Fırtınada Sahil Evinde Yalvarırken Kocam İzledi
28 yaşındaki Ece, fırtınada kocası Burak'ın gözleri önünde eski sevgilisi Can'a yalvararak sikini yutturuyor.
Fırtına sahil evinin çatısını inletiyor, rüzgâr camları kırarcasına vururken içerideki hava ağır ve elektrikliydi. 28 yaşındaki Ece, kocasının yanında kanepeye gömülmüş, bacaklarını sıkıca birbirine bastırmıştı. Burak, otuzlu yaşlarının ortasında, karısının her nefes alışını izliyordu. İkisi de bu hafta sonu kaçamak için gelmişlerdi sahil evine ama Karadeniz’in bu beklenmedik fırtınası her şeyi altüst etmişti. Şömine çıtır çıtır yanıyor, mum alevleri titreşiyordu. Ece’nin ince askılı elbisesi göğüslerinin kıvrımını belli ediyordu; dolgun, ağır memeleri her solukta inip kalkıyordu. Burak karısının uyluklarının arasında bir ıslaklık biriktiğini seziyordu ama henüz konuşmuyorlardı.
Kapı sertçe vuruldu. Üç kez. Burak kalkıp feneri yakarak açtı. Karşısında sırılsıklam, 32 yaşındaki Can duruyordu. Ece’nin eski sevgilisi, o her zamanki gibi geniş omuzlu, dominant bakışlı adamdı. Siyah tişörtü vücuduna yapışmış, kaslı kollarındaki damarlar fener ışığında parlıyordu. Arabası fırtınada yolda kalmış, telefonlar çekmiyordu. “Burak… Ece… Kusura bakmayın. Başka yer yoktu,” dedi derin bir sesle.
Ece’nin gözleri Can’a kenetlendi. Aradan geçen yıllarda o bakış hiç değişmemişti. Can’ın çenesindeki kirli sakal, ıslak saçlarından akan sular, o kendinden emin duruş… Ece’nin amcığı anında zonkladı. İçinden eski geceler geçti; Can’ın onu duvara yaslayıp saatlerce siktiği, “Sen benimsin” diye kulağına fısıldadığı anlar. Burak karısının yanaklarının kızardığını, dudaklarını ısırdığını hemen fark etti. Yıllardır yataklarında fısıldaya fısıldaya konuştukları o kirli fantezi, cuckold oyunu, bir anda somutlaşmıştı. Burak’ın küçük horozu pantolonunun içinde kıpırdandı. Kıskançlık, utanç ve inanılmaz bir heyecan karışımı boğazını düğümlüyordu.
Üçü de salona geçti. Can üstünü değiştirirken Ece ona havlu uzattı. Parmakları birbirine değdiğinde ikisi de aynı anda titredi. Burak koltuğa oturmuş, sessizce izliyordu. Ece’nin bakışları sürekli Can’ın kaslı göğsüne, kalın boynuna kayıyordu. Burak yutkundu. Karısının bu çekimi yıllardır konuştukları şeydi. “Eğer bir gün eski sevgililerinden biri gelse…” diye fantezi kurarlarken Ece hep ıslanıyordu. Şimdi o an gelmişti.
Ece kocasına döndü. Göz göze geldiler. Mum ışığında Ece’nin gözleri parlıyordu. “İstiyorum,” dedi açıkça, sesi fırtınanın uğultusuna karıştı. “Can’ı istiyorum. Gerçekten. Şimdi.”
Burak’ın nefesi kesildi. Eli istemsizce bacağına gitti. Kalbi deli gibi çarpıyordu ama aleti demir gibi sertti. “İzlemek istiyorum,” diye cevap verdi boğuk bir sesle. “Seni onunla izlemek istiyorum. Lütfen… devam edin.”
Bu onay cümlesi odayı yangına çevirdi. Can yavaşça gülümsedi. Ece yerinden kalktı, eski sevgilisinin karşısına geçti. Kocasına bakarak ellerini Can’ın ıslak boynuna doladı ve dudaklarını tenine bastırdı. Sıcak, ıslak öpücükler kondururken diliyle hafifçe yalıyordu. Can’ın kokusu, ter ve yağmur karışımı, Ece’nin başını döndürüyordu. “Burak izliyor,” diye düşündü içi titreyerek. “Kocam şu an bana bakıyor ve ben eski sevgilimin boynunu öpüyorum.” Bu düşünce amcığını daha da ıslattı.
Can Ece’nin belini sertçe kavradı. Parmakları elbisesinin üzerinden kalçalarını sıktı. Sonra başını eğip Ece’yi vahşice öptü. Dilleri birbirine girdi, Can’ın dili Ece’nin ağzını sahiplenir gibiydi. Öpüşürlerken Can kulağına fısıldadı: “Kocan izlerken seni becereyim mi? Şu an seni onun gözlerinin önünde sikmemi istiyor musun?”
Ece öpücüğün arasından kocasına baktı. Burak koltukta eli pantolonunun üzerinden aletini sıvazlıyordu. Ece’nin sesi hem utangaç hem de şehvet doluydu: “Evet… Onu küçük horozunun yanında utandır. Bana gerçek bir sik ver. Kocamın izlediğini bilerek sik beni.”
Burak inledi. “Devam edin,” diye yalvardı. Sesi aciz, titrek çıkmıştı. “Lütfen… Daha fazla. Devam edin. İzlemek istiyorum.”
Fırtına dışarıda uğulduyordu. Gök gürlediğinde Ece dizlerinin üzerine çöktü. Can’ın pantolonunun düğmelerini açarken gözleri sürekli Burak’taydı. Fermuarı indirdi, boxerını sıyırdı. Can’ın kalın, damarlı siki dışarı fırladı. Uzun, ağır, başı morumsu ve ıslaktı. Ece bir an hayranlıkla baktı. Burak’ınkinden çok daha kalın, çok daha uzun. “Gerçek sik bu,” diye düşündü. Dudaklarını yaladı ve kocasına hitaben konuştu: “Bak kocacığım… Gerçek bir siki nasıl yutuyorum. Senin küçük horozun yanında bunu nasıl boğazıma kadar alıyorum, izle.”
Ağzını açtı. Can’ın sikinin başını dudaklarının arasına aldı. Dilini başının etrafında gezdirdi, sonra yavaşça öne doğru kaydı. Santim santim yutuyordu. Boğazına dayandığında gözleri sulandı ama bırakmadı. Derin boğazladı, burnu Can’ın kasıklarına değene kadar soktu. Salyası çenesinden akıyordu. Can inleyerek saçlarını tuttu. Ece geri çekilip öksürür gibi yaptı ama hemen tekrar aldı, bu sefer daha hızlı, daha ıslak emiyordu. Gözleri kocasına kilitlenmişti. Burak’ın eli artık pantolonunun içinde gidip geliyordu. Karısının dudaklarının gerildiğini, boğazının şiştiğini görmek onu delirtiyordu.
Can Ece’yi ayağa kaldırdı. Elbisesini beline sıyırdı, tangasını sertçe kenara çekti. Ece’yi kanepeye domalttı. Kalçaları havada, ıslak amcığı açıkta. Can arkasından yaklaştı, sikinin başını am dudaklarında gezdirdi. “Kocanın izlediği en iyi am bu,” diye homurdandı ve bir hamlede köküne kadar soktu. Ece çığlık attı. Kalınlık içini doldurmuştu. Can saçlarını yumruk yaptı, başını geriye çekti ve sertçe pompalamaya başladı. Her darbede kalçaları tok ses çıkarıyordu. Fırtınanın sesi bile bu çarpma seslerini bastıramıyordu.
Ece’nin memeleri elbisesinin içinden dışarı taşmıştı. Can bir eliyle onları sıkıyor, diğeriyle saçını çekiyordu. “Söyle kocana,” dedi sertçe vururken. “Nasıl sikildiğini söyle.”
“Çok iyi… Çok kalın… Kocacığım, senin küçük aletinle olmazdı bu,” diye inledi Ece. Orgazmı yaklaşıyordu. Can onu birden kucağına çekti. Kanepeye oturdu, Ece’yi tersine oturtup sikinin üzerine indirdi. Şimdi Ece sırtı kocasına dönük, Can’ın kucağında oturuyordu. Sik tamamen içindeydi. Can kalçalarını kavradı, onu yukarı aşağı oynatmaya başladı. Ece sürtünme pozisyonunda kalçalarını daireler çizerek hareket ettiriyordu. Her inişte Can’ın taşakları amına çarpıyordu. Göğüsleri zıplıyor, saçları dağılmıştı.
Orgazm Ece’yi şiddetle yakaladı. Bacakları titredi, amcığı Can’ın sikinin etrafında kasılıp boşaldı. “Seni boynuzluyorum kocacığım!” diye haykırdı. “Bak… Gerçek sik içimdeyken boşalıyorum. Senin küçük horozunla asla olmazdı bu. İzle… Daha bitmedi… Yalvarıyorum, bırakmasın henüz…”
Can hâlâ sertti, Ece’nin orgazmı sürerken bile kalçalarını yukarıdan aşağı indirip kaldırmaya devam ediyordu. Ece’nin sesi kesik kesik çıkıyordu. Burak koltukta artık tamamen pantolonunu indirmiş, küçük aletini deli gibi sıvazlıyordu. Fırtına dinmiyordu. Ece’nin amından sular Can’ın bacaklarına akıyordu. Can Ece’nin kulağına eğilip bir şeyler fısıldadı. Ece başını evet anlamında salladı, gözleri hâlâ Burak’taydı. Henüz kimse boşalmamıştı. Gece daha yeni başlıyordu ve Ece’nin içinde hâlâ daha fazlası için yalvaran bir ateş vardı.
Fırtına sahil evinin pencerelerini kırarcasına döverken Can, Ece’nin kulağına eğilip derin bir sesle fısıldadı. “Bana yalvar. Kocanın gözlerinin içine bakarak sikimi nasıl yuttuğunu, nasıl dilendiğini anlat. Sesini yükselt ki utansın.” Ece’nin bedeni hâlâ orgazmın artçı dalgalarıyla sarsılıyordu; amcığı Can’ın kalın sikinin etrafında kasılıp gevşiyor, bacak içlerinden sıcak sular süzülüyordu. 28 yaşındaki genç kadın, kocası Burak’ın aciz bakışları altında dizlerinin üzerine çöktü. Sırtı kocasının tam karşısındaydı şimdi. Can da kalkmış, 32 yaşındaki o geniş omuzlu, kaslı adam, ıslak ve damarlı yarağını Ece’nin dudaklarına doğru uzatmıştı. Burak, otuz beş yaşında, koltukta pantolonu dizlerine inmiş, küçük horozunu deli gibi sıvazlıyordu. Kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu.
Ece gözlerini kocasına dikti. Dudakları titriyordu ama sesi net ve şehvet doluydu. “Can… lütfen… Sikini ver bana. Kocamın yanında yalvarıyorum sana. Bak Burak, izle. Benim küçük horozlu kocacığım, eski sevgilimin kalın yarrağı için dileniyorum. Bu sik seninkinden çok daha büyük, çok daha sert. Yalvarıyorum Can, boğazıma sok. Yuttur bana. Ağzımı sik, mideme kadar hissettir. Lütfen bırakma, kocam utansın, ben de ıslanayım.” Kelimeler ağzından çıktıkça amcığı zonkluyor, içinden yeni bir ıslaklık taşıyordu. Can memnun bir homurtuyla saçlarını kavradı ve kalın başı Ece’nin dudaklarından içeri itti. Ece’nin ağzı gerildi, yanakları çöktü. Gözleri sulandı ama kocasına bakmaktan vazgeçmedi. “Mmmhh…” diye inledi, sesi sikin dolduğu boğazından boğuk çıkıyordu.
Can belini ileri itti, yarrağının yarısını Ece’nin ağzına gömdü. Sonra daha derine, boğazına dayandı. Ece gırtlağı kasıldı, gözlerinden yaş aktı ama yutmaya çalıştı. Salyası çenesinden, boynundan aşağı ip gibi akıyor, dolgun memelerinin üzerine damlıyordu. İnce elbisesi artık belinde buruşuk bir bez parçası gibi duruyordu. Burak’ın küçük aleti elinde zonkluyor, parmaklarının arasından saydam sular sızıyordu. “Ece… Tanrım… Nasıl yutuyorsun onu…” diye inledi Burak, sesi tamamen kırık ve acizdi. Ece bir an sikten dudaklarını çekti, uzun bir salya ipi sarktı. Nefes nefese konuştu, sesi yalvarır gibiydi: “Daha sert Can… Yalvarıyorum, yüzümü sik. Kocam izlerken boğazıma kadar sok. Ben senin eski orospunum. Burak’ın küçük sikini hak etmiyorum. Lütfen… Daha fazla… Boğazıma boşaltmak istiyorsan bile ver, yutacağım.”
Can Ece’yi saçlarından tutup ayağa kaldırdı. Onu kanepeye domaltmadı bu sefer; kucağına alıp yüzü kocasına dönük şekilde üzerine oturttu. Kalın yarak ıslak amcığına bir anda köküne kadar gömüldü. Ece’nin çığlığı odayı doldurdu. “Ahh! Çok kalın… İçimi yırtıyor!” Kalçaları Can’ın kasıklarına yapışmış, memeleri Burak’ın gözleri önünde zıplıyordu. Can kalçalarını sertçe kavrayıp yukarı aşağı indirip kaldırmaya başladı. Her inişte taşakları Ece’nin ıslak am dudaklarına tok tok çarpıyordu. Ece’nin gözleri Burak’ınkilerle kilitlenmişti. “İzle kocacığım… Bak nasıl sikiliyor karın. Senin küçük horozunla asla böyle olmazdı. Yalvarıyorum Can, daha derin sok! Doldur beni! Amcığımı senin spermlerinle doldur, lütfen!”
İçindeki ateş büyüyordu. Her darbede Can’ın yarağı rahmiyle buluşuyor, Ece’nin bacakları titriyordu. Memelerinin uçları sertleşmiş, terle parlıyordu. Can bir eliyle Ece’nin boğazını hafifçe sıkıp kulağına fısıldadı ama sesi Burak’ın da duyması için yüksekti: “Söyle ona. Ne kadar küçük olduğunu söyle.” Ece inleyerek başını salladı, sesi kesik kesik çıkıyordu. “Kocacığım… Senin aletin… çok küçük… Buna yetmiyor… Can’ın siki içimi tamamen dolduruyor. Boşalmak üzereyim yine… Yalvarıyorum Can, bırakma… Sikmeye devam et… Orgazm olurken de içimde kal!”
Burak koltukta inleyerek sıvazlamayı hızlandırdı. Yüzü kıpkırmızı, gözleri nemliydi. Utanç, kıskançlık ve arzu birbirine karışmıştı. Ece ise tam bir şehvet canavarı gibiydi. Kalçalarını daireler çizerek Can’ın sikine sürtüyor, her seferinde daha derin almak için yalvarıyordu. “Lütfen… Daha sert… Amcığımı parçala… Kocamın önünde beni mahvet… Yalvarıyorum, seninim ben!”
Can birden Ece’yi kucağından kaldırıp kanepeye sırtüstü yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, vücudunu neredeyse ikiye katladı ve var gücüyle pompalamaya başladı. Odada sadece ıslak et sesleri, Ece’nin çığlıkları ve fırtınanın uğultusu vardı. Ece’nin amcığından çıkan ıslaklıklar Can’ın kasıklarına, kanepeye sıçrıyordu. “Boşalıyorum… Yalvarıyorum içime boşal! Spermlerini hissetmek istiyorum… Kocam izlerken beni doldur Can!” Ece’nin sesi artık tamamen yalvarışa dönmüştü. Vücudu gerildi, amcığı Can’ın sikinin etrafında güçlü güçlü kasılmaya başladı. İkinci orgazmı çok daha şiddetliydi; bacakları titriyor, gözleri kayıyor, ağzından salyalar akıyordu.
Can homurdanarak son birkaç darbeyi vurdu. Kalın yarak Ece’nin derinliklerinde zonkladı ve sıcak, bol spermlerini rahminin ta dibine fışkırtmaya başladı. Ece haykırdı: “Dolduruyor… İçime akıyor… Kocacığım bak… Gerçek bir erkek beni dolduruyor!” Orgazm dalgaları ikisini de sararken Ece’nin amcığından taşan karışım bacaklarından aşağı süzülüyordu. Can son damlalarına kadar boşaldı, kalçaları kasılmış halde Ece’nin üzerinde kaldı. Ece’nin bedeni gevşedi, gözkapakları yarı kapalı, dudaklarında memnun bir gülümseme belirdi. Nefesleri ağır ve sıcaktı. Ter içindeki göğüsleri inip kalkıyor, Can’ın gövdesine yapışıyordu. Burak koltukta son bir iniltiyle kendi küçük horozundan fışkıran dölleri eline, karnına akıttı. Gözleri hâlâ karısının ıslak, kızarmış amcığına ve Can’ın içinden yavaşça çekilen sikine kilitliydi.
Fırtına dışarıda dinmek bilmiyordu. Ece, Can’ın göğsüne yaslanmış, ağır ağır nefes alıyordu; içinde hâlâ o sıcak dolgunluğu hissediyor, dudaklarında yalvarışının tadı kalmıştı. Burak’ın utanç dolu bakışları üzerlerindeydi. Gece daha bitmemişti ama o an, o mid-afterglow’da, üçünün de solukları aynı ritimdeydi.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories