Plakların Arasında İlk Islanan Öpücüğümüz
23 yaşındaki plak koleksiyoncusu Ece ile 27 yaşındaki DJ Serra, vinil rafları arasında uzun zamandır arzuladıkları ilk ıslak öpücüğü sonunda
Sıcak bir yaz akşamı, Serra’nın evindeki dar vinil arşiv odası nemden ağırlaşmıştı. Raflar tavana kadar uzanıyor, eski plakların o hafif tozlu, kağıt ve vinil karışımı kokusu havayı dolduruyordu. 23 yaşındaki plak koleksiyoncusu Ece, ince askılı bir bluz ve kısa bir etek giymişti; terden tenine yapışan kumaş vücudunun kıvrımlarını belli ediyordu. Karşısında ise 27 yaşındaki tecrübeli DJ Serra duruyordu. Serra dar bir tişört ve kot pantolon içindeydi, gece kulüplerinde plak çalarak geçen yılların verdiği o kendinden emin duruşuyla raflara yaslanmış, Ece’yi izliyordu. Yıllardır süren flörtöz bakışmalar artık dayanılmaz bir hal almıştı. Her bakışta, her tesadüfi kol sürtünmesinde gizli kalan arzu bu ıslak akşamda patlamak üzereydi.
Ece bir plağı raftan aldı, parmakları albüm kapağının pürüzlü kenarlarında gezindi. Kalbi hızlı hızlı çarpıyordu. Serra’ya baktığında göz göze geldiler. Serra’nın dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. “O plağı seviyorsun değil mi? Senin ellerinle dokununca daha da değerli görünüyor,” dedi Serra, sesi alçak ve davetkâr. Ece yutkundu. İçinden geçiriyordu: “Tanrım, bu kadın beni yıllardır deli ediyor. O bakışları, o gülümsemesi… Biliyorum o da beni istiyor. Bu oda o kadar dar ki, kokusunu alıyorum, terinin ve arzunun karışımını.” Ece plağı yerine koydu, sesi titreyerek konuştu: “Serra… Buraya sadece plaklara bakmaya gelmedim. Seninle yıllardır bu anı bekliyorum. Sen de biliyorsun bunu. Bakışlarımız hep aynı şeyi söylüyordu.”
Serra bir adım attı. Aralarındaki mesafe kapandı, ikisinin de göğüsleri neredeyse değecekti. Nemli hava tenlerini yapışkan hale getirmişti. Serra’nın eli yavaşça Ece’nin beline indi, parmakları bluzun altından çıplak tene dokundu. Sıcak, yumuşak bir dokunuştu. Serra başını eğdi, dudakları Ece’nin kulağına değdi. Nefesi sıcak ve ıslaktı. “Beni istiyorsan al,” diye fısıldadı, her kelimeyi ayrı ayrı tadarak. O fısıltıyla birlikte gerilim tamamen patladı. Ece’nin elleri Serra’nın yüzünü kavradı, dudaklarını sertçe, aç bir şekilde öptü. Dişleri hafifçe birbirine çarptı, sonra dudaklar tamamen kenetlendi. Dilleri hemen birbirine dolandı; ıslak, kaygan, derin bir dans başladı. Ece Serra’nın alt dudağını emdi, Serra da Ece’nin dilini ağzının içine çekti. Salyaları karışıyor, öpücük sesleri odada ıslak şapırtılar halinde yankılanıyordu.
Eller keşfe çıktı. Serra’nın avuçları Ece’nin kalçalarını sımsıkı kavradı, parmakları etine gömüldü, onu kendine bastırdı. Ece de Serra’nın dolgun göğüslerini avuçladı, tişörtün üzerinden yoğuruyor, başparmaklarıyla sertleşen meme uçlarını daireler çizerek okşuyordu. İkisi de inliyordu öpüşürken. Ece içinden düşünüyordu: “Bu gerçek. Serra’nın göğüsleri avucumda, kalçaları ellerimde… Yıllardır rüyalarımda bunu yaşıyordum, şimdi tadını alıyorum.” Serra öpücüğü biraz kesip nefes aldı, alnını Ece’ninkine dayadı. “Uzun zamandır seni istiyorum Ece. O masum plak koleksiyoncusu görüntünün altında yatan ateş beni yakıyor. Senin dudaklarını, amını, her yerini hayal ettim.” Ece titreyerek cevap verdi: “Ben de Serra. Senin gibi güçlü, tecrübeli bir kadının beni almasını istedim. Şimdi al beni. Rafların arasında, burada.”
Öpüşmeleri daha da sertleşti. Bluzlar çıkarıldı, etek ve pantolonlar ayaklara dolandı. Ten tene değdiklerinde terleri birbirine karıştı. Oda sadece inlemeleri ve plak raflarının hafif gıcırtısıyla doluydu. Serra dizlerinin üzerine çöktü, Ece’yi raflara yasladı. Ece’nin sırtı vinil albümlere dayandı, bazı plaklar hafifçe yerinden oynadı ama düşmedi. Serra Ece’nin ıslak külodunu kenara çekti. Ece’nin amı sırılsıklam parlıyordu; dudakları şişmiş, klitorisi kabarmış, nemi bacak içlerine akmıştı. Serra önce burnunu oraya dayadı, derin bir nefes aldı, sonra dilini yavaşça dışarı çıkardı. Uzun, ıslak bir yalama başladı. Dilinin düz kısmı klitorisin üzerinden geçti, sonra ucuyla daireler çizdi, emdi, hafifçe ısırdı. Ece’nin bacakları titremeye başladı. “Ah Serra… Dilin inanılmaz. Yala beni, lütfen devam et,” diye inledi. Serra iki parmağını ıslak amın girişine dayadı, yavaşça içeri kaydırdı. Parmakları tamamen gömülünce iç duvarları yokladı, G noktasını buldu; o hafif pütürlü bölgeyi parmak uçlarıyla bastırarak, kıvırarak uyarmaya başladı.
Ece’nin elleri Serra’nın saçlarını kavradı, kalçalarını ileri itti. Serra’nın dili hiç durmuyordu; hızlı hızlı yalıyor, emiyor, parmaklarını ritmik şekilde amın içinde sokup çıkarıyordu. Ece’nin karnı kasılıyor, nefesi hızlanıyordu. İç düşünceleri darmadağınıktı: “Serra’nın parmakları içimde, G noktamı buldu… Boşalacağım, yıllardır biriktirdiğim tüm arzu şimdi taşacak.” Serra hızını artırdı, parmaklarını daha sert, daha derin hareket ettiriyordu. Ece’nin çığlığı odayı doldurdu; ilk orgazmı şiddetle geldi. Amı kasılıp Serra’nın parmaklarını sıktı, suları Serra’nın çenesine ve boynuna fışkırdı. Serra yalamaya devam ederek orgazmı uzattı, Ece titreyerek, raflara tutunarak boşaldı.
Nefesleri düzelmeden Ece Serra’yı yukarı çekti, onu öptü, kendi tadını Serra’nın dudaklarında hissetti. Şimdi sıra ondaydı. Ece Serra’yı dikkatle plak yığınlarının yanındaki kalın halının üzerine yatırdı. Giysiler tamamen atıldı. İkisi de çıplaktı, terden parlayan vücutları loş ışıkta parlıyordu. Ece Serra’nın üstüne ters binip 69 pozisyonuna girdi. Yüzü Serra’nın ıslak, davetkar amına gömüldü. Serra da aynı anda Ece’nin bacaklarını aralayıp klitorisine yapıştı. İki ağız aynı anda çalışmaya başladı. Ece Serra’nın klitorisini emiyor, dilini amının dudakları arasında gezdiriyor, iki parmağını derinlere sokup sertçe parmaklıyordu. Serra da aynı şeyi yapıyordu; parmakları Ece’nin amını “sikiyor”, dili klitorisi emiyordu. Islak şapırtılar, inlemeler, nefes sesleri birbirine karışıyordu. “Parmaklarını daha derine sok Serra, beni sik,” diye mırıldandı Ece, ağzı dolu halde. Serra homurdanarak hızlandı. Gerilim aynı anda zirveye çıktı. İkisi de şiddetle boşaldılar; bedenleri kasılıyor, ağızları birbirlerinin sularıyla dolarken aynı anda titrediler. Orgazm dalgaları uzun sürdü, ikisi de birbirini bırakmıyordu.
Serra doğruldu, hâlâ titreyen Ece’nin bacaklarını omuzlarına attı. Amını Ece’ninkine bastırdı, ıslak, sıcak etler birbirine yapıştı. Sert tribbing başladı. Serra kalçalarını ileri geri, dairesel ve güçlü hareketlerle sürüyor, klitorisleri birbirine sürtüyordu. Islak sesler çok yüksekti. Terleri akıyor, damlalar göğüslerinden aşağı süzülüyordu. “Hisset Ece… Amım amına sürtünüyor. Sertçe al beni,” diye inledi Serra. Ece altından bağırıyordu: “Daha sert Serra! İkinci kez boşalıyorum seninle!” Hareketler hızlandı, sürtünme daha vahşi hale geldi. İkincil orgazmlar aynı anda patladı; bedenleri sarsıldı, çığlıklar attılar, birbirlerine kenetlendiler.
Sırılsıklam terlemiş, hâlâ titreyen bedenleriyle plak rafları arasında sarıldılar. Uzun uzun, yumuşak ama hâlâ arzu dolu öpücüklerle dudaklarını buluşturdular. Dilleri yavaşça birbirini yokluyordu. Serra ter içindeki saçlarını geriye atıp gülümsedi, gözleri hâlâ alev alevdi. “Bu ilk öpücüğümüzün plaklar arasında ıslanması çok isabet oldu.” Ece de sırıtarak, parmaklarını Serra’nın göğüslerinde gezdirmeye devam ederek cevap verdi: “Bir sonraki plakları beraber seçelim o zaman.”
Ama ikisi de biliyordu ki bu sadece başlangıçtı. Serra’nın eli Ece’nin kalçasından aşağı kayarken, Ece’nin bakışlarında hâlâ bastırılamayan bir açlık vardı. Rafların arasında başka plaklar, başka dokunuşlar bekliyordu ve bu ıslak arzu gece boyunca daha da derinleşecek, yeni ritimler bulacaktı. Serra eğilip Ece’nin boynunu hafifçe ısırırken, ikisi de bir sonraki hamleyi bekliyordu; nefesleri hâlâ hızlanmış, tenleri hâlâ birbirine yapışmış halde.
Serra eğilip Ece’nin boynunu hafifçe ısırırken, ikisi de bir sonraki hamleyi bekliyordu; nefesleri hâlâ hızlanmış, tenleri hâlâ birbirine yapışmış halde. Serra’nın dişleri derine battı, Ece’nin ince boyun derisini morartacak kadar emdi. 23 yaşındaki plak koleksiyoncusu Ece’nin bedeni ürperdi, raflara tutunan parmakları beyazladı. “Isır daha sert Serra, acıt ama zevk ver,” diye inledi, sesi nemli odada boğuk çıktı. Serra, 27 yaşındaki tecrübeli DJ, homurdanarak ısırığını derinleştirdi, diliyle o mor izi yaladı. Ece’nin içinden geçenler karmakarışıktı: “Bu ısırık bile amımı zonklatıyor, Serra’nın ağzı tenimdeyken kendimi onun malı gibi hissediyorum, yıllardır biriktirdiğim tüm fanteziler şimdi gerçek oluyor.”
Serra’nın eli Ece’nin kalçasından aşağı kaydı, parmakları ıslak külodun kenarını çekti ve doğrudan şişmiş am dudaklarının arasına daldı. İki parmağı birden kaygan bir sesle içeri girdi, iç duvarları yokladı, G noktasını bulup kıvırarak bastırdı. Ece’nin bacakları titredi, dizleri birbirine vurdu. Karşılık olarak Ece de Serra’nın kotunun fermuarını indirdi, elini içine sokup o dolgun, sıcak amı avuçladı. Serra’nın klitorisi parmaklarının arasında zonkluyordu. “Parmaklarını içimde daha hızlı sok Serra, amımı parmaklarınla sik, ıslak sesini duymak istiyorum,” diye yalvardı Ece. Serra hızlandı, üç parmağa çıkardı, içeri dışarı ritmik ve sert hareketlerle pompalıyordu. Islak şapırtılar plak raflarının arasında yankılanıyordu, vinil kokusu ter ve am suyu kokusuyla karışmıştı.
Ece de Serra’nın amını aynı şiddetle parmaklıyordu, başparmağı klitorisi dairesel ovalarken diğer parmakları derinlere gömülüyordu. İkisi de ayakta, birbirlerine yaslanmış, kalçalarını ileri geri iterek parmakların ritmine uyuyorlardı. Serra’nın tişörtü terden tenine yapışmış, göğüs uçları kumaşın altından belirginleşmişti. Ece o uçları dişleriyle ısırdı tişörtün üzerinden. “Senin amın benim parmaklarımı emiyor Serra, o kadar dar ve sıcak ki… Boşalacağım yine,” diye mırıldandı Ece. Serra’nın nefesi hızlandı, “Boşal Ece, amını parmaklarıma fışkırt, seni hissetmek istiyorum.” İkisi de aynı anda kasılmaya başladı. Ece’nin orgazmı ilk patladı; amı Serra’nın parmaklarını güçlü dalgalarla sıktı, berrak suları Serra’nın bileğine ve halıya aktı. Serra da hemen arkasından geldi, iniltisi Ece’nin omzunda boğuldu, kalçaları titreyerek Ece’nin eline boşaldı.
Ama durmadılar. Serra Ece’yi nazikçe ama kararlı şekilde halının üzerine yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı ve yüzünü ıslak amına gömdü. Burnu önce klitorise sürtündü, derin bir nefes çekti, sonra dili dışarı çıktı. Uzun, ıslak, yassı diliyle Ece’nin am dudaklarını yaladı, klitorisini emdi, ucuyla hızlı daireler çizdi. Ece’nin elleri Serra’nın saçlarını yumruk yaptı, kalçalarını yukarı bastırdı. “Dilini içime sok Serra, amımı yala, beni ağzınla sik,” diye bağırdı. Serra iki parmağını da aynı anda soktu, parmak uçları G noktasını bulup bastırarak ileri geri hareket ettirdi. Ece’nin karnı kasılıyor, göğüsleri inip kalkıyordu, ter damlaları meme uçlarından aşağı süzülüyordu. İç düşüncesi şuydu: “Serra’nın dili içimde dans ediyor, parmakları tam o noktada… Yıllardır rüyalarımda bunu yaşıyordum, şimdi rafların arasında gerçekten boşalıyorum, hem de defalarca.”
Serra hızını artırdı, dili klitorisi emerken parmakları daha sert, daha derin pompalıyordu. Ece’nin ikinci orgazmı şiddetle patladı, amı kasılıp Serra’nın parmaklarını içine çekti, suları Serra’nın çenesine, boynuna fışkırdı. Serra yalamayı bırakmadı, orgazmı uzattı, Ece titreyerek, inleyerek, plak raflarına tutunarak boşaldı. Bacakları Serra’nın omuzlarında kasılıyor, topukları halıya vuruyordu.
Ece toparlanır toparlanmaz Serra’yı sırtüstü yatırdı, üzerine ters binip 69 pozisyonuna girdi. Yüzü Serra’nın sırılsıklam, davetkâr amına gömüldü. Dilini dudaklar arasında gezdirdi, klitorisini emdi, iki parmağını köküne kadar sokup sertçe parmaklamaya başladı. Serra da aynı anda Ece’nin bacaklarını araladı, klitorisine yapıştı, dilini amının derinliklerine daldırdı. İki ağız aynı anda çalışıyordu; ıslak şapırtılar, emme sesleri, inlemeler birbirine karışıyordu. “Parmaklarını daha derine sok Serra, amımı parmaklarınla doldur, götümü de yala,” diye mırıldandı Ece, ağzı Serra’nın sularıyla doluyken. Serra homurdanarak yaptı; dili Ece’nin göt deliğinde daireler çizerken üç parmağı amına girip çıkıyordu.
Serra’nın bedeni gerildi, “Ece… Dilin inanılmaz, amımı emmeye devam et, boşalacağım,” diye inledi. İkisi de ritmi artırdı. Parmaklar daha hızlı, diller daha aç çalışıyordu. Gerilim aynı anda zirveye tırmandı. İkisi de şiddetle boşaldılar; bedenleri kasılıyor, ağızları birbirlerinin fışkıran sularıyla dolarken titrediler. Orgazm dalgaları uzun sürdü, ikisi de bırakmıyordu, birbirlerinin tadını yutuyor, emiyorlardı.
Yine de escalation bitmedi. Serra doğrulup Ece’yi kucağına aldı, bacaklarını beline doladı ve ayakta, vinil raflara yaslayarak am am’a sürtünmeye başladı. Islak, sıcak etleri birbirine yapışmıştı. Serra kalçalarını güçlü, dairesel ve sert hareketlerle ileri geri sürüyor, klitorisleri birbirine sürtüyordu. Yüksek ıslak sesler çıkıyordu, terleri göğüslerinden aşağı akıyor, damlıyordu. “Hisset Ece, amım amına sürtünüyor, klitorislerimiz birbirini sikiyor,” diye inledi Serra, sesi dominant ve şehvet doluydu. Ece altından bağırıyordu: “Daha sert Serra, kalçalarını更快 hareket ettir, amını hissediyorum, ikinci kez… hayır üçüncü kez boşalıyorum seninle!” Hareketler vahşileşti, sürtünme daha hızlı, daha ıslak hale geldi. İkisinin de bedenleri sarsıldı, çığlıkları odağı doldurdu. Orgazmlar aynı anda patladı, am suları karışıp bacaklarından halıya aktı, kasılmalar dakikalar sürdü.
Sonunda ikisi de tükendi. Halının üzerine yığıldılar, terden sırılsıklam, nefes nefese, titreyen bedenleriyle birbirlerine sarıldılar. Sex bitmişti. Orgazm dalgaları yavaş yavaş çekilirken oda sessizleşti, sadece uzak bir plak gıcırtısı ve ağır nefesleri duyuluyordu. Serra Ece’nin terli saçlarını geriye attı, ama gözlerinde bir gölge belirdi. Ece bunu hemen hissetti, karnına bir ağırlık çöktü.
Serra derin bir iç çekti, sesi artık eskisi gibi ateşli değildi. “Ece… Bu inanılmazdı, yıllardır istediğim her şeyi aldım senden. Ama… sanırım bir hata yaptık.” Ece dondu kaldı. Serra devam etti, bakışlarını kaçırarak: “Avrupa’da bir partnerim var, uzun süredir birlikte DJ’lik yapıyoruz. Yarın uzun bir turneye çıkıyorum, altı aylık. Bunu sadece bir rahatlama, plaklar arasındaki eski bir arzu olarak gördüm. Senin duygularının bu kadar derin olduğunu fark etmemiştim. Şimdi pişman oldum. Seni inciteceğimi düşünmemiştim.”
Ece’nin içi burkuldu. Tüm o ıslak öpücükler, parmaklar, diller, fışkıran orgazmlar birden zehre dönüştü. İçinden geçiriyordu: “Tanrım, bu kadın beni yıllardır deli etti, ben de ona teslim oldum, amımı, göğüslerimi, her yerimi verdim. Şimdi ise bir hataymış gibi konuşuyor. Rafların arasında ıslanan ilk öpücüğümüzün sonunda geriye sadece bu soğuk pişmanlık mı kalıyor? Bir şeylerin yanlış gittiğini hissetmiştim belki de, ama zevke kapılıp görmezden geldim. Şimdi kalbim acıyor, vücudum hâlâ onun kokusuyla kaplıyken kendimi kullanılmış gibi hissediyorum.”
Ece sessizce doğruldu, titreyen parmaklarla kıyafetlerini toplamaya başladı. Serra da kalktı ama dokunmadı. Aralarında ağır bir sessizlik büyüdü. Plak rafları tanık oldukları o vahşi, ıslak tutkunun ardından şimdi sadece pişmanlık ve şüpheye şahit oluyordu. Ece kapıya yönelirken son bir kez Serra’ya baktı, gözlerinde bastırılamayan bir kırıklık vardı. “Belki de buraya hiç gelmemeliydim,” diye fısıldadı. Serra cevap vermedi, sadece başını öne eğdi. Gece dışarıda sıcak ve nemli devam ederken, oda ikisinin de pişmanlık dolu nefesleriyle dolmuştu. O ilk ıslak öpücük artık tatlı bir anı değil, yanlış yapılmış bir şeyin acısı olarak kalacaktı. Arzu bitmiş, geriye sadece derin bir şüphe ve pişmanlığın soğuk boşluğu kalmıştı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories