Kocamın Önünde Çiçekçi Soğuk Odasında Aylar Sonra Kendimi Bıraktım
35 yaşındaki evli Hana, kocasının gözleri önünde 28 yaşındaki çiçekçi Gideon tarafından soğuk odada sertçe sikilip zevkten inliyor.
Hana, otuz beş yaşındaki evli bir kadın olarak o gün çiçekçiye adım attığında her şeyin değişeceğini hissetmişti ama bunu kocası Reid’in yanında kabul etmek başka bir cesaretti. Reid otuz sekiz yaşındaydı, evlilikleri son iki yıldır o kadar rutine binmişti ki Hana aylardır doğru dürüst orgazm bile yaşamamıştı. Reid’in erken biten sevişmeleri, ilgisiz dokunuşları onu içten içe kurutmuştu. Şimdi şehrin en iyi çiçekçisinde, özel bir buket hazırlatmak için soğuk odadaydılar. Yirmi sekiz yaşındaki çiçekçi Gideon tezgahın arkasından kalktığında Hana’nın nefesi kesildi. Adamın geniş omuzları, çiçek saplarını keserken belirginleşen kasları, keskin çene hatları ve o derin bakışları Hana’nın bacak arasını anında ıslattı.
“Hoş geldiniz. Ne arzu edersiniz?” diye sordu Gideon, sesi kalın ve erkeksiydi. Gözleri doğrudan Hana’nın dekoltasına kaydı, orada bir saniye fazla kaldı. Hana gülümsedi, içinden “Tanrım, bu bakışlar bile amımı zonklatıyor. Reid burada, fark etmemesi imkânsız ama umurumda değil,” diye geçirdi. Reid ise karısının yüzündeki ifadeyi hemen yakaladı, kaşları çatıldı, kıskançlık açıkça okunuyordu.
“Soğuk odada özel bir buket hazırlayalım istiyoruz,” dedi Reid sertçe. Gideon başını salladı, onları arka taraftaki ağır metal kapıya yönlendirdi. Kapı açıldığında içeri buz gibi hava çarptı. Hana’nın ince yaz elbisesinin altında meme uçları hemen sertleşti, kumaşın üzerinden belirginleşti. Gideon kapıyı arkalarından kapattı, üçü şimdi daracık, soğuk ve çiçek kokusuyla dolu odadaydı. Raflarda taze güller, laleler, orkide dalları sıralanmıştı. Gideon bir buket için çiçek seçerken bile Hana’ya yaklaşıyor, parmaklarını bile bile onun eline, beline değdiriyordu.
“Bu gül sizin teniniz kadar yumuşak,” diye fısıldadı Gideon, parmak uçları Hana’nın bileğinin iç kısmında gezindi. O hafif dokunuş Hana’nın aylardır bastırdığı şehveti bir anda alevlendirdi. Karnının altında sıcak bir dalga yayıldı, tangasının ıslaklığı bacak içlerine sızdı. Reid bunu gördü, boğazını temizledi ama sesi çıkmadı. Gideon’un dudaklarında hafif bir gülümseme vardı, bakışları Hana’nın dudaklarında, boynunda, dolgun memelerinde dolaşıyordu. Hana içinden “Reid kıskanıyor, yüzü gerildi ama bu beni daha da azdırıyor. Bu adamın elleri… aylardır özlediğim sertlik bu,” diye düşündü.
Soğuk odanın kapısı tamamen kapanınca hava daha da ağırlaştı. Gideon buketi bırakıp Hana’ya döndü, sesi artık hiç çekinmeden çıkıyordu. “Reid, karın ne kadar ateşli bir kadınmış ya. Bak şu vücuda, şu kalçalara… Aylardır böyle bir hatunu sikmemişsin gibi duruyor. Yazık değil mi?” dedi açık açık, gözleri Hana’nın üzerinde geziyordu.
Hana’nın yanakları kızardı ama bu sefer utançtan değil, zevkten. Gülümsedi, Gideon’a doğru bir adım attı. “Teşekkür ederim Gideon. Sen de çok yakışıklısın. O güçlü ellerinle çiçekleri değil beni de becerebilirsin aslında.” Sesindeki flört o kadar netti ki Reid koltuğa çöktü, utançtan yüzü kıpkırmızı oldu. “Hana… ne yapıyorsun sen?” diye mırıldandı ama sesi zayıf, aciz çıkmıştı.
Hana kendi kararını verdi. Aylardır içinde tuttuğu o dişi açlığı artık dışarı taşmak istiyordu. Gideon’a yaslandı, parmaklarını adamın göğsüne koydu. “Kocamın önünde istiyorum Gideon. İzlesin. Kendimi bırakmak istiyorum. Sik beni. Sertçe. Reid baksın nasıl inlediğimi.” Sözleri kendi ağzından çıktığında amı daha da sırılsıklam oldu. Gideon’un gözlerinde vahşi bir parıltı yandı. Hana’yı soğuk beton duvara yasladı, dudaklarını sertçe kapattı. Dilleri birbirine dolandı, ıslak ve aç bir öpücük. Gideon’un elleri Hana’nın elbisesinin askılarını indirdi, kumaşı beline kadar sıyırdı. Dolgun memeleri soğuk havada dışarı fırladı, meme uçları taş gibi sertti. Gideon birini avucuna aldı, diğerini ağzına götürdü, emdi, ısırdı. Hana inledi, “Ahh… evet, em meme uçlarımı. Reid, bak kocam… nasıl emiyor, sen hiç böyle yapmadın.”
Reid koltukta oturmak zorunda kaldı, elleri dizlerinde yumruk olmuştu. Gideon Hana’yı tezgahın üzerine yatırdı, bacaklarını genişçe açtı. Soğuk metal tezgah Hana’nın sırtını üşüttü ama içi cayır cayır yanıyordu. Gideon diz çöktü, yüzünü Hana’nın ıslak amına gömdü. Dili uzun uzun yaladı, klitorisini emdi, iki parmağını içine sokup ileri geri hareket ettirdi. Hana’nın suyu Gideon’un çenesinden akıyordu. “Gideon… dilin harika… amımı yala, lütfen daha derin,” diye inledi Hana. Sonra kocasına baktı, sesi titrek ama zafer doluydu: “Reid bak… benden beter yalıyor. Senin dilin yetmiyor bana, onun dili amımın içinde dans ediyor.”
Gideon kalktı, pantolonunu indirdi. Yirmi sekiz yaşındaki yarağı kalın, damarlı ve uzun uzun kalkmıştı. Hana elini uzattı, sıcacık parmaklarıyla sardı. “Çok büyük… Reid’inkinden iki kat kalın,” diye mırıldandı hayranlıkla. Gideon onu tezgahın kenarından tuttu, ayakta arkadan amına dayadı ve tek hamlede köküne kadar soktu. Hana’nın boğazından vahşi bir inilti koptu. “Aaaahh! Doldurdu… amımı yırtıyor!” Gideon sertçe vurmaya başladı, her darbede kalçaları tok tok ses çıkarıyordu. Soğuk oda inlemelerle, et sesleriyle doldu. Hana’nın memeleri ileri geri sallanıyordu.
“Kocam bak!” diye bağırdı Hana zevkten gözleri kayarak. “Benden beter sikiyor! Gideon’un yarağı amımı parçalıyor, senin küçük sikinin yapamadığını yapıyor!” Gideon da Reid’e dönüp alay etti, sesi ritmik vuruşlarla kesiliyordu: “Duydun mu Reid? Karın benden alamayacaksın. Bu am artık benim. Bak nasıl ıslanıyor, nasıl sıkıyor yarağımı. Senin karın benim kaltığım oldu.”
Hana’yı tezgahın üzerine domalttı, kalçalarını iyice ayırdı. Önce parmaklarıyla amını, göt deliğini ıslattı. Sonra kalın yarağını götüne dayadı, yavaşça ama kararlı şekilde içinden geçti. Hana “Yavaş… ahh… götümü de sik… evet!” diye inledi. Gideon götünü derin derin becerdikten sonra çıkardı, yine amına gömdü. Sırayla ikisini de sikiyordu, bir amına giriyor, üç dört darbeden sonra götüne kayıyordu. Her geçişte Hana zevkten titriyordu, parmakları tezgaha kenetlenmişti. Soğuk hava terli vücutlarına çarpıyor, ter damlaları memelerinden aşağı süzülüyordu. Gideon bir eliyle Hana’nın saçlarını çekiyor, diğer eliyle kalçasına tokat atıyordu. “Al kaltak, kocanın önünde götünü veriyorsun. Söyle ona kimin karısısın artık!”
Hana orgazmın eşiğine geldi, bacakları titriyordu. Gideon hızını artırdı, “Boşalıyorum Hana… içine dolduruyorum!” diye homurdandı. Sıcak, kalın dölleri Hana’nın amının derinliklerine fışkırdı. Hana da aynı anda kasıldı, orgazmı bütün vücudunu sarstı. “Geliyorum… aaahh! Gideon içime boşal, doldur amımı!” diye haykırdı. Vücudu sarsılırken kocasına baktı, dudaklarında alaycı bir sırıtış vardı. “Reid… artık seni tatmin edemem. Gideon’un yarağı çok daha iyi, çok daha kalın, çok daha sert. Senin sikini hissetmiyorum bile artık. Bu am, bu göt ondan sonra sadece ona ait.”
Ter içinde kalan Hana ve Gideon birbirlerine sarıldılar, dudakları yine aç bir şekilde öpüştü. Gideon’un eli hala Hana’nın ıslak amını okşuyor, döllerini parmaklarına bulaştırıyordu. İkisi de gülüyor, zevkten nefes nefese öpüşüyordu. Reid koltukta ezik halde oturuyordu, yüzü kıpkırmızı, gözlerinde utanç, kıskançlık ve garip bir kıvılcım vardı. Hana öpüşürken bir yandan da kocasına bakıyordu. Bu işin burada bitmediğini, bundan sonra çok daha fazlasının geleceğini gözleriyle anlatıyordu. Sonia’nın da bu akşam haber alacağını, belki yarın dükkana tekrar geleceklerini düşünüyordu. Soğuk oda hala inlemelerin yankısıyla doluydu ve Hana’nın içinde yeni uyanan dişi açlık tatmin olmak şöyle dursun, daha da büyümüştü. Gideon’un yarağı hala yarı sert halde Hana’nın bacak arasında dururken, ikisi de Reid’e bakıp gülümsediler. Hikaye daha yeni başlıyordu.
Hana, Gideon’un yarı sert yarağını bacaklarının arasında hissederek kalçalarını hafifçe oynattı. Soğuk odanın beton zemininden yükselen buz gibi hava terli tenlerini yalıyor, meme uçlarını yeniden taş gibi sertleştiriyordu ama içi hâlâ cayır cayır yanıyordu. Gideon’un parmakları Hana’nın belini kavradı, taze kesilmiş gül yapraklarının kokusu ile karışan sperminin ve am suyunun ağır kokusu o daracık mekânda baş döndürücü bir bulut oluşturmuştu.
“Bakıyorum ki hâlâ doymadın kaltak,” diye homurdandı Gideon, sesi kalın ve kendinden emindi. Yirmi sekiz yaşındaki çiçekçi, kaslı kollarını Hana’nın dolgun kalçalarına dolayıp onu tezgâhın kenarına daha sert yasladı. “Reid, karının amı hâlâ aç. Senin o küçük sikini yıllardır doyuramamış belli ki. İzle şimdi, nasıl ikinci kez dolduracağım.”
Hana’nın gözleri kocasına kaydı. Reid otuz sekiz yaşındaki kocasının yüzü kıpkırmızı, alnında ter damlaları birikmişti. Elleri dizlerinde sıkı yumruklar halinde duruyordu ama gözlerini ayıramıyordu. Hana içinden geçirdi: Aylardır ilk defa kendimi canlı hissediyorum. Reid’in aciz hali bile amımı zonklatıyor. Gideon’un yarağı içimdeyken onun bakışlarını üstümde hissetmek… Tanrım, bu zevk başka. Dudaklarını Gideon’un omzuna bastırıp fısıldadı: “Sik beni yine. Amımı da götümü de. Kocam izlesin, utansın, kıskansın. Ona göster gerçek bir erkeğin ne yaptığını.”
Gideon güldü, sesi odanın soğuk duvarlarında yankılandı. Pantolonunu tamamen sıyırdı, kalın damarlı yarağı tekrar sertleşmeye başlamıştı bile. Hana’yı tezgâhın üzerine yüzüstü yatırdı, memelerini soğuk metal yüzeye bastırdı. Hana’nın meme uçları buz gibi tezgâha değince inledi, o keskin soğuk ile içindeki ateş arasındaki zıtlık bacak arasını yeniden sırılsıklam yaptı. Gideon arkasından kalçalarını ayırdı, parmaklarını önce amının şiş dudaklarında gezdirdi, sonra göt deliğinin etrafında daireler çizdi. Döller ve am suyu karışımı parmaklarını kayganlaştırmıştı.
“Reid, gel biraz yakına,” dedi Hana titrek ama emreden bir sesle. “Otur şuraya, tam karşımıza. Göreceksin nasıl sırılsıklam olduğumu.” Reid itiraz edemeden, bacakları titreyerek kalktı ve tezgâhın hemen yanındaki metal tabureye oturdu. Yüzü otuz santim kadar yakındı şimdi. Gideon’un kalın yarağının başı Hana’nın am dudaklarını aralarken Reid’in gözbebekleri büyüdü.
Gideon tek hamlede köküne kadar gömdü. “Aaaahhh!” diye haykırdı Hana. Soğuk odada tok bir et sesi yankılandı. Yirmi sekiz yaşındaki çiçekçinin yarağı otuz beş yaşındaki evli kadının amını tamamen geriyor, en derin noktasına vuruyordu. Her çekilişte Hana’nın iç dudakları yarağın damarlarına yapışıyor, her itişte ıslak şapırtılar çıkıyordu. Gideon ritmi artırdı, bir eliyle Hana’nın saçlarını çekiyor, diğer eliyle kalçasına tokat üstüne tokat atıyordu. Kırmızı el izleri Hana’nın beyaz teninde belirginleşiyordu.
“Deş amımı Gideon… Reid bak, bak nasıl yırtılıyor içim! Senin sikinin ucunu bile hissetmiyordum son iki senedir. Bu yarak… ahh… bu yarak amımı evim gibi yapıyor.” Hana’nın sesi zevkten kırılıyordu. İçindeki orgazm dalgası yeniden yükseliyordu. Gideon bir ara yarağını çıkardı, Reza’nın burnunun dibine kadar getirdi ve “Bak kocası, karının am suyu nasıl parlıyor üstünde,” diyerek Reid’in yüzüne doğru salladı. Reid yutkundu ama gözlerini kaçıramadı.
Hana domalmış halde kalçalarını geri itti. “Yeter izlemekle. Dilinle ıslat onu Reid. Kocacığım, yala Gideon’un yarağını ki amıma daha kolay girsin.” Reid bir an tereddüt etti ama Hana’nın bakışındaki o kararlı, azgın ateş onu yenmişti. Dudaklarını araladı, Gideon’un kalın başını ağzına aldı. Tadı tuzlu, Hana’nın suyuyla karışıktı. Gideon alaycı bir kahkaha attı: “Aferin koca, karının am suyunu yala. Hazırlıyorsun beni.”
Birkaç saniye sonra Gideon yarağını Reid’in ağzından çekti ve yeniden Hana’nın amına vurdu. Bu sefer daha vahşiydi. Tezgâh sallanıyor, soğuk hava ile terli vücutlarından buhar yükseliyordu. Hana’nın memeleri metal yüzeye sürtünüyor, uçları acıyacak kadar sertleşiyordu. Gideon bir parmağını Hana’nın göt deliğine soktu, önce yavaşça, sonra iki parmak yaparak açtı. “Götünü de istiyorum kaltak. Kocanın önünde her deliğini dolduracağım.”
Hana başını evet anlamında salladı, sesi nefes nefese: “Sok… götümü de sik. Reid, izle. Bak nasıl açıyorum götümü ona.” Gideon yarağını amından çıkardı, göt deliğinin kaslarını parmaklarıyla iyice gevşetti ve kalın başını dayadı. Yavaş ama kararlı bir şekilde içinden geçti. Hana’nın boğazından uzun, vahşi bir inilti koptu. “Yırtıyor… aaahh… çok kalın… doldur götümü Gideon!”
Soğuk odada sadece etlerin çarpışma sesi, Hana’nın ıslak inlemeleri ve Gideon’un homurtuları vardı. Adam bir eliyle Hana’nın belini kavrıyor, diğer eliyle saçını çekerek ritim tutuyordu. Arada yarağını götünden çıkarıp amına geçiriyor, sırayla her iki deliği de beceriyordu. Hana’nın bacakları titremeye başladı, orgazmı bu sefer çok daha güçlü yaklaşıyordu. Karnının altında kasılmalar birbirini kovalıyordu.
“Reid… kocacığım… görüyor musun? Bu adam beni senin yapamadığın gibi beceriyor. Bak, dölleri hâlâ amımdan akıyor, yine dolduracak. Ben artık onunum. Bu am, bu göt, bu memeler… hepsi Gideon’un.” Hana konuşurken parmaklarını tezgâha geçiriyor, kalçalarını geri geri vuruyordu. Gideon hızını artırdı, kalçalarına sert tokatlar indiriyordu. “Söyle ona Hana. Kimin karısısın artık?”
“Gideon’un karısıyım! Reid’in karısı değilim artık. Sadece onun kaltak karısıyım!” Hana’nın sesi çığlığa dönüştü. Orgazmı bütün vücudunu sarstı. Amı ve götü aynı anda kasılıyor, bacaklarından sular fışkırıyordu. Gideon da homurdanarak boşaldı, bu sefer döllerini Hana’nın götünün derinliklerine fışkırttı. Sıcaklık Hana’nın içini yakarken kadın ikinci bir orgazm dalgasıyla sarsıldı, gözleri kaydı, ağzı açık kaldı.
Uzun bir süre öyle kaldılar. Gideon yarağını yavaşça çıkardı, Hana’nın deliklerinden karışık döller ve sular bacak içlerinden süzülüyordu. Hana nefes nefese doğruldu, memeleri kızarmış, saçları terden yapış yapıştı. Gideon’u kendine çekti, dilini adamın ağzına soktu. Uzun, ıslak bir öpücükle birbirlerini yediler. Hana’nın eli Gideon’un hâlâ damarlı yarağını sıvazlıyordu.
Reid ise taburede sessizce oturuyordu. Yüzündeki ifade utanç, kıskançlık ve tuhaf bir tatmin karışımıydı. Hana ona baktı, dudaklarında yorgun ama zafer dolu bir gülümseme vardı. “Artık her şey değişti kocacığım. Bundan sonra Gideon ne zaman istese geleceğim buraya. Sen de izleyeceksin. Belki… belki bir dahaki sefere sen de yalayacaksın döllerini içimden.”
Gideon Hana’nın kulak memesini ısırdı, eli hâlâ kadının ıslak amını okşuyordu. “Doğru söylüyor. Bu hatun artık benim. Sen sadece seyirci olacaksın Reid. Alış buna.”
Hana yavaşça giyinmeye başladı. Elbisesini beline çekti, memelerini yerleştirdi. Soğuk hava hâlâ tenini ürpertiyordu ama içi sıcacıktı. Gideon kapıyı açmadan önce son bir kez Hana’yı duvara yasladı, elini tangasının içine sokup parmaklarını amının içinde gezdirdi. Hana inledi, başını adamın göğsüne yasladı. “Bir daha gelmek istiyorum… hemen yarın.”
Tam o sırada Reid boğazını temizledi. Sesi ilk defa güçlü ve kontrollü çıkıyordu. “Yarın değil. Bu akşam Sonia da gelebilir. Hep birlikte dükkânı kapatalım.”
Hana ve Gideon aynı anda ona döndüler. Hana’nın kaşları çatıldı. Reid sandalyesinden kalktı, pantolonunun önündeki belirgin kabartıyı umursamadan gülümsedi. “Aslında her şeyi ben ayarladım Hana. Gideon’la üç ay önce konuştum. Seni buraya getirmek, seni izlemek, seni bu şekilde bıraktığını görmek… benim en büyük fantezim buydu. Senin aylardır orgazm olamamanı bahane ettim ama asıl istediğim buydu. Senin kendinden geçmeni, beni küçük düşürmeni, Gideon’un seni sahiplenmesini istedim. Her şey planlıydı.”
Hana’nın ağzı açık kaldı. Gideon sırıtarak omzunu silkti. Reid yaklaştı, karısının çenesini tuttu ve ilk defa o akşam gerçekten güçlü bir sesle konuştu: “Ve sen de çok iyi oynadın hayatım. Ama hikâye senin sandığın gibi başlamadı. Benim izlemek için seni buraya getirdiğim gün başladı.”
Soğuk odanın kapısı arkalarından kapanırken Hana’nın yüzündeki şaşkınlık yerini yavaş yavaş yeni, daha derin bir arzu ifadesine bırakıyordu; her şey baştan beri kocası Reid’in kontrolündeydi.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories