Yemek Kamyonları Arasında Kaybettiği Bahsi İsteyen En İyi Arkadaşım
Arkadaşım 28 yaşındaki yemek kamyoncusu Ece’yi bahsi kazanınca tezgahın üstüne yatırıp sertçe sikip lezbiyen orospum
Ece yirmi sekiz yaşındaydı ve kendi yemek kamyonunu üç yıldır aynı dar sokakta işletiyordu. Karşısındaki kamyonda ise yirmi altı yaşındaki en yakın arkadaşı Aylin çalışıyordu; ikisi de şefti, ikisi de aynı müşteri kitlesine konuşuyordu ve yıllardır aralarındaki flörtöz rekabet kimsenin gözünden kaçmıyordu. Sabahları “Bugün senin kuyruğun daha uzun” diye takılırlardı, akşamları ise “Yarın benim sosumun yanında seninki sönük kalır” diye gülüşürlerdi. Ama gülüşlerin altında her ikisi de biliyordu: Bakışları fazla uzun sürüyor, omuz sürtünmeleri tesadüf olmaktan çıkıyor, gece yalnız kaldıklarında birbirlerinin bedenini hayal etmekten kendilerini alamıyorlardı.
O gün bahisleri basit olmuştu. Öğleden sonra hangi kamyon daha çok müşteri çekerse kaybeden, kazananın istediği şeyi yapacaktı. Aylin’in tacosları ve taze limonlu sosu o gün herkesi çekmişti; kuyruk onun tezgâhının önünde uzamış, Ece’nin kamyonu ise öğleden sonra iki saat neredeyse boş kalmıştı. Güneş batmaya yakın, son müşteriler de dağılınca Aylin kamyonunun arkasındaki dar metal tezgâha yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş, Ece’ye bakıyordu.
“Bahsi istiyorum,” dedi kısık, boğuk bir sesle.
Ece’nin yanakları kızardı ama gülümsemekten kendini alamadı. Yıllardır bastırdıkları şeyin tam da bu an için birikmiş olduğunu ikisi de biliyordu. Aylin elini uzattı, Ece’nin bileğini tuttu ve onu kendi kamyonunun arkasına, o dar, paslanmaz çelik tezgâhın önüne çekti. Ece’nin kalçaları soğuk metale değdiğinde ikisi de gülümsedi; o gülümsemede utanç yoktu, sadece uzun zamandır ertelenmiş bir açlık vardı.
“Biliyordun değil mi?” diye fısıldadı Aylin, Ece’nin yüzüne yaklaşırken. “Ben de biliyordum. Her sabah o tişörtünün altındaki memelerine bakıp amımın sızlamasına izin veriyordum.”
Ece’nin nefesi kesildi. Aylin birden onun dudaklarına yapıştı. Öpücük sertti, dişler dudakları ezdi, dil hemen içeri daldı. Ece inleyerek Aylin’in beline sarıldı, parmakları tişörtün kenarından içeri kaydı. Aylin’in elleri çoktan Ece’nin tişörtünün altındaydı; sıcak avuçlar dolgun memelerini kavradı, başparmaklar sertleşmiş uçları ezip yuvarladı. Ece’nin belinden bir titreme indi.
“İstiyorum,” diye fısıldadı Ece, dudakları Aylin’inkilerden ayrılmadan. “Al beni. Yıllardır istiyorum seni, orospu gibi istiyorum.”
Aylin daha derine öptü, dilini Ece’nin dilinin etrafında doladı, ıslak ve açgözlü. Aynı anda bir elini Ece’nin pantolonunun düğmesine götürdü, fermuarı indirdi, kumaşı kalçalarından aşağı kaydırdı. Ece’nin külodu çoktan ıslaktı; Aylin kumaşı kenara çekip iki parmağını doğrudan o sırılsıklam yarığa bastırdı. Sıcak, kaygan et parmaklarını yutuverdi. Ece belini ileri itti, inledi.
“Kahretsin, ne kadar ıslaksın,” diye homurdandı Aylin. “Yıllarca bu amı benden sakladın. Ben de senin amını yalamayı, parmaklarımı içine sokup seni titretmeyi hayal ediyordum. Lezbiyen bir orospu gibi seni sikmek istiyordum.”
Ece’nin başı geriye düştü. “Ben de… ben de senin memelerini emmeyi, amını yalamayı düşünüyordum. Her gece. Bastırdım ama yetmedi. Şimdi al, Aylin. Parmakla beni, yala beni.”
Aylin pantolonu ve külodu tamamen indirdi, Ece’yi tezgâhın üzerine oturttu. Metal kalçalarının altında soğuktu ama Ece umursamadı. Aylin onun bacaklarını genişçe açtı, dizlerini omuzlarına doğru itti ve eğildi. Önce dilini klitorisine vurdu; yavaş, baskılı bir yalama. Ece’nin amı zaten akıyordu, tatlı-ekşi koku havaya yayıldı. Aylin dilini yayıp yarığın tamamını yaladı, sonra klitorisi dudaklarının arasına alıp emdi, dil ucuyla hızlı hızlı dürttü. Ece’nin parmakları Aylin’in saçlarına gömüldü, kalçalarını ileri itti.
“İşte böyle… dilini bas, orospu,” diye inledi Ece. “Yıllardır beklediğim bu.”
Aylin iki parmağını birden soktu. Islak et kolayca açıldı, parmaklar içeri kaydı ve hemen hızlı hızlı pompalamaya başladı. Kıvrık parmaklar o hassas noktayı bulmuştu; her seferinde Ece’nin karnının altı geriliyor, boğazından boğuk inlemeler kaçıyordu. Aylin hem yalıyor hem parmaklıyordu; dil klitoriste, parmaklar amın içinde, ıslak şapırtılar tezgâhın metalinde yankılanıyordu.
Ece birden Aylin’in saçlarını çekti, onu yukarı kaldırdı ve yer değiştirdi. “Şimdi sen,” dedi nefes nefese. Aylin’i tezgâha yatırdı, pantolonunu ve külodunu aceleyle indirdi. Aylin’in amı da sırılsıklamdı, kılların arasında parlıyordu. Ece eğildi, dilini doğrudan yarığa bastırdı, klitorisi emdi, sonra dilini içeri sokup amın duvarlarını yaladı. Aynı anda iki parmağını soktu, sertçe, hızlıca pompaladı. Aylin’in bacakları Ece’nin omuzlarında titredi.
“Evet… yala amımı, yut,” diye hırladı Aylin. “Benim pis lezbiyen arkadaşım… bak nasıl emiyorsun. Daha sert parmakla.”
İkisi de dayanamadı. Aylin Ece’yi tekrar çekti, bu kez tezgâhın üzerinde 69’a döndüler. Ece’nin amı Aylin’in yüzünün üzerindeydi, Aylin’in amı Ece’nin dilinin altındaydı. Birbirlerinin sırılsıklam yarıklarını emdiler, dillediler, parmakladılar. Aylin’in dili Ece’nin klitorisindeyken iki parmağı da içinde hareket ediyordu; Ece aynı şekilde Aylin’in amını yutuyor, parmaklarını kıvırıp o noktaya vuruyordu. Islak sesler, inlemeler, “sik beni dilinle”, “daha derin”, “orospu amını yiyorum” fısıltıları karışıyordu.
Ece ilk orgazmı geldiğinde bacakları Aylin’in kafasının etrafında kilitlendi, amı ritmik olarak kasıldı, sular Aylin’in çenesine aktı. Aylin yutmayı bırakmadı, parmaklarını daha da hızlandırdı. Kendi orgazmı da peşinden geldi; Ece’nin dili ve parmakları altında titreyerek boşaldı, amı Ece’nin yüzüne yapıştı, boğuk bir çığlık kamyonun sacına çarptı.
Ama durmadılar. Aylin Ece’yi tekrar sırtüstü çevirdi, bacaklarını omuzlarına aldı ve üç parmağını birden soktu, bu kez daha sert, daha derin pompalayarak. “Bak nasıl açılıyorsun benim için,” dedi. “Benim pis lezbiyen—”
Sözü yarım kaldı çünkü Ece’nin ikinci orgazmı onu kesti; Ece’nin amı parmakları sıkarken Aylin’in bileği ıslaklık içinde kayboldu. Ece nefes nefese Aylin’in boynuna sarıldı, dişlerini tenine geçirdi.
“Bitmedi,” diye fısıldadı Ece, sesi hâlâ titreyerek. “Kamyonun içinde… arka tarafta daha geniş yer var. Seni oraya yatırıp bacaklarını başının üzerine katlayacağım. Dilimi amının içine sokup saatlerce yalayacağım. Sonra sen de beni aynı şekilde kullanacaksın. Bahsi henüz tam istemedin, Aylin. Daha yeni başladık.”
Aylin’in gözleri karardı, gülümsemesi aç kurt gibiydi. Parmaklarını Ece’nin hâlâ seğiren amından çıkardı, ıslak parmakları Ece’nin dudaklarına sürdü. Ece onları emdi, dilini doladı.
“O zaman içeri geç,” dedi Aylin. “Tezgâh sadece başlangıçtı. Seni o dar alanda, dumanın ve yağ kokusunun arasında, amın şapırdayana kadar sikeceğim. Ve sen de benim orospum olacaksın… en azından bu gece. Yarın sabah yine rekabet ederiz ama şimdi—”
Ece’nin eli Aylin’in hâlâ ıslak amına indi, iki parmağı yavaşça içeri kaydırdı. “Şimdi sus ve al,” diye fısıldadı. “Ben de senin lezbiyen orospun olmak istiyorum. Ama önce senin amını tekrar yutacağım. Kamyonun kapısını kapat. Kimse duymasın… ya da duysun, umrumda değil.”
Aylin kapıyı çekti, kilitledi. İçerideki loş, dar alanda tezgâhın kenarına yeniden yaslandılar; bedenleri hâlâ titriyor, amları hâlâ akıyor, nefesleri birbirine karışıyordu. Aylin Ece’nin memesini tişörtün üzerinden sıkarken diğer eliyle onun amını tekrar yokladı.
“Daha yeni ısındık,” dedi Aylin. “Bu bahsi sabaha kadar ödeyeceksin. Ve ben her damlasını alacağım.”
Ece gülümsedi, bacaklarını tekrar açtı, Aylin’in parmaklarını daha derine davet etti. Sokak dışarıda sessizleşmişti ama kamyonun içinde ıslak şapırtılar ve boğuk inlemeler yeniden yükseldi; ikisi de biliyordu ki bu gece bitmeyecek, tezgâh sadece ilk raundu olmuştu ve asıl iştahları henüz doymamıştı.
İçerinin loşluğu onları yuttu. Yağ ve duman kokusu hâlâ havada asılıydı; metal duvarlar daraldı, bedenleri birbirine bastı. Aylin kapıyı kilitledikten sonra Ece’yi boynundan tutup kendine çekti, dudaklarını acımasızca ezdi. Dilinin tadı hâlâ amının tuzlu-tatlı tortusunu taşıyordu; Ece onu emdi, inledi, tişörtünü başından çekip attı. Yirmi sekiz yaşındaki memeleri serbest kaldı, uçları hâlâ sert, hâlâ Aylin’in avuçlarında ezilmeye aç.
“Çıkar her şeyi,” diye hırladı Ece. “Seni o dar tezgâhın kenarına yatırıp bacaklarını katlayacağım dedim. Yapacağım.”
Aylin gülümsedi, kendi tişörtünü sıyırdı, sutyenini de. Yirmi altı yaşındaki göğüsleri Ece’ninkilerden biraz daha dikti; Ece hemen birini ağzına aldı, emdi, dişlerini ucuna geçirdi. Aylin’in eli Ece’nin ensesine gitti, saçlarını sımsıkı kavradı. “Em amcık. Benim mememi em, lezbiyen orospum. Bak nasıl şişiyor dilinin altında.”
Ece diğer memeye geçti, aynı anda pantolonunun kalanını da sıyırdı. İkisi de tamamen çıplaktı artık; kamyonun soğuk metal zemini ayak tabanlarına değiyor, tenleri terle parlıyordu. Aylin Ece’yi arkadaki daha geniş tezgâhın kenarına itti, sırtüstü yatırdı. Bacaklarını kaldırdı, dizlerini Ece’nin omuzlarına doğru katladı; Ece’nin amı tamamen açıldı, ıslak, kırmızı, hâlâ sızan.
“Bak bana,” dedi Aylin, üç parmağını birden Ece’nin yarığına bastırırken. “Bak nasıl yutuyorsun. Yıllarca bu amı benden sakladın, şimdi her damlasını alıyorum.”
Parmaklar girdi, derin, sert. Ece’nin belini kavis yaptı; boğazından boğuk bir inleme koptu. “Sik… sik beni parmaklarınla, Aylin. Daha sert. Amımı yırtar gibi.”
Aylin pompaladı. Islak şapırtılar metalin içinde yankılandı. Kıvrık parmaklar o noktaya her vuruşta Ece’nin karnının altını gerdi. Diğer eliyle klitorisini ovdu, bastırdı, çevirdi. Ece’nin tırnakları tezgâhın kenarına battı. “Orospu… benim pis lezbiyen arkadaşım… bak nasıl akıyorsun avucuma.”
Ece dayanamadı, Aylin’i yukarı çekti, yer değiştirdi. Aylin’i tezgâha yatırdı, bacaklarını iki yana açtı, yüzünü doğrudan amına gömdü. Dilini içeri soktu, duvarları yaladı, klitorisi dudaklarının arasına alıp emdi, emdi, emdi. Aynı anda iki parmağını soktu, hızlı, acımasız. Aylin’in kalçaları kalktı; “Yut… yut amımı, Ece. Dilini bas, orospu. Daha derin.”
Ece yuttu. Tatlı-ekşi su çenesine aktı, burnuna doldu. Parmaklarını kıvırdı, o hassas yere vurdu; Aylin’in bacakları titredi, “Kahretsin, geliyorum—” diye hırladı ama Ece bırakmadı. Aylin boşaldı, amı kasılarak Ece’nin dilini sıktı, sular fışkırdı. Ece her damlasını yaladı, yutmayı bırakmadı ta ki Aylin’in inlemeleri boğuk çığlıklara dönene kadar.
Sonra Aylin toparlandı, gözleri karardı. Ece’yi tekrar çevirdi, bu kez yüzüstü, tezgâhın kenarına eğdi. Kalçalarını kaldırdı, bacaklarını ayırdı. “Şimdi senin amını böyle sikeceğim,” dedi. Dört parmağını birden bastırdı. Ece’nin amı zorlanarak açıldı, ıslak et yuttu, yuttu. Aylin bileğine kadar soktu neredeyse, pompaladı, diğer eliyle Ece’nin klitorisini ezdi.
“Lezbiyen orospum… bak nasıl genişliyorsun benim için. Yıllardır bu amı hayal ettim. Her sabah senin kuyruğuna bakıp kendi amımı parmakladım. Şimdi al. Al hepsini.”
Ece inledi, boğuk, hayvani. “Sik beni… parmakla parçala beni. Ben senin orospunum, Aylin. Bahsi ödüyorum. Daha sert.”
Aylin daha sert vurdu. Metal tezgâh her itişte sarsıldı. Ece’nin memeleri soğuk yüzeye sürtündü, uçları acıdı, zevke karıştı. Üçüncü orgazmı geldiğinde bacakları kilitlendi, amı Aylin’in parmaklarını sıktı, sular bileğine aktı, tezgâha damladı. Aylin parmaklarını çıkardı, ıslaklığı Ece’nin kalçalarına, beline sürdü, sonra parmaklarını Ece’nin ağzına soktu. Ece emdi, dilini doladı, yuttu.
“Temizle,” diye fısıldadı Aylin. “Kendi sularını yut.”
Ece yuttu. Sonra döndü, Aylin’i öptü, diller birbirine dolandı, am tadı ağızlarında karıştı. Elleri yeniden birbirlerinin yarıklarına indi; bu kez yavaş, derin, birbirlerini parmaklayarak ayakta, beden bedene. Aylin’in alnı Ece’nin alnına değdi. “Daha… daha istiyorum,” diye fısıldadı. “Seni bacaklarının arasına alıp sürtüneceğim. Amımı amına sürteceğim ta ki ikimiz de tekrar boşalana kadar.”
Ece’yi tezgâhın üzerine oturttu, kendi bacaklarını onun bacaklarının arasına yerleştirdi. Islak yarıklar birbirine değdi, klitoris klitorise bastı. Aylin kalçalarını hareket ettirdi; yavaş, baskılı, kaygan. Sürtünme ıslak, ateşli, her kayışta ikisinin de nefesini kesti. “Hisset… hisset amımı seninkine sürtünürken,” diye hırladı Aylin. “İkimiz de sırılsıklam orospularız. Yemek kamyonlarının arasında, yağ kokusu içinde, birbirimizi sikiyoruz.”
Ece kalçalarını karşılık verdi, daha sert bastı. “Sürt… daha hızlı. Klitorimi ez amınla. Boşalacağım yine… seninle.”
Hızlandılar. Islak şapırtılar, ten ten sürtünmesi, boğuk inlemeler. Aylin Ece’nin memesini ağzına aldı, emdi, ısırdı; Ece’nin tırnakları Aylin’in sırtına battı. Orgazm ikisini birden yakaladı; bacaklar titredi, amlar kasıldı, sular birbirine karıştı, tezgâhın üzerine aktı. Aylin Ece’nin boynuna dişlerini geçirdi, Ece’nin saçlarını çekti, ikisi de boğuk çığlıklarla boşaldı.
Nefes nefese kaldılar ama durmadılar. Aylin Ece’yi tekrar yüzüstü yatırdı, bu kez dilini göt deliğine kadar indirdi, yaladı, dilini hafifçe içeri bastırdı. Ece irkildi, sonra belini geri itti. “Evet… orayı da yala, pis orospu. Her yerimi yala.”
Aylin yaladı, dilini gezdirdi, sonra parmaklarını yeniden amına soktu, bu kez göt deliğini de başparmağıyla ovdu. Ece delirdi. “Sik… her deliğimi kullan. Ben seninim bu gece.”
Aylin parmakladı, yaladı, emdi ta ki Ece dördüncü kez titreyerek boşalana kadar. Sonra Ece döndü, aynı şeyi Aylin’e yaptı; dilini Aylin’in götüne gezdirdi, amını parmakladı, klitorisini emdi. Aylin’in bacakları Ece’nin omuzlarında kilitlendi, “Yut beni… tamamen yut,” diye inledi ve boşaldı, sular Ece’nin yüzünü kapladı.
Saatler geçti. Kamyonun içinde zaman eridi. Birbirlerini tezgâhta, zeminde, dar köşede, ayakta, oturarak, 69’da, bacak bacak üstüne atarak sikip yaladılar. Parmaklar, diller, memeler, amlar; ıslak, kirli, açgözlü. “Orospu amın”, “lezbiyen kaltak”, “yut sularımı”, “daha derin sik”, “benimsin”, “al bahsi” fısıltıları metal duvarlara çarptı. Ece Aylin’in amını yumruklayana kadar açtı, Aylin Ece’nin klitorisini dilinin ucuyla saatlerce dürttü. İkisi de birden fazla kez boşaldı; bacaklar kramplı, amlar şiş, çeneler ıslak, parmaklar buruşuk.
Sonunda güçleri tükendi. Aylin Ece’yi kucağına çekti, ikisi de tezgâhın kenarına yaslandı. Ter, am suyu, tükürük; tenleri yapış yapıştı. Ece’nin başı Aylin’in omzuna düştü. Aylin’in parmakları hâlâ Ece’nin ıslak yarığında, ama artık yavaş, neredeyse sevecen geziyordu. Ece’nin eli Aylin’in memesinde, ucunu avucunda tutuyordu.
“Yarın…” diye fısıldadı Ece, sesi kısık. “Yarın yine kuyruk konuşuruz. Ama bu gece…”
Aylin öptü onu, yavaş, derin. “Bu gece senin amın benimdi. Benimki de senindi.”
Konuşmadılar daha. Nefesler yavaşladı. Dışarıda sokak tamamen sessizdi; içeride sadece metalin soğuyan tıkırtısı ve iki bedenin birbirine yaslanan ağırlığı kaldı. Aylin’in parmakları Ece’nin amından çıktı, Ece’nin eli Aylin’in göğsünden indi. Bacakları birbirine dolanmış, gözleri yarı kapalı, amları hâlâ sızarak, terleri kuruyarak oturdular.
Hiçbir şey demediler.
Sadece nefes.
Sonra o da yavaşladı.
Sessizlik.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories