece başlangıçtı.
Ben Mert’in parmaklarını amımda hissederken kalçalarımı savurdum, döl hâlâ sıcak sıcak sızıyordu dışarı. “Daha derin sok parmaklarını,” diye fısıldadım, sesim boğuk çıkıyordu mum ışığında. Ahmet’in bakışları üstümdeydi; yüzü bembeyaz, dudakları titriyor, eli hâlâ pantolonunun üstünde o ufacık şişkinliği tutuyordu. Utancı o kadar keskindi ki bacaklarımın arasından sızan zevkle karışıp beni daha da ıslatıyordu. Mert iki parmağını büktü, o hassas noktama bastırdı, “Bak Ahmet, karının amı nasıl emiyor parmaklarımı. Senin o cılız sikin buraya yetişemezdi bile.”
Ahmet boğazını temizledi, “Fiona… lütfen…” diye cılız bir ses çıkardı ama yerinden kıpırdamadı. Ben gülümsedim, Mert’in elini tuttum, parmaklarını daha derine ittim. “Sus Ahmet. İzle sadece. Bu gece senin işin bu.” Mert parmaklarını çıkardı, dölle parlayan parmaklarını Ahmet’in burnunun dibine uzattı. “Kokla dostum. Karının amının ve benim dölümün karışımı. Beğendin mi?” Ahmet geri çekildi ama burnuna o koku değdi; yüzü kıpkırmızı oldu, gözlerini kaçırdı. Ben o an daha da azdım. Kocamın bu ezikliği, Mert’in dominansı… İçimdeki ateş yeniden alev alev yandı.
Mert beni kucağına çekti, bacaklarımı açtı, o kalın sikini yeniden amımın dudaklarına dayadı. Başını yavaşça sürtüp durdu, “İstiyor musun Fiona? Kocanın gözleri önünde bir daha mı kırılmak istiyorsun?” “Evet,” diye inledim, “sok içime, doldur beni yine. Ahmet görsün nasıl doyduğumu.” Bir hamlede girdi. Amım hâlâ açıktı, dölle kaygandı ama o kalınlık yine gerdi beni, yaktı, sonra zevkle doldurdu. Derin bir inilti koptu boğazımdan. Mert belimi kavradı, beni yukarı kaldırıp indirdi, sikinin her santimini yuttum. “Ahhh… daha sert Mert, kocamın önünde parçala amımı!”
Vuruşlar sertleşti. Taşakları göt deliğime çarpıyordu her seferinde, memelerim yüzüne sürtünüyordu. Mert bir mememi ağzına aldı, meme ucumu diliyle dürtüp ısırdı. Ben başımı geriye attım, Ahmet’e baktım. Kocamın eli pantolonunun içindeydi artık, o minik aletini utançla sıvazlıyordu. “Bak Ahmet,” diye bağırdım nefes nefese, “Mert’in siki amımı nasıl dolduruyor. Senin gibi değil, gerçek bir erkek gibi!” Mert hızlandı, “Evet Fiona, söyle ona. Söyle kocana senin amını kimin döllediğini.”
“Sen dölledin Mert, senin kalın sikin… ahhh… içime boşal yine, istiyorum!” diye çığlık attım. Pozisyon değiştirdik. Mert beni koltuğa yatırdı, yüzüstü, kalçalarımı kaldırdı. Arkamdan girdi bu sefer, daha da derin. Bir eliyle saçımı yakaladı, başımı kaldırdı ki Ahmet’in gözlerinin içine bakayım. “İzle dostum,” diye homurdandı Mert, “karın nasıl inliyor benim altımda. Senin o küçük aletinle bu sesleri çıkarabilir miydin?” Ahmet’in gözleri dolmuştu neredeyse, ama sikini sıvazlamaya devam ediyordu. Zayıf bir inilti kaçtı boğazından. Ben zevkten titriyordum. Her darbede amım Mert’in sikini sıkıyor, döl kalıntıları köpük köpük dışarı taşıyordu.
Mert birden durdu, sikini çıkardı. Amım boşaldı, sızladı, “Hayır, sok geri!” diye yalvardım. O ise gülümsedi, Ahmet’e döndü. “Gel buraya Ahmet. Yakından bak.” Ahmet tereddütle ayağa kalktı, adımları ağırdı. Mert beni bacaklarımı açık tutarak tuttu, amımı sergiledi. “Parmakla karının amını. Benim dölümü hisset.” Ahmet’in eli titreyerek uzandı, bir parmağını soktu. “Sıcak… ve ıslak,” diye mırıldandı utançla. Ben kalçalarımı savurdum, “Daha fazla Ahmet, iki parmak sok. Ama acele et, Mert’in siki bekliyor.” Ahmet iki parmağını soktu, dölü karıştırdı. Mert onun elini tuttu, parmaklarını daha derine itti. “İşte böyle. Karın amı benim sikime alıştı artık. Senin işin bitik.”
Ahmet parmaklarını çekti, dölle kaplı elini pantolonuna sildi utangaçça. Mert beni tekrar domalttı, bu sefer göt deliğime de parmağını sürttü. “Burayı da mı açayım Fiona? Kocan izlerken.” “Evet,” diye fısıldadım heyecanla, “parmakla aç, sonra sikinle dene. Ama önce amımı boz yine.” Mert parmağını tükürüğüyle ıslattı, yavaşça göt deliğime soktu. Aynı anda sikini amıma daldırdı. İki deliğim birden doluydu. Zevk ve hafif acı karışımı beni çıldırttı. “Ahhh Mert… ikisini birden… kocam görsün!” Bağırıyordum, fırtınanın uğultusu sesimi boğuyordu neredeyse. Mert parmağını götümde oynatırken amımı sert sert sikiyordu. “Senin kocan küçük sikini tutmuş bakıyor. Belki de boşalır utancından.”
Gerçekten Ahmet’in pantolonundan bir ıslaklık sızıyordu; erken boşalmıştı belli ki, o minik aleti daha dayanamamıştı. Yüzü utançtan yanıyordu. “Boşaldın mı Ahmet?” diye alay ettim, “Kocamın gözleri önünde Mert beni sikerken sen kendi kendine bitmişsin. Ne kadar eziksin.” Mert güldü, “Zavallı dostum. Karın henüz doymadı, sen bitti. Otur geri, izlemeye devam et.” Ahmet koltuğa çöktü, pantolonunu düzeltmeye çalışırken titriyordu. Ben ise Mert’in altında eriyordum. Orgazm yaklaşıyordu yine. Klitorisime sürtünen her darbe beni uçuruma sürüklüyordu.
Mert parmağını götümden çıkardı, iki eliyle kalçalarımı kavradı, vuruşlarını hızlandırdı. “Boşal Fiona, kocanın önünde boşal. Amını sık benim sikime.” Ben bağırdım, “Geliyorum… ahhh Mert kır beni, dölünü içime bas!” Kaslarım gerildi, amım şiddetle kasıldı, Mert’in sikini sağar gibi sıktı. Orgazm dalga dalga geldi, bacaklarım titredi, çığlıklarım salonu doldurdu. Mert de o anda boşaldı, sıcak döl fışkırdı yeniden amımın derinliklerine. “Al hepsini,” diye homurdandı, “kocan görsün nasıl doldurduğumu.” Döl taştı, bacaklarımdan aktı, koltuğa damladı. Ben nefessiz kalmıştım, ama doymamıştım hâlâ. İçim sızlıyor, Mert’in siki yavaş yavaş yumuşarken bile o dolgunluğu özlüyordum.
Mert sikini çıkardı, amımdan akan beyazsı dölleri parmaklarıyla topladı, ağzıma sürdü. Emdim hepsini, tuzlu-tatlı tadı dilimde eridi. “Bir tur daha,” diye fısıldadım, “bu sefer götümü de dene. Ahmet’e göster nasıl açıldığımı.” Mert’in aleti döl ve sularımla parlıyordu, yeniden sertleşmeye başlamıştı bile. Ahmet’e baktı, “Hazır mısın dostum? Karının götünü de sikicem şimdi. Sen de otur, elini sikine koy ama boşalma. Sadece izle.” Ahmet başını salladı ezikçe, yerinden kalkamadı. Ben Mert’in boynuna sarıldım, dilimi kulağına soktum. “Fırtına bitsin istemiyorum. Bu gece seni kocamın gözleri önünde her deliğimde istiyorum. Daha sert, daha aşağılayıcı.”
Mert beni ayakta tuttu, bacaklarımı beline doladı. Sikinin başını göt deliğime dayadı, yavaşça bastırdı. “Rahatla Fiona. Kocan izliyor, acıtsa da zevk al.” Giriş yandı, gerildi, ama ben ittim kendimi. Yarıya kadar girdi. “Ahhh… kalın… dolu… devam et!” Mert yavaş yavaş derine indi, ta ki taşakları değene kadar. Götüm yanıyordu ama zevk ağır basıyordu. Hareket etmeye başladı, kısa kısa vuruşlarla. “Bak Ahmet, karının götü benim sikimi yutuyor. Senin gibi değil ha?” Ahmet’in gözleri fal taşı gibi açılmıştı, eli yine pantolonunda, ama bu sefer boşalmamaya çalışıyordu belli ki. Ben inliyordum, “Daha hızlı Mert… götümü boz, kocam utansın!”
Vuruşlar sertleşti. Her dalışta nefesim kesiliyor, memelerim Mert’in göğsüne çarpıyordu. Bir elimi amıma götürdüm, klitorisimi ovaladım, döl sızan amımı parmakladım. “İçimde iki dölün var, şimdi götümde de olacak. Ahmet… sen hiç böyle sikebildin mi beni? Hayır… sen yetersizsin.” Mert saçımı çekti, boynumu ısırdı, “Söyle daha fazla. Aşağılа onu.” “Kocamın siki bir parmağım kadar. Senin ki amımı ve götümü parçalıyor. Boşal götüme Mert, doldur orayı da!” Mert hızlandı, kasları gerildi. “Al Fiona… götüne basıyorum şimdi!” Derin bir iniltiyle boşaldı, sıcak döl götümün içine fışkırdı. Ben de o anda yine orgazma ulaştım, amım ve götüm birden kasılarak zevkten titredim. “Ahhh evet! Kırıldım… kocamın gözleri önünde kırıldım!”
Mert yavaşça çıktı, götümden döl aktı aşağı. Ben titreyerek ayakta durmaya çalıştım, bacaklarım pelte gibiydi. Mert beni koltuğa oturttu, bacaklarımı açık tuttu ki Ahmet her şeyi görsün. Amım ve götüm kıpkırmızı, şiş, dölle kaplı. “Dokun Ahmet,” dedi Mert, “karının her deliğine bak, hisset.” Ahmet eğildi, titreyen parmaklarıyla amımı okşadı, sonra göt deliğime dokundu. “Hepsi… dolu,” diye mırıldandı sesi kırık. Ben onun elini tuttum, parmaklarını amıma soktum. “Kokla, tadına bak. Bu Mert’in dölü. Yarın da devam edecek. Fırtına dinene kadar, belki de daha uzun.”
Mert’in aleti hâlâ yarı sertti, dölle parlıyordu. Ben dizlerimin üstüne çöktüm, onu ağzıma aldım, temizledim dilimle. “Biraz dinlen,” diye fısıldadım, “sonra yeniden başlarız. Bu sefer Ahmet’i daha da ezeceğiz. Belki onu da dokundururuz, ama asla sokmayız. Sadece izlesin, utansın.” Fırtına dışarıda hâlâ uluyordu, camlar sarsılıyordu. Mumlar eriyordu yavaş yavaş. Ahmet köşede büzülmüş, pantolonu ıslak, yüzü yenilgi doluydu. Ben Mert’in kucağına kıvrıldım, elimi onun sikine sardım, yavaşça sıvazladım. İçim hâlâ sızlıyor, boşluk hissediyordum. “Daha bitmedi,” diye fısıldadım kulağına, “gece uzun. Kocamın gözleri önünde beni defalarca kıracaksın. Her seferinde daha sert, daha derine. O da izleyecek… ta ki tamamen kırılana kadar.”
Mert boynumu öptü, “Hazırım Fiona. Senin amın ve götün benim. Ahmet sadece seyirci.” Elini bacaklarımın arasına götürdü, parmaklarını hem amıma hem göt deliğime sürttü, dölleri karıştırdı. Ben inledim, kalçalarımı kaldırdım. Gerilim yeniden tırmanıyordu. İkinci tur bitmişti ama üçüncü için aletler sertleşmeye, nefesler hızlanmaya başlamıştı bile. Ahmet’in ezik bakışları, fırtınanın gürültüsü ve Mert’in elleri arasında kayboluyordum. Bu sadece ortasıydı; daha ne kadar aşağılayabileceğimizi, ne kadar derine inebileceğimizi düşünmek bile amımı yeniden ıslatıyordu. Mert parmaklarını çıkarıp ağzıma verdi, emdim. “Devam,” dedim, gözlerim Ahmet’teyken. “Kocam izlesin diye her şeyi yap. Bu gece onun evinde, onun karısını mahvedeceksin.”
Ben Mert’in parmaklarını emerken Ahmet’in ezik bakışlarını yakaladım; kocamın pantolonu hâlâ ıslak, o minik aleti yarı sert halde titriyordu utançtan. İçimdeki boşluk yeniden sızlıyordu, amım ve götüm Mert’in dölüyle yapış yapış, şişmiş, kıpkırmızı. “Daha fazla istiyorum,” diye fısıldadım Mert’in kulağına, dilimi memesinin ucunda gezdirdim. “Bu sefer ikimizi birden kullansın ama sokmasın. Sadece dilini, parmaklarını… sen de amımı sikerken o götümü yalasın. Kocamın ağzı benim dölünle dolsun.”
Mert gülümsedi, o kendinden emin, dominant gülüşü mum ışığında tehlikeli görünüyordu. “Tamam Fiona. Ahmet, gel buraya. Diz çök karının arkasında.” Ahmet tereddütle kalktı, adımları sürükleniyordu, yüzü bembeyazdı. Ben koltuğa domaldım, kalçalarımı Mert’e doğru kaldırdım, bacaklarımı geniş açtım. Amımdan ve götümden sızan beyaz döller uyluklarıma aktı, damla damla yere düştü. Mert sikinin başını amıma dayadı, yavaşça sürttü. “Hazır mısın karıcık? Kocan dilini sokacak götüne şimdi.”
Ahmet diz çöktü arkamda, nefesi boynuma değiyordu titrek. “Fiona… ben…” diye mırıldandı ama ben kalçalarımı geriye savurdum, “Sus ve yala. Mert’in dölünü götümden temizle dilinle. Hadi, utangaç utangaç bakma.” Mert bir hamlede amıma girdi, o kalın damarlı sik her santimiyle beni gerdi, yaktı, doldurdu. Aynı anda Ahmet’in dilini hissettim; ürkek, yavaş, göt deliğime değdi. Sıcak, ıslak dili dölümü yaladı, içeri doğru hafifçe sokuldu. “Ahhh evet… daha derine Ahmet, dilini götüme sok, tadına bak kocam!” diye inledim.
Mert belimi kavradı, sert sert vurmaya başladı. Her dalışta taşakları Ahmet’in yüzüne çarpıyordu neredeyse, göt deliğim Ahmet’in diliyle oynaşırken amım Mert’in sikiyle parçalanıyordu. “Bak dostum,” diye homurdandı Mert, “karının götü senin dilini emiyor. Benim dölüm orada hâlâ, yut hepsini.” Ahmet itaat etti, dilini daha derine itti, dölü emdi, boğazından yutkunma sesleri geldi. Ben zevkten titredim, klitorisim nabız gibi atıyordu. Bir elimi amıma götürdüm, Mert’in sikinin girip çıktığı yeri okşadım, kendi sularımla dölünü karıştırdım. “Senin sikin hiç böyle doldurmadı beni Ahmet. Bak nasıl geriliyor amım… ahhh Mert daha sert!”
Vuruşlar hızlandı. Mert saçımı yakaladı, başımı geri çekti ki Ahmet’i göreyim. Kocamın yüzü amımın ve götümün arasında kaybolmuştu, dili çalışıyor, utançtan gözleri yaşarmıştı ama devam ediyordu. “Ezik kocam,” diye alay ettim nefes nefese, “dilinle hizmet et bana. Mert boşalana kadar yala, sonra dölünü de yutacaksın belki.” Mert güldü, “İyi fikir. Fiona’nın amından fışkıran dölümü sen temizleyeceksin Ahmet. Şimdi daha hızlı yala.” Ahmet’in dili çılgınca hareket etti, göt deliğimi genişletti, tükürüğü ve döl karışımı aktı çenesine. Ben orgazma yaklaşıyordum, kaslarım gerildi, “Geliyorum… ikiniz de… ahhh kırın beni!” diye bağırdım.
Amım şiddetle kasıldı, Mert’in sikini sıktı, dalga dalga zevk vücudumu sardı. Bacaklarım titredi, çığlıklarım fırtınanın uğultusuna karıştı. Mert de o anda boşaldı, sıcak fışkırmalar amımın derinliklerini doldurdu, taştı, Ahmet’in diline aktı. “Yala dostum, yut,” diye emretti Mert. Ahmet itaatle dilini amıma kaydırdı, fışkıran dölü yaladı, emdi, yuttu. Tuzlu tadı boğazından geçerken yüzü kıpkırmızı oldu, küçük aleti pantolonunda yeniden dikleşmişti utançla. Ben hâlâ titriyordum, “Daha… götümü de doldur Mert. Ahmet dilini amıma soksun bu sefer.”
Mert sikini amımdan çekti, dölle parlayan kalın aleti göt deliğime dayadı. Ahmet’i itti, “Şimdi amıyı yala. Karının klitorisini em, dölümü yut.” Ahmet’in dili amıma yapıştı, klitorisimi emmeye başladı, iki parmağını soktu dölü karıştırmak için. Mert yavaşça götüme bastırdı, başı girdi, yandı, gerildi ama ben geriye ittim kendimi. “Sok hepsini… ahhh kalın… Ahmet bak götüm nasıl yutuyor!” Mert derine indi, taşakları değene kadar, sonra hareket etti. Kısa, sert vuruşlar. Her birinde nefesim kesiliyor, memelerim sallanıyor, Ahmet’in dili amımı yalıyorken çifte zevk beni delirtiyordu.
“Söyle Fiona,” diye homurdandı Mert, “kocana ne kadar yetersiz olduğunu.” “Ahmet… senin sikin bir çocuk gibi… Mert’in ki götümü parçalıyor, amımı döl dolu bırakıyor. Dilin bile zayıf ama yala yine de… ahhh daha derine!” diye çığlık attım. Mert hızlandı, bir eliyle boynumu sıktı hafifçe, diğer eliyle kalçamı tokatladı. Şap şap sesleri salonda yankılandı. Ahmet amımı emiyor, dölü yutuyor, ara sıra kendi minik aletini pantolonun içinden sıvazlıyordu gizlice. “Boşalma Ahmet,” diye uyardım, “sadece izle ve hizmet et. Bu gece senin rolün bu. Ezik koca.”
Götüm yanıyor ama zevk ağır basıyordu. Mert’in her darbesi beni ileri savuruyor, Ahmet’in yüzüne bastırıyordu. Orgazm yine geldi, ani ve şiddetli; amım Ahmet’in dilini sıkarken götüm Mert’in sikini sağdı. “Boşalıyorum… götümde hisset Mert!” diye uludum. Mert kasıldı, “Al götüne karıcık!” diye inledi ve boşaldı. Sıcak döl götümün içine fışkırdı, doldu, taştı, Ahmet’in çenesine aktı. Mert yavaşça çıktı, göt deliğim açık kaldı bir an, döl damladı Ahmet’in diline. “Temizle,” dedi Mert. Ahmet dilini soktu, dölü emdi, yuttu, gözleri dolu dolu.
Ben yorgun düştüm koltuğa, bacaklarım açık, her iki deliğim şiş, kırmızı, dölle kaplı. Mert sikini ağzıma uzattı, “Temizle beni Fiona.” Dilimi gezdirdim, kendi sularımı ve dölünü yaladım, emdim. Ahmet hâlâ diz çökmüş bakıyordu, pantolonu iyice ıslanmış, belli ki yine sızdırmıştı. “Kalk Ahmet,” dedim boğuk sesle, “yaklaş. Parmaklarını sok her deliğime, hisset nasıl açıldığımı. Sonra kokla, tadına bak ama sikini asla sokma. Senin işin değil.”
Ahmet titreyen elleriyle uzandı. İki parmağını amıma soktu, dölü karıştırdı, “Sıcak… genişlemiş,” diye mırıldandı sesi kırık. Sonra bir parmağını götüme kaydırdı, iki deliğimi birden doldurdu. Ben kalçalarımı savurdum, “Daha fazla, üç parmak amıma. Mert’in siki gibi aç.” Ahmet itaat etti, parmakları içeri girip çıktı, döl şapırtıları duyuldu. Mert yanımızda oturmuş, sikini sıvazlıyordu yeniden sertleşen aletini. “İyi iş dostum. Karının amı senin parmaklarına alışkın değil artık, benim sikime alıştı. Çek elini, kokla.”
Ahmet parmaklarını çıkardı, burnuna götürdü, derin nefes aldı. Yüzü buruştu utançtan ama emdi parmaklarını. Ben gülümsedim, “Beğendin mi tadını? Yarın sabah da devam. Fırtına dinse bile sen izleyeceksin. Belki komşular duyar inlemelerimi, ne dersin Mert?” Mert elini amıma götürdü, Ahmet’in bıraktığı yerden devam etti, üç parmağını birden soktu. “Evet, pencereleri açarız belki. Fiona’nın çığlıkları dışarı taşsın. Şimdi kalk, kucağıma otur. Ahmet sen de diz çök, memelerini em karının.”
Ben Mert’in kucağına yerleştim, sırtım onun göğsüne, bacaklarım iki yana açık. Sikinin başı amıma sürtündü, yavaşça indi, girdi. Derin bir inilti koptu. Ahmet öne eğildi, memelerimi avuçladı, uçlarını emdi, dilini gezdirdi. “Daha sert em Ahmet, ısır hafifçe. Mert sikerken sen memelerimle oyna.” Mert alttan vurmaya başladı, yavaş ama derin. Her yükselişte amım onu yutuyor, döl kalıntıları köpükleniyordu. Ahmet memelerimi emiyor, ara sıra aşağı bakıp sikin girip çıkışını izliyordu utançla.
“Konuş Fiona,” dedi Mert kulağıma, “ne kadar azgın olduğunu söyle.” “Azgınım… kocamın gözleri önünde senin sikinle doluyum, memelerimi o emiyor… ahhh daha hızlı Mert! Ahmet, elini klitorisime götür, ov ama kendin boşalma.” Ahmet’in parmağı klitorisime değdi, yavaşça ovaladı. Çifte uyarım beni uçuruma sürükledi. Mert hızlandı, taşakları şapırdıyordu. “Bu gece bitmeyecek,” diye fısıldadım, “daha pozisyonlar var. Belki seni bağlarız Ahmet, sadece izlersin. Ya da dölümü yalatırız tekrar tekrar. İçim yanıyor hâlâ, doymadım.”
Mert bir mememi Ahmet’in ağzından çekti, kendi emdi, ısırdı. “Ahmet’e bak Fiona. Ne kadar acınası. Küçük siki sızdırıyor yine.” Gerçekten pantolonunda yeni bir ıslak leke belirmişti. Ben güldüm zevkten, “Boşaldın mı yine ezik kocam? Biz daha yeni başladık üçüncü tura. Otur geri, sikini çıkar bu sefer. Sıvazla ama boşalma. İzle bizi.” Ahmet geriledi, pantolonunu indirdi utana utana. O minik, cılız aleti ortaya çıktı, yarı sert, döl sızdıran. Elini sardı, yavaşça çekti, gözleri bizde.
Mert beni kaldırdı, ters çevirdi, yüzüme doğru amımı bastırdı neredeyse. “Yüzüme otur Fiona, Ahmet de alttan bakarken sikeyim seni.” Ben Mert’in yüzüne oturdum, amımı diline verdim, o yalarken götümü parmakladı. Sonra pozisyon değiştirdik yine; ben dizlerimin üstünde, Mert arkamdan amıma girdi, Ahmet önde sikini ağzıma yaklaştırdı ama sokmadım. “Yala sadece başını Ahmet, dölünü yutma henüz. Ben Mert’i emerken sen bekle.” Hayır, tersine: Mert’in sikini emdim yeniden, Ahmet’in minik aletini elledim aşağılayarak. “Ne kadar küçük… bak Mert’inki gibi değil. Sadece tut, sıvazla utancından.”
Fırtına camları dövüyordu hâlâ, mumlar kısalmıştı. Mert beni yeniden domalttı, amıma ve götüme sırayla vurdu, değiştirerek. Bir kaç darbe am, bir kaç göt. Ahmet yanımızda diz çökmüş, kendi aletini çekiyor, inlememizi dinliyor, ara sıra döl sızdırıyordu. “Daha aşağılayıcı ol,” diye fısıldadım Mert’e. O da Ahmet’in saçını yakaladı, yüzünü amıma bastırdı sikini çıkarırken. “Yala karışımı. Benim dölüm, onun suları.” Ahmet yaladı, ben inledim, kalçalarımı savurdum. İçimdeki ateş sönmüyordu.
Mert’in aleti yeniden dimdik, damarlı. Ben bacaklarımı onun beline doladım ayakta, amıma indirdim kendimi. Duvara yaslandık, Ahmet oturmuş izliyordu. Her zıplayışımda memelerim zıplıyor, döl akıyor bacaklarımdan. “Kocam… sen hiç böyle kaldıramadın beni. Mert’in elleri demir gibi, siki demir gibi… ahhh içime bas yine!” Mert boynumu ısırdı, hızlandı, boşaldı bir kez daha amıma. Sıcak fışkırmalar, taşmalar. Ben de orgazm oldum, tırnaklarımı sırtına geçirdim. “Kırıldım… yine kırıldım senin önünde Ahmet!”
Ama bitmedi. Mert sikini çıkardı, döl aktı. Ben yere diz çöktüm, ikisini de yaladım sırayla: Mert’in kalın aletini temizledim, Ahmet’in minik olanını aşağılayarak dilimle yokladım ama emmedim tam. “Seninki tadı bile farklı, zayıf. Mert’inki erkek gibi.” Mert beni kaldırdı, koltuğa yaydı, bacaklarımı omuzlarına aldı. “Bir tur daha am. Sonra göt. Ahmet sen parmakla ikimizi birden.” Parmakları içeri girdi, Mert’in sikiyle birlikte. Gerildim, yandım, zevkten çıldırdım. “İkisi birden… dolu… ahhh fırtına bitsin istemiyorum!”
Nefesler hızlandı, ter aktı vücutlarımızdan. Mert’in kasları parlıyordu mum ışığında. Ahmet’in gözleri dolu, aleti elinde, ama boşalmamaya çalışıyordu emrim üzerine. “Devam,” diye inledim, “gece uzadıkça uzuyor. Beni her pozisyonda kır, kocamı her seferinde daha fazla ez. Belki onu da döl spe… hayır, o yalasın sadece. İçim sızlıyor, boşluk var yine. Sok Mert, sok daha derine. Ahmet bak, öğren ne demek gerçek sikmek.”
Mert girdi yeniden, ritmi buldu. Salonda inlemeler, şapırtılar, fırtına uğultusu. Ben Ahmet’e bakarak orgazma koştum bir kez daha, amım sıkarak. Mert dayandı, boşalmadı henüz, beni çevirdi. “Göt şimdi. Sonuna kadar. Ahmet dilini amıma koy.” Götüme girdi yavaş, sonra sert. Ahmet amımı yaladı. Çifte doluluk, acı-zevk karışımı. “Evet… boz götümü… kocam utansın daha fazla!” Mert saçımı çekti, boynumu öptü, ısırdı. “Seninim Fiona. Amın, götün. O sadece seyirci. Boşal bana.”
Kasıldım, boşaldım götümde sikiyken. Mert takip etti, dölünü götüme bası. Aktı aşağı, Ahmet yaladı temizledi. Ben pelte gibiydim ama gözlerim parlıyordu. Mert’in aleti yarı yumuşarken bile elime aldım, sıvazladım. “Dinlen biraz. Sonra dördüncü. Bu sefer seni bağlarız belki Ahmet’i, ya da aynaya bakarız. Fırtına dışarıda, içeride biz mahvoluyoruz. Daha ne kadar dayanırsın kocam? İzlemeye devam et… ta ki ben tamamen dolana, kırılana kadar. Mert, hazır mısın yine?”
Mert boynumu öptü, parmaklarını döl dolu deliklerime sürttü, karıştırdı, ağzıma verdi. Emdim. Ahmet köşede titriyor, aleti sızdırıyor, yenilgi içinde. Gerilim tırmanıyordu yine; nefesler, bakışlar, ıslak sesler. İçim yanmaya devam ediyordu, doymamış açlıkla. “Devam et,” diye fısıldadım, kalçalarımı kaldırarak. “Kocamın gözleri önünde daha sert kır beni. Bu sadece ortası… gece bizi yutacak.”
Ben Mert’in parmaklarını emerken amım ve götüm hâlâ sızlıyor, dölle yapış yapış kıpkırmızı deliklerim boşlukla yanıyordu. Mum ışığında Ahmet’in ezik bakışlarını yakaladım; pantolonu indirmiş, o minik cılız aletini utançla sıvazlıyor, her sızıntıda yüzü daha da kızarıyordu. İçimdeki açlık dinmiyordu. “Daha fazla istiyorum Mert,” diye fısıldadım, dilimi onun meme ucunda gezdirdim, dişlerimle hafifçe çektim. “Bu sefer beni tamamen mahvet. Ahmet’i bağla, sadece izlesin, dilini kullansın ama sakın sikine dokunmasın. Beni her pozisyonda kır, dölünü her deliğime bas, ta ki yürüyemeyene kadar.”
Mert o kendinden emin gülüşüyle gülümsedi, kasları mum gölgesinde dans ediyordu. “Tamam karıcık. Ahmet, gel buraya. Ellerini arkaya koy.” Ahmet tereddütle yaklaştı, adımları sürükleniyordu, minik aleti sallanıyordu gülünç bir şekilde. Mert koca salondaki perdelerin ipini kopardı, Ahmet’in bileklerini arkadan sıkıca bağladı. “Otur köşede dostum. Karının amını ve götünü izle, dilini hazır tut. Boşalmaya çalışma, sadece seyret ve hizmet et.” Ahmet koltuğa çöktü, bağlı elleri arkasında, bacakları açık, o ufacık siki dimdik ama zavallı görünüyordu. Yüzü yenilgi doluydu, “Fiona… lütfen fazla ileri gitme…” diye mırıldandı ama sesi cılız çıktı. Ben güldüm, “Sus ezik kocam. Bu gece senin rolün bu. İzle nasıl doyduğumu.”
Mert beni ayaklarımdan tutup kaldırdı, duvara yasladı. Bacaklarımı omuzlarına attı, o kalın damarlı sikini amıma dayadı. Hâlâ önceki döllerle kaygandı ama o kalınlık yine gerdi, yaktı. Bir hamlede dibine kadar soktu. “Ahhh Mert… derine… kocam bak amım nasıl yutuyor seni!” diye çığlık attım. Vuruşlar sert ve hızlı başladı. Her dalışta taşakları göt deliğime çarpıyor, memelerim savruluyor, sırtım duvara sürtünüyordu. Ahmet bağlı halleriyle izliyordu, minik aleti sızdırıyor, boğazından zayıf iniltiler kaçıyordu. Mert boynumu ısırdı, “Söyle ona Fiona. Ne kadar yetersiz olduğunu bağır.”
“Ahmet… senin sikin bir parmak kadar… Mert’inki amımı parçalıyor, dolduruyor… ahhh daha sert kır beni!” diye uludum. İçerideki damarlar duvarlarımı sıyırıyor, klitorisim her sürtünüşte ateşleniyordu. Orgazm ani geldi; amım şiddetle kasıldı, Mert’in sikini sağar gibi sıktı, bacaklarım titredi, çığlığım fırtınanın uğultusuna karıştı. “Geliyorum… kocamın gözleri önünde boşalıyorum!” Mert dayandı, henüz boşalmadı, beni indirdi. “Şimdi göt. Ahmet dilini hazırla.”
Beni koltuğa domalttı, kalçalarımı ayırdı. Göt deliğim hâlâ açıktı, önceki dölle parlıyordu. Sikinin başını dayadı, yavaş bastırdı. Giriş yandı, gerildi ama ben geriye ittim. Yarıya kadar girdi, sonra tam dibine. “Ahhh kalın… götüm dolu… devam et Mert!” Hareketler başladı, kısa sert vuruşlar. Her birinde nefesim kesiliyor, memelerim sallanıyor. “Ahmet, gel yala amımı. Dölü em, klitorisimi em. Bağlı ellerinle sadece dilini kullan.” Ahmet sürünerek yaklaştı, yüzünü bacaklarımın arasına gömdü. Dili amıma yapıştı, dölü yaladı, emdi, klitorisimi emmeye başladı. Tuzlu tadı yutkunurken boğaz sesleri geliyordu. Mert götümü sikerken taşakları Ahmet’in alnına çarpıyordu neredeyse. “İyi yala dostum. Karının amı benim dölümle dolu, yut hepsini. Senin küçük sikin buraya hiç yetişemedi.”
Zevk çifteydi; götümdeki kalınlık ve amımdaki ıslak dil. Bir elimi uzatıp Ahmet’in saçını kavradım, yüzünü daha derine bastırdım. “Daha sert em ezik kocam. Dilini sok amıma, Mert’in dölünü çıkar yut.” Ahmet itaat etti, dili içeri daldı, parmakları bağlı olduğu için sadece ağzıyla çalışıyordu. Utançtan gözleri yaşarmıştı ama devam ediyordu, minik aleti yerde sızdırıyordu. Mert hızlandı, bir eliyle kalçama şaplak indirdi, şap şap sesleri salonda yankılandı. “Bak Ahmet, karının götü nasıl emiyor sikimi. Senin gibi cılız bir şeyle bu sesler çıkar mıydı? Hayır.”
Ben inliyordum, “Hayır… Ahmet yetersiz… Mert götümü bozuyor… ahhh boşal götüme, doldur!” Mert kasıldı, derin bir homurtuyla boşaldı. Sıcak döl götümün derinliklerine fışkırdı, doldu, taştı, Ahmet’in diline aktı. “Temizle,” diye emretti Mert. Ahmet dilini göt deliğime kaydırdı, fışkıran dölü yaladı, emdi, yuttu. Yüzü dölle kaplanmıştı, çenesi akıyordu. Ben o anda yine orgazma patladım; götüm Mert’in sikini sıkarken amım Ahmet’in dilini sağdı, titreyerek çığlık attım. “Kırıldım… yine… kocamın dilinde ve senin sikinde kırıldım!”
Mert yavaşça çıktı, götüm açık kaldı, döl damladı Ahmet’in yüzüne. Ben pelte gibiydim ama doymamıştım. Mert sikini ağzıma tıkadı, “Temizle karıcık.” Dilimi gezdirdim, kendi götümün tadını ve dölünü emdim, boğazıma kadar aldım. Ahmet hâlâ diz çökmüş, yüzü ıslak, bakıyordu. “Kalk Ahmet,” dedim nefessiz, “yaklaş daha. Bağlı ellerinle bir şey yapamazsın ama dilini her yere gezdir. Memelerimi em, karnımı yala, sonra amımı ve götümü tekrar temizle. Mert dinlenirken sen hizmet et.”
Ahmet sürünerek geldi, memelerimi ağzına aldı, uçlarını emdi, ısırdı hafifçe. Dili karnıma indi, göbeğimi yaladı, sonra bacaklarımın arasına. Amımdan sızan dölü yaladı, göt deliğime dilini soktu, içeri taradı. Ben Mert’in kucağına oturdum, onun yarı sert aletini avuçladım, sıvazladım. “Sertleş yine,” diye fısıldadım, “bu sefer ikimizi birden kullanacağız gibi. Ahmet dilini amıma soksun, sen götümü sik. Ya da tersi. Daha aşağılayıcı olsun.” Mert elini uzattı, Ahmet’in saçını yakaladı, yüzünü amıma bastırdı. “Yala dostum, karın hâlâ aç. Benim dölüm bitene kadar durma.”
Ahmet’in dili çalışırken Mert’in aleti yeniden dimdik oldu. Beni kaldırdı, ters çevirdi, yüzüne oturttu. Amımı diline verdim, o yalarken götümü iki parmağıyla açtı. Sonra pozisyon değiştirdik; ben dört ayak, Mert arkamdan götüme girdi yeniden. Ahmet önde, amımı yalıyor, klitorisimi emiyor. Her vuruşta ileri savruluyor, Ahmet’in yüzüne basıyordum. “Daha derin Mert… götümü parçala… Ahmet dilini sok amıma döl karıştır!” Vuruşlar vahşileşti. Mert belimi kavradı, saçımı çekti, boynumu ısırdı. “Seninim Fiona. Bu am, bu göt benim. O sadece dilini kullanan bir köle. Söyle ona.”
“Ahmet… sen kölesin… dilinle temizle, yut… Mert’in siki gerçek erkek siki… ahhh içime bas yine!” diye bağırdım. Orgazm dalga dalga geldi, kaslarım gerildi, her iki deliğim birden kasıldı. Mert takip etti, götüme bir kez daha boşaldı, sıcak fışkırmalar aktı Ahmet’in diline. O yuttu, boğazı çalıştı, gözleri dolu. Ben titreyerek yere yığıldım ama Mert izin vermedi. Beni kucağına aldı, ayakta amıma indirdi. Duvara yaslandık, Ahmet oturmuş bağlı elleriyle izliyor, minik aleti sızdırmaya devam ediyordu. Her zıplayışımda döl akıyor bacaklarımdan, memelerim Mert’in yüzüne çarpıyordu. O bir mememi emdi, ısırdı. “Boşal bana Fiona, kocanın önünde bir kez daha.”
Zıpladım, amım onu yuttu, derine indim. “Kocam… sen hiç böyle kaldıramadın… Mert demir gibi… ahhh geliyorum!” Orgazm patladı, tırnaklarımı sırtına geçirdim, amım sıktı. Mert boynumu ısırarak boşaldı, amımı doldurdu taşırdı. Döl aşağı aktı, Ahmet’e doğru. “Yala yerden,” diye emrettim. Ahmet eğildi, dilini uzattı, yerdeki dölü yaladı utançla. Yüzü yerde, bağlı elleri arkasında, tam bir ezik manzarası.
Ama ateş sönmüyordu. İçim yanıyor, boşluk hissediyordum yine. Mert’in aleti yarı yumuşarken bile elime sardım, ağzıma aldım, emerek sertleştirdim. “Bir tur daha,” diye mırıldandım, “bu sefer Ahmet’i daha yakın tut. Yüzünü amıma yapıştırırken sen götümü sik. Sonra tersine çevir, amı sik götümü yalat. Fırtına dinmek bilmiyor, biz de dinmeyeceğiz. Kocamın gözleri önünde beni defalarca mahvet Mert. Her seferinde daha sert, daha derin, daha aşağılayıcı. O bağlı kalsın, sızdırsın, utansın… ta ki ben tamamen dolup taşana, yürüyemez hale gelene kadar. Hazır mısın yine? İçim sızlıyor, sikini istiyorum hemen.”
Mert gülümsedi, parmaklarını döl dolu amıma ve götüme soktu, karıştırdı, şapırttı. “Hazırım Fiona. Ahmet sen de dilini çıkar, gece uzun. Karın doymadı daha.” Ahmet’in gözleri fal taşı gibi, minik siki titriyor, döl damlatıyor. Ben kalçalarımı kaldırdım, Mert’in sikine doğru. Gerilim tırmanıyordu; nefesler hızlanmış, ter damlıyor, mumlar eriyordu. Fırtına camları dövüyor, içeride biz mahvoluyorduk. Mert’in başı amıma değdi, sürttü. “Sok,” diye yalvardım, “kocam izlesin diye kır beni bir daha. Bu gece onun evinde, onun karısını her deliğinde döl bilalına çevireceksin. Devam et… daha bitmedi, doymadım, kırılmak istiyorum yine.”
Amım sızladı açlıkla, götüm seğirdi. Ahmet’in utanç dolu bakışları, Mert’in dominant eli belimde… İçimdeki ateş alev alevdi. Mert girdi yavaşça, doldurdu. “Ahhh evet… başla…” diye inledim, gözlerim Ahmet’teyken. Vuruşlar yeniden başladı, sert, derin. Salonda şapırtılar, inlemeler, fırtına uğultusu birbirine karıştı. Ben bağırdım, “Daha fazla… aşağılа onu daha… dilini sok Ahmet, yala sızanları… Mert boşal içime, bas ta ki taşana!” Gerilim kırıntı kırıntı tırmanıyordu; dördüncü tur bitmek bilmiyor, bedenim eriyor ama ruhum daha fazlasını istiyordu. Mert hızlandı, Ahmet dilini uzattı, ben zevkten titredim. Bu sadece devamıydı; gece bizi yutacak, kocam tamamen kırılacak, ben de her damlasıyla dolacaktım.
Ben Mert’in sikinin her santimini amımda hissederken kalçalarımı geriye savurdum, Ahmet’in bağlı elleriyle köşede titreyen ezik bedenine baktım. Minik aleti hâlâ sızdırıyordu, damla damla halıya akıyor, yüzü utançtan kıpkırmızı yanıyordu. “Daha sert Mert… kocamın gözleri önünde amımı parçala,” diye inledim, sesim boğuk, salonu dolduran fırtına uğultusuna karışıyordu. Mert belimi demir gibi kavradı, vuruşlarını vahşileştirdi; her dalışta taşakları göt deliğime şapır şupır çarpıyor, önceki dölleri köpük köpük dışarı taşıyordu. Amım yanıyordu, geriliyordu, ama o kalın damarlı et her seferinde daha derine gömülüp içimi tarıyordu. “Bak Ahmet,” diye bağırdım nefes nefese, “gerçek bir sik nasıl am yırtar. Senin o cılız parmak kadar şeyin buraya yaklaşamaz bile!”
Ahmet boğazından cılız bir homurtu çıkardı, bağlı bilekleri gerindi ama yerinden kıpırdayamadı. Gözleri yaşlı, minik siki zıplıyordu her sızıntıda. Mert bir elini saçıma doladı, başımı geri çekti, boynumu ısırdı sertçe. “Söyle daha fazla karıcık. Aşağılа onu iyice.” Ben gülümsedim zevkten, amım Mert’in sikini sıkıp sağarken, “Ahmet… sen kölesin… dilini çıkar, yala sızan dölleri yerden… ahhh Mert dibine bas!” diye uludum. Mert beni indirdi aniden, sikini amımdan çekti; kalın aleti dölle parlıyor, damlıyordu. Beni koltuğa yaydı, bacaklarımı omuzlarına attı, dizlerimi göğsüme katladı. Bu açıda girdi yeniden, o kadar derine ki nefesim kesildi, gözlerim karardı. “İçime… her damlasını içime boşalt kocam izlerken!”
Vuruşlar makine gibiydi. Memelerim savruluyor, meme uçlarım sertleşmiş acıyla sızlıyordu. Ahmet’e baktım, “Gel buraya ezik,” diye emrettim. Sürünerek yaklaştı, yüzünü bacaklarımın arasına gömdü. Mert sikini her çıkardığında Ahmet’in dilini amıma bastırdım. “Yala karışımı… benim sularım, Mert’in dölü… yut hepsini köle kocam!” Ahmet’in dili içeri daldı, şapırdattı, dölü emdi, boğazından yutkunma sesleri geldi. Utançtan gözleri doluydu ama itaat ediyordu; minik aleti yerde birikmiş kendi dölünde kayıyordu. Mert hızlandı, “Al Fiona, kocanın dili amında, sikim amında… boşal ikimize!” Kaslarım gerildi, amım şiddetle kasıldı, Mert’in sikini sağar gibi sıktı. Orgazm dalga dalga vurdu; bacaklarım titredi, çığlığım camları titretti. “Geliyorum… ahhh kırıldım yine Ahmet’in dilinde!”
Mert dayanamadı, derin bir homurtuyla boşaldı. Sıcak fışkırmalar amımın en dibine aktı, doldu, taştı, Ahmet’in yüzüne, diline, çenesine yayıladı. “Yut dostum,” diye emretti Mert, saçından tutup yüzünü amıma yapıştırarak. Ahmet yuttu, yaladı, dölü temizledi utançla; boğazı çalışıyor, gözleri yaşarıyordu. Ben hâlâ titriyordum, ama boşluk hemen sızladı. “Göt… şimdi götümü boz Mert. Ahmet dilini amıma soksun sürekli.” Mert sikini çekti, dölle kaplı kalın başını göt deliğime dayadı. Hâlâ açıktı, kaygandı ama o kalınlık yine yaktı, gerdi. Yavaş bastırdı, baş girdi, sonra bir hamlede dibine kadar. “Ahhh kalın… götüm yırtılıyor… devam et!”
Hareketler başladı; kısa, sert, acımasız vuruşlar. Her dalışta taşakları şap şap çarpıyor, göt deliğim Mert’in sikini yutuyor, amımdan döl akıyordu Ahmet’in diline. Ahmet amımı emiyor, klitorisimi emiyor, iki parmağını –hayır elleri bağlı, sadece diliyle– tarıyordu. Ben saçını kavradım, yüzünü daha derine bastırdım. “Daha sert yala köle… Mert götümü parçalarken sen döl em… ahhh ikiniz de mahvedin beni!” Mert kalçama şaplak indirdi, kırmızı izler bıraktı, saçımı çekti, boynumu ısırdı. “Seninim Fiona. Bu göt benim, bu am benim. O sadece döl yalayan bir zavallı. Söyle ona ne kadar yetersiz.”
“Ahmet… sikin bir çocuk oyuncağı… Mert’inki götümü doldurup bozuyor… dilin zayıf ama yut yine… boşal götüme Mert, bas ta ki taşana!” diye bağırdım. Mert kasıldı, hızlandı, her vuruşta daha derine gömüldü. Orgazm yine patladı; götüm sikini sıktı, amım Ahmet’in dilini sağdı, vücudum seğirdi. Mert “Al götüne karıcık!” diye inledi ve boşaldı. Sıcak döl götümün derinliklerine fışkırdı, doldu, taştı, Ahmet’in diline, çenesine, boğazına aktı. “Temizle hepsini,” diye emrettim. Ahmet dilini göt deliğime soktu, içeri taradı, dölü emdi, yuttu; yüzü tamamen kaplanmıştı beyaz damlalarla, gözleri dolu dolu bakıyordu.
Mert yavaşça çıktı, götüm açık kaldı, seğirerek döl damlattı. Ben pelte gibiydim ama ateş sönmemişti. Mert’in hâlâ yarı sert, dölle parlayan aletini avuçladım, ağzıma aldım, dilimle temizledim, boğazıma kadar indirdim. “Sertleş yine… bir tur daha… bu sefer ikimizi birden mahvet.” Mert gülümsedi o dominant gülüşüyle, Ahmet’in bağlı bedenini çekti yakınımıza. Beni dört ayak çöktürdü, Ahmet’in yüzünü amımın altına yerleştirdi. Mert arkadan götüme girdi yeniden, aynı anda amımı Ahmet’in diline bastırdım. “Yala köle, em klitorisi, döl karıştır… Mert siksin götümü sert!”
Vuruşlar yeniden vahşileşti. Her dalışta ileri savruluyor, Ahmet’in yüzüne basıyordum; dili amımda kayboluyor, döl yutuyor, boğaz sesleri çıkarıyordu. Mert belimi kavradı, saçımı çekti, “Bak dostum, karının götü nasıl emiyor sikimi. Senin cılız aletinle bu inlemeler asla çıkmazdı. Boşal bana Fiona, kocanın yüzüne akıtırken.” Ben inliyordum, “Evet… geliyorum… amım Ahmet’in dilinde, götüm senin sikinde… ahhh kırın beni tamamen!” Orgazm kasıp kavurdu; her iki deliğim birden kasıldı, titredim, çığlık attım. Mert takip etti, götüme bir kez daha bası, sıcak fışkırmalar aktı Ahmet’in diline, yutkunmasına. O yuttu yine, utançtan titreyerek.
Ama bitmedi. Mert sikini çekti, beni ters çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı açtı geniş, Ahmet’i bacaklarımın arasına itti. “Dilini sok her deliğe, temizle, karıştır. Ben amını sikerken sen götünü yala.” Ahmet itaatle diliyle amımı, götümü taradı, dölleri karıştırdı, yuttu. Mert o sırada amıma girdi, kalın sik her santimiyle doldurdu, sert vurdu. “Ahhh dolu… ikisi birden his… Ahmet dilinle hizmet et, Mert içimi boz!” Taşaklar şapırdıyor, döl köpükleniyor, Ahmet’in dili göt deliğimde oynarken amım Mert’le parçalanıyordu. Memelerimi avuçladım, uçlarını sıktım, “Daha fazla… aşağılа… sikini çıkar Ahmet ama sakın dokunma, sadece sızdır izlerken!”
Ahmet’in minik aleti zıplıyor, damlıyor, ama elleri bağlı olduğu için sadece seğiriyordu. Mert hızlandı, “Boşal Fiona, sonuna kadar. Kocanın dilinde ve sikimde kırıl.” Kaslarım gerildi bir kez daha, amım sıktı, orgazm patladı şiddetle; bacaklarım Ahmet’in başına kilitlendi, çığlıklarım fırtınayı bastırdı. Mert de boşaldı, amımı doldurdu taşırdı, döl Ahmet’in yüzüne aktı bolca. “Yala yerden, yut son damlasına kadar köle,” diye emrettim nefessiz. Ahmet eğildi, dilini uzattı, halıdaki, uyluklarımdaki, deliklerimden sızan beyazları yaladı, emdi, yuttu; yüzü maske gibi kaplıydı.
Mert sikini amımdan çekti, dölle kaplı aleti Ahmet’in ağzına sürttü. “Temizle dostum, karının amından çıkanı em.” Ahmet emdi, yaladı, boğazına kadar aldı utançla. Ben gülümsedim, bacaklarımı açık tuttum, deliklerim şiş, kırmızı, dölle taşan. “Biraz daha… son tur. Mert, götümü ve amımı sırayla sik, Ahmet her seferinde yalasın. Ta ki yürüyemeyene, konuşamayana kadar doldur beni.” Mert beni ayaklarımdan tutup kaldırdı, duvara yasladı. Amıma girdi sert, vurdu on kez, çekti, götüme soktu, vurdu on kez; her değişimde Ahmet diliyle temizledi, yuttu. Vücutlarım ter içinde kayıyor, memelerim savruluyor, inlemelerim kesintisizdi.
“Kocam… sen hiç böyle sikemedin… Mert her deliğimi mahvediyor… ahhh bas içime, bas götüme, taşır… dilini sok Ahmet yut!” Orgazmlar peş peşe geldi; amım, götüm kasılarak Mert’i sağdı, Ahmet’in dilini ezdi. Mert son bir hamleyle amıma gömüldü, kasıldı, homurdandı ve boşaldı uzun uzun; sıcak döl fışkırdı, doldu, taştı bacaklarıma, Ahmet’in bekleyen diline. Ben çığlık attım, titredim, “Kırıldım… tamamen kırıldım kocamın gözleri önünde… her deliğim senin dölünle dolu Mert!”
Mert sikini çekti, kalan dölleri Ahmet’in yüzüne silidi. Ahmet yaladı sonuna kadar, minik aleti son bir sızıntıyla boşaldı kendi kendine utançtan. Ben yere yığıldım, bacaklarım açık, amım ve götüm seğirerek döl akıtıyordu halıya, damla damla, şapır şapır. Mert’in aleti hâlâ damlıyordu üstüme. Ahmet bağlı, yüzü dölle maskeli, ezik bakışlarla izliyordu. İçim sızlıyor, taşkın, ama son bir şey daha istedim. “Gel Ahmet, dilini sok son kez… hem amıma hem götüme… Mert’in dölünü yut ta ki boğazın yanana kadar. Bu gece kocamın gözleri önünde fırtınada kırıldım, her deliğim dölle taştı, sen de yuttun hepsini zavallı köle… şimdi amımdan akan son damlaları da yala, yut, çünkü yarın sabah yine basacak içime, sen de yine izleyip dilinle temizleyeceksin, o minik sikin sızdırırken.”
Rate this story
Popular Collections
Browse Categories