Karaoke Kabininde En İyi Arkadaşımın İlk Islak Öpücüğü
İki 24 yaşındaki en yakın arkadaş, karaoke kabininde ilk ıslak öpücükle birbirlerinin sırılsıklam amlarını yalayıp parmaklayarak sert
Karaoke kabininin kapısı arkasından hafifçe kapanınca içerideki loş kırmızı ışık ikisini de sardı. Yirmi dört yaşındaki Ece, elindeki mikrofonu yavaşça masaya bıraktı ve en yakın arkadaşı Deniz’e baktı. İkisi de aynı yaştaydı, yıllardır omuz omuza büyümüş, her derdi paylaşmış, ama aralarındaki o platonik yakınlık hiç bu kadar ağır basmamıştı. Dışarıdaki gürültülü barın kalabalığından kaçıp buraya sığınmışlardı; şarkı söylemek bahaneydi aslında. Deniz’in yanağına düşen saç teli, dudaklarının hafif aralanışı, Ece’nin midesinde bir şeyler kıpırdattı. Uzun zamandır bastırdığı o ateş, bakışlarında artık saklanamıyordu.
“Şarkı mı seçsek yoksa…” Ece’nin sesi kısık çıktı, cümleyi yarım bıraktı. Deniz utangaç ama istekli bir gülümsemeyle karşılık verdi, parmakları dizin üzerinde kıpırdadı. “Senin bakışların… farklı bu gece. Sanki bir şey söylemek istiyorsun da tutuyorsun.” Kabinin dar alanı ikisini birbirine yaklaştırıyordu; dizleri neredeyse değiyordu. Ece’nin içinden geçenler netti: Deniz’in yumuşak dudaklarını, o ince belini, göğüslerinin dolgunluğunu hayal etmekten bıkmıştı. Lezbiyen arzu yıllardır birikmiş, şimdi bu yalnız kabinde yüzeye fışkırıyordu. Deniz de aynı şeyi hissediyordu; kalbi boğazında atıyor, bacaklarının arası çoktan nemlenmeye başlamıştı. “Ben de seni… böyle istiyorum,” diye fısıldadı sonunda, gözleri Ece’nin dudaklarına kayarak.
Mikrofonu tamamen bırakıp yavaş yavaş birbirlerine kaydılar. Ece’nin nefesini Deniz’in boynunda hissettiği an titredi. “Dudaklarına dokunmak istiyorum. İlk kez… gerçekten öpmek,” dedi Ece alçak sesle. Deniz’in cevabı gecikmedi, rızası açıktı: “Ben de aynı şeyi arzuluyorum. Öp beni.” Elleri birbirine uzandı; Ece’nin parmakları Deniz’in yanağına değdi, sonra dudaklar buluştu. İlk temas ıslaktı, yumuşacıktı. Deniz hafifçe inledi, ağzını açtı, diller yavaş yavaş sardı. Öpücük derinleştikçe Ece’nin eli kaydı, Deniz’in bluzunun üzerinden göğüslerini okşadı, meme uçlarını parmaklarıyla buldu ve hafifçe sıktı. Deniz’in bedeni gerildi, belini Ece’ye doğru çekti, kalçalarını bastırdı. “Daha fazla… istemek kendimi tutamıyorum,” diye mırıldandı Deniz öpüşmenin arasında. Ece’nin dili onun dilini emdi, ısırdı, tükürükleri karıştı. Eller bluzların altına süzüldü; sıcak ten, ter kokusu, ıslak öpücüklerin sesi kabini doldurdu. Deniz Ece’nin belini kavrayıp kendine yapıştırdı, kalçaları birbirine sürtündü. İkisi de pantolonlarının içindeki sırılsıklam amlarını hissediyordu artık; kumaş ıslanmış, klitorisler sertleşmişti.
Dar koltuğa yığıldılar. Ece, Deniz’i nazikçe sırtüstü yatırdı, bacaklarını açarak üstüne çıktı. Dizlerini Deniz’in belinin iki yanına koydu, ağırlığını yavaşça bastırdı. Yine uzun uzun öpüştüler; diller ağızda gezindi, dişler dudakları çekti, nefesler birbirine karıştı. Ece doğrulup Deniz’in bluzunu yukarı sıyırdı, sutyeni de açtı. Pembe, dikleşmiş meme uçları ortaya çıktı. Ece eğildi, birini ağzına aldı, emdi, diliyle çevirdi, hafifçe ısırdı. Deniz’in sırtı kavis yaptı, “Ahh Ece… emmeye devam et,” diye inledi. Ece’nin serbest eli pantolon düğmesini açtı, fermuarı indirdi, külotu kenara çekti. Deniz’in amı sırılsıklamdı; kaygan, şişmiş dudaklar, belirgin klitoris. Ece iki parmağını yavaşça araya soktu, içeri kaydırdı, ıslak duvarları okşadı. “Ne kadar ıslaksın… parmaklarım kayıyor,” diye fısıldadı meme ucunu bırakmadan. Deniz’in elleri Ece’nin saçlarına gömüldü, kavradı, kalçalarını kaldırarak parmaklara doğru itti. “Daha derine… evet, böyle.” Ece parmaklarını kıvırdı, başparmağıyla klitorise bastırdı, emerken ritmi hızlandırdı.
Deniz bir anda pozisyon değiştirdi; Ece’yi çevirdi, bacaklarını açtı, kendi bedenini ters çevirerek 69’a geçti. Kabinin dar koltuğunda bedenler üst üste, amlar yüzlere dayandı. Deniz Ece’nin pantolonunu ve külotunu indirdi, ıslak amını görür görmez dilini uzattı. Klitorisi yaladı, emdi, dilini aralara soktu. Ece de aynı anda Deniz’in amına saldırdı; dilini yassıltıp uzun yalayışlar yaptı, dudaklarını emdi, parmaklarını tekrar içeri daldırdı. İkisi de sertçe, açgözlüce yalıyor, parmaklıyordu. Tükürük ve am suları karıştı, ıslak sesler yükseldi. “Dilin… çok iyi geliyor, amımı yala,” diye inledi Ece, kalçalarını Deniz’in yüzüne bastırarak. Deniz cevap olarak daha hızlı yaladı, iki parmağını Ece’nin amına sokup pompaladı, dilini klitoriste titreterek. Ece de aynı şeyi yaptı; Deniz’in amını yutmak istercesine emdi, parmaklarını g-noktasına vurdu, diğer eliyle kalçayı kavradı.
Orgazmlar neredeyse aynı anda geldi. Deniz’in bacakları titredi, amı Ece’nin dilinin ve parmaklarının etrafında kasılarak sıkıştı, sıcak sıvı fışkırdı. “Geliyorum… amımı yalaya yalaya boşalıyorum!” diye bağırdı boğuk boğuk. Ece de saniyeler içinde peşinden gitti; klitorisi Deniz’in dilinde zonklayarak, amı kasılarak yoğun bir dalga halinde boşaldı. “Ben de… senin dilinle sırılsıklam oluyorum!” diye inledi, kalçaları sarsılarak. Birbirlerinin amlarını son yalamalarla temizlediler, parmaklarını yavaşça çıkardılar, ıslaklıkları emdiler.
Sonra yorgun bedenler birbirine dolandı. Ter içinde, nefes nefese, koltukta yan yana kıvrıldılar. Ece, Deniz’in dudağına yumuşak bir öpücük daha kondurdu, dilini ucundan gezdirdi, ama henüz doymamış bakışlarla baktı. Parmakları hâlâ Deniz’in ıslak kalçasında geziyor, yeni bir tur için hazırlanıyordu. Deniz’in gözleri yarı kapalı, gülümsemesi hem tatmin hem de açlık doluydu; “Bu sadece başlangıç… değil mi?” diye fısıldadı, Ece’nin göğsüne başını yaslayarak. Kabinin loş ışığında tenler hâlâ birbirine yapışıktı, nefesler düzene girmemişti ve ikisinin de aklında aynı şey dönüyordu: bu ıslak, tutkulu gece henüz bitmemişti.
Karaoke kabininin loş kırmızı ışığı hâlâ tenlerini yalıyordu. Ece’nin parmakları Deniz’in ıslak kalçasında gezinmeyi bırakmadı; yavaşça aşağı kaydırıp amının şişmiş dudaklarını yeniden buldu. Deniz başını Ece’nin göğsüne yaslamış, hâlâ titreyen nefeslerle gülümsüyordu ama bacakları çoktan aralanmıştı. “Başlangıç dedim ya…” diye fısıldadı, sesi boğuk. “Şimdi gerçekten bitirmek istemiyorum. Amımı tekrar ele al. Daha sert.”
Ece doğruldu, Deniz’i koltuğun kenarına doğru çekti. Pantolonlar çoktan ayak bileklerinde dolaşıyordu; ikisi de çıplak kalçalarıyla birbirine sürtünüyordu. Ece iki parmağını birden Deniz’in sırılsıklam deliğine soktu, kaygan duvarlar hemen sardı. “Bak nasıl yutuyor parmaklarımı,” diye mırıldandı, başparmağıyla klitorisi daire daire ovalayarak. “Senin amın benim için yapıldı sanki. Islak ıslak şapırdıyor.” Deniz belini kaldırıp parmaklara doğru itti, “Daha derine… kıvır onları. G noktamı bul, Ece. Ah siktir, evet orası!” Ece parmaklarını kıvırıp pompalamaya başladı; her girişte şapırtı sesi kabini doldurdu. Diğer eliyle kendi amına gitti, klitorisini ovuştururken Deniz’in yüzüne eğildi ve dilini tekrar onun diline doladı. Islak öpücük, tükürük akıntıları, iniltiler… Deniz Ece’nin dilini emdi, “Parmakla beni boşalana kadar. Sonra amımı yala, yut her damlasını.”
Ece hızını artırdı. Üç parmağa çıkardı, Deniz’in amını gererek açtı, başparmağı klitoriste titreşirken bileğini çeviriyordu. Deniz’in bacakları Ece’nin beline kilitlendi, tırnakları sırtında iz bıraktı. “Geliyorum yine… amım kasılıyor, hisset!” Sıcak bir fışkırma Ece’nin parmaklarını ıslattı; Deniz kalçalarını savurarak orgazmını sürdürdü, “Boşalıyorum senin elinde, yala şimdi!” Ece parmaklarını çıkarıp hemen dilini uzattı. Am dudaklarını ayırdı, akan tatlı-ekşi sıvıyı uzun yalayışlarla topladı, klitorisi emdi, dilini deliğe sokup içeri dışarı oynattı. Deniz’in elleri Ece’nin saçlarını kavradı, yüzünü amına bastırdı. “Dilin… amımı yutuyorsun. Daha hızlı yala, ısır klitorisimi.”
Ece doymuyordu. Deniz’i tamamen sırtüstü yatırıp bacaklarını omuzlarına aldı, amını iyice açtı ve yalamaya doyamadı. Dili yassı, sonra sivri; dudaklarıyla emişler, hafif diş darbeleri. Arada parmaklarını da sokup g-noktasına vuruyordu. Deniz çığlık benzeri iniltiler savurdu, “Ece… amımı mahvediyorsun. Boşalacağım diline!” İkinci dalga daha şiddetli geldi; Deniz’in amı Ece’nin dilinin etrafında ritmik kasıldı, sıcak su fışkırdı, Ece her damlayı yutarak temizledi. “Ne güzel boşalıyorsun,” dedi, çenesini silmeden. “Şimdi sıra sende. Amımı ye.”
Deniz hâlâ titrerken Ece’yi ters çevirdi, kendi bedenini üstüne yerleştirdi. Bu sefer yüz yüze, bacaklar birbirine dolanmış, amlar sürtünüyordu. Klitorisler değdi, ıslak ıslak kaydı. Deniz kalçalarını ileri geri hareket ettirdi, “Sürtün bana. Amımı amına sürt, daha sert.” Ece belini kaldırıp aynı ritme girdi; iki ıslak yarık birbirine sürtünürken şapırtılar yükseldi. Eller göğüslerde gezindi, meme uçları sıkıldı, çekildi. “Senin amın benimki kadar sırılsıklam,” diye inledi Ece. “Kaybetmek üzereyim. Parmakla beni de.” Deniz bir elini araya soktu, iki parmağını Ece’nin deliğine daldırdı, aynı anda kalçalarıyla sürtmeye devam etti. Ece’nin amı sıkıca sardı, “Daha… parmakla sert, klitorisimi de ez.”
Pozisyon bozuldu; Deniz Ece’nin üstüne oturdu, amını yüzüne indirdi. Ece dilini uzattı, Deniz’in hâlâ akan amını yaladı, emerken kendi kalçalarını kaldırdı. Deniz eğilip Ece’nin amına ulaştı, 69’u yeniden kurdular ama bu kez daha vahşi. Diller deliklere giriyor, parmaklar pompalıyor, tükürük ve am suları çenelerden akıyordu. “Yala amımı, yut,” diye homurdandı Deniz, kalçalarını Ece’nin yüzüne vurarak. “Parmaklarını sok, kıvır, boşalt beni bir daha.” Ece aynı şeyi yaptı; dilini Deniz’in klitorisinde titreterek üç parmakla g-noktasına vurdu. Deniz de Ece’nin amını iki parmakla açıp diliyle klitorisi emdi, arada “Ne kadar tatlısın, amın bal gibi” diye mırıldandı.
Ece’nin bacakları gerildi. “Geliyorum… dilinle boşalıyorum, amımı yalaya yalaya!” Orgazm patladı; amı kasılarak Deniz’in dilini sıkıştırdı, sıvı fışkırdı. Deniz her şeyi emdi, yutarken kendi boşalmasına engel olamadı. Ece’nin parmakları ve dili hâlâ içindeyken amı şiddetle sıktı, “Ben de… senin dilinde, parmaklarında geliyorum!” İkisi birden sarsıldı, iniltiler boğuk çığlıklara dönüştü, bedenler kilitlendi, sonra yavaş yavaş gevşedi.
Nefes nefese, ter içinde birbirlerinden ayrıldılar ama hemen sarıldılar. Ece Deniz’i kollarına çekti, ıslak saçlarını okşadı, dudaklarına son bir yavaş öpücük kondurdu. Dilleri tembel tembel değindi, tuzlu am tadı hâlâ ağızlardaydı. Deniz gülümseyerek Ece’nin boynuna burun sürttü. “Bu gece… her şey değişti. Yarın da yaparız, değil mi? Belki evinde, yatağında. Amımı her gün yala istersen.” Sesinde saf bir mutluluk, gelecek planları vardı. Kalçalarını hâlâ hafifçe Ece’ye sürtüyordu, tatmin olmuş ama bağlı.
Ece “Tabii…” diye fısıldadı, sesi yumuşak. Parmakları Deniz’in sırtında gezerken içinden geçenleri sakladı. Deniz bilmiyordu. Ece üç hafta önce Londra’daki iş teklifini kabul etmişti; yarın sabah uçak bileti, eşyalar çoktan yarım paketlenmişti. Bu geceyi bilerek uzatmış, ilk ıslak öpücüğü, ilk yalamayı, ilk birlikte boşalmayı son hatıra diye istemişti. Deniz’e söylememişti çünkü korkmuştu; kaybedeceği en yakın arkadaşının, az önce dilini amına gömdüğü kadının gözlerindeki bu mutluluğu bozmak istememişti. Şimdi koltukta, ten ten, nefes nefes, Ece gülümsedi ama gülümsemesinin altında o sır yatıyordu. Deniz yarın da aynı amı yalayacağını sanırken, Ece çoktan gitmeye kararlıydı. Kabinin kırmızı ışığı solarken sırılsıklam bedenleri hâlâ yapışıktı ve sadece Ece biliyordu: bu gece gerçekten sondu.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories