Yasak Bakışların Ateşiyle Uyanmak

28 yaşındaki mimar Nadia, karşısında oturan 32 yaşındaki fitness koçu Warrick’in her geceki açık perdeden mastürbasyonunu gizlice izleyerek karşılıklı ateşli bir oy

6 min read September 08, 2026New

Nadia yirmi sekiz yaşında, yalnız bir mimardı. Yeni taşındığı apartmanın üçüncü katındaki dairesi, karşısındaki binaya tam bakıyordu. İlk geceden itibaren dikkatini çeken şey, tam karşısındaki pencereydi. Otuz iki yaşındaki fitness koçu Warrick orada yaşıyordu; geniş omuzları, sıkı karın kasları ve karanlıkta bile seçilen o güçlü bedeniyle. Perdelerini neredeyse hiç kapatmıyordu.

İlk kez onu gördüğünde Nadia elinde bir bardak şarapla oturmuş, çizimlerine bakıyordu. Warrick tişörtünü başından geçirip attı. Göğsü aydınlıkta parlıyordu, karın kasları nefes aldıkça geriniyordu. Sonra pantolonunu indirdi. Boxer’ı da. Penisi yarı sert, ağır ve kalındı. Nadia nefesini tuttu. Adam elini sardığında, yavaşça sıvazlamaya başladığında, mimarın bacakları istemsizce birbirine sürtündü.

Her gece aynı ritüel tekrarlandı. Warrick işten geliyor, duş alıyor, sonra o açık pencerede çıplak bedenini sergiliyor, aletini avucuna alıp kendini boşaltana kadar savuruyordu. Nadia ışıkları kapatıyor, perdesinin arkasından izliyordu. Parmakları ilk başta sadece uyluklarında gezinirken, üçüncü geceden itibaren külotunun içine kaydı. Islaklığa değdiğinde utandı ama durmadı. Klitorisini ovuştururken Warrick’in inlemelerini duymaya çalışıyor, dudaklarını ısırıyordu.

“Bu delilik,” diye fısıldadı kendi kendine bir gece. Ama uykusu kaçmıştı. Yatağa yattığında bile gözleri kapalıyken o sahneyi görüyordu: Warrick’in kalın parmaklarının penisinin başını nasıl sıvazladığı, belinin nasıl gerildiği, come’ının karın kaslarına nasıl fışkırdığı. Nadia kendi parmaklarını içine soktu, ıslak sesler karanlıkta yankılandı. Boşaldığında titriyor, yastığa gömülüyordu. Yine de yetmiyordu. O bakışlar, o yasak, onu her gece daha fazla yakıyordu.

Bir hafta sonra gerilim dayanılmaz hale gelmişti. Nadia artık çizim masasına oturamıyordu; aklı sürekli karşı penceredeydi. Warrick’in onu fark edip etmediğini merak ediyordu. Belki de bilerek bırakıyordu perdeleri. Bu düşünce karnının altını burkuyordu.

O akşam Warrick yine geldi. Işıklar yandı. Nadia yerinden kıpırdamadan izledi. Adam tişörtünü çıkardı, aynanın önünde kaslarını esnetti. Sonra yavaşça döndü. Bakışları tam Nadia’nın penceresine kilitlendi. Bir an durdu. Gülümsemedi ama gözleri karardı, bir şey anladığını belli etti. Perdeyi tamamen yana çekti. Hiçbir şey saklamadan.

Nadia’nın kalbi boğazına sıçradı. Kaçmalı mıydı? Hayır. Kıpırdamadı.

Warrick pantolonunu indirdi. Boxer’sızdı. Penisi zaten sert, damarlı, ucu parlak bir ıslaklıkla parlıyordu. Elini aldı, ama bu sefer yavaştı. Gösterişliydi. Başparmağıyla glans’ını ovuşturdu, aşağı indi, yukarı çıktı. Diğer eliyle taşaklarını kavradı. Gözleri hiç ayrılmadı Nadia’nın penceresinden. Ağzı aralandı, dilini alt dudağına sürttü. Kalçalarını öne doğru iterek daha derin, daha sert sıvazladı. Sanki oradaki kadına, “İzle beni, her şeyi gör,” diyordu.

Nadia titredi. Cesaret bir anda doldu içini. Ayağa kalktı. Kendi perdesini araladı. Işığı yaktı. Warrick’in gözlerinin büyüdüğünü gördü. Kadın yavaşça bluzunun düğmelerini çözdü. Sütyenini çıkardı. Göğüsleri serbest kaldı, meme uçları sertleşmişti. Etek fermuarını indirdi, külotuyla birlikte ayak bileklerine kaydırdı. Çıplak kaldı. Bacaklarını hafif araladı. Bir elini göğsüne götürüp meme ucunu sıktı, diğerini karnından aşağı kaydırıp ıslak amına bastırdı.

Warrick’in eli hızlandı. Daha sert, daha ıslak sesler çıkarıyordu. Nadia parmaklarını yarığa sürttü, klitorisini daireler çizerek ovdu. İki parmağını içine soktu, kaygan etini açtı. Karşısındaki adamı izlerken inledi; sesi camdan süzülüp gitti mi bilmiyordu ama umursamadı. Bakışları kilitlenmişti. Warrick’in penisi avucunda şişiyor, başı morarıyor, pre-come damlıyordu. Nadia parmaklarını daha derine gömdü, avuç içiyle klitorisine sürtünerek zevki yükseltti.

“Sikicem seni,” diye fısıldadı Warrick, dudakları kıpırdayarak; Nadia okuyabildi. Kadın başını salladı, dudaklarını yaladı. Parmaklarını çıkarıp ıslaklığını gösterdi, sonra tekrar soktu. Warrick boğazından bir homurtu saldı, kalçalarını savurdu. Come’ı fışkırdığında karın kaslarına, göğsüne sıçradı. Hâlâ bakıyordu. Hâlâ sıvazlıyordu, son damlaları da sağarak.

Nadia o manzarayla boşaldı. Bacakları titredi, amı parmaklarını sıktı, sıcak bir dalga karnından yayıldı. İnlemesi boğuk çıktı. Dizleri yumuşadı ama ayakta kaldı, Warrick’e bakarak. İkisi de nefes nefese, terli, hâlâ göz göze.

Warrick yavaşça elini çekti. Come’ını parmaklarına bulaştırıp dudaklarına götürdü, tattı. Sonra işaret parmağıyla Nadia’ya doğru işaret etti. Gel, der gibi. Ya da yarın, der gibi. Nadia’nın içi yandı. Pencerenin kenarına yaklaştı, alnını cama dayadı. Hâlâ çıplaktı. Warrick da öyle. Aralarındaki mesafe sadece birkaç metre ve iki cam kalınlığındaydı ama ateş her ikisini de sarıp sarmalamıştı.

Nadia yavaşça geri çekildi, ışığı kapatmadı. Warrick da kapatmadı. Gece ilerledikçe ikisi de yerlerinde kaldı; bazen bakışıyor, bazen bedenlerini yeniden okşuyorlardı. Nadia yatağına uzandığında bacakları hâlâ aralıktı, parmakları yine kaygandı. Karşıda Warrick’in silueti dimdik duruyordu. Yarın ne olacağını bilmiyordu ama bu sessiz oyunun artık sadece bakmakla yetinmeyeceğini hissediyordu. Arzusu kemiğine işlemişti. Gözlerini kapattığında bile Warrick’in sert aletini, o bakıştaki vaadi görüyordu. Uyku tutmuyordu. Sadece daha fazla istiyordu.

Nadia sabahı zor etmişti. Gözleri hâlâ Warrick’in camdaki o işaretinde, o “gel” jestinde takılı kalmıştı. İşe gitmedi. Taslakları masaya bıraktı. Akşama doğru karşı pencerede hareket gördü; adam tişört giymiş, anahtarlarını alıyordu. Nadia yutkundu, kalbi boğazına vurdu. Telefonunu eline aldı, numarayı bilmiyordu ama kapı zili bir anda çaldı.

Açtığında Warrick eşiğin ötesinde duruyordu. Otuz iki yaşındaki fitness koçunun omuzları kapı çerçevesini dolduruyordu; gözleri kara, nefesi hızlıydı. “İçeri,” dedi Nadia, sesi boğuk. Kapı kapanır kapanmaz eller birbirine yapıştı. Warrick onu duvara çarptı, ağzı ağzına kilitlendi, dilini zorla içeri soktu. Nadia inledi, tırnaklarını adamın sırtına geçirdi. “Her gece… izliyordum seni,” diye fısıldadı dudaklarının arasından. Warrick pantolonunun düğmesini açarken homurdandı: “Ben de seni, amcığın parmaklarınla açılırken. Sikim her seferinde taş gibi oluyordu.”

Nadia dizlerinin üzerine çöktü. Elleri titreyerek fermuarı indirdi, boxer’ı aşağı çekti. Warrick’in siki yüzüne çarptı; kalın, damarlı, başı zaten parlak bir pre-come ile ıslaktı. Kadın dilini uzatıp yaladı, tuzlu tadı aldı, sonra ağzını sonuna kadar açıp başını ileri verdi. Sikin ucu boğazına dayandı. Gözleri sulandı ama geri çekilmedi. Warrick saçlarını yumruğuna doladı, kalçalarını öne itti. “Al hepsini. Boğazını sikeyim.” Nadia’nın dudakları gerildi, tükürük sızdı, ıslak sesler holde yankılandı. Adam ritmi sertleştirdi; ileri-geri, boğazına kadar, geri, yine boğaz. Nadia’nın burnu kasık kıllarına değiyor, nefesi kesiliyordu. Avuçlarıyla taşaklarını sıktı, dilini alt tarafına sürterek yutkunmaya çalıştı. Warrick inledi: “İzliyordum seni… o parmaklarını amına nasıl soktuğunu. Şimdi agzın benim.” Birkaç sert hamleden sonra siki çıkardı; ince bir tükürük teli Nadia’nın alt dudağından sarkıyordu. Kadın öksürdü, gülümsedi, “Daha,” dedi.

Warrick onu yerden kaldırıp koltuğa yatırdı. Eteğini beline sıyırdı, külotu yırttı. Nadia’nın bacaklarını omuzlarına aldı, amının ıslak, pembe yarığını avuçladı. “Sırılsıklam. Benim için mi?” Nadia başını salladı, “Her gece boşalıyordum sana bakarken.” Warrick sikinin başını yarığa dayadı, bir hamlede dibine kadar girdi. Nadia çığlık attı; duvarlar, et, doluluk. Adam belini geri çekip sertçe vurdu, tekrar, tekrar. Kalçalar şap şap ses çıkarıyordu. Nadia’nın memeleri sarsılıyor, meme uçları havada titriyordu. Warrick eğilip birini ağzına aldı, ısırdı, emerken amını delcesine sikiyordu. “Sıktır amını. İzliyordum… o camın arkasından kendini parmaklarken. Şimdi içini dolduracağım.” Nadia bacaklarını omuzlarında daha sıkı tuttu, tırnaklarını adamın kollarına geçirdi. “Sik beni. Daha sert. Her gece seni izlerken hayal ettiğim gibi.” Warrick tempo yükseltti; derinlik, sürtünme, ıslak şapırtı. Nadia’nın klitorisi her vuruşta baskılanıyor, karnının altında bir düğüm sıkılıyordu.

Sonra Warrick onu çevirdi. “Domal.” Nadia koltuğun kenarına tutundu, kalçalarını kaldırdı. Adam arkadan girdi, bir elle belini kavradı, diğer eliyle saçını çekti. Vahşi, düzensiz, derine. Taşakları amına çarpıyordu. Nadia inliyordu, “Ahh… sik… izliyordum seni, o kalın sikini sıvazlarken, come’ın kaslarına fışkırırken…” Warrick eğilip kulağına fısıldadı, nefes sıcak: “Ben de seni. Perdenin arkasından amını açmanı, parmaklarını yalamanı. Delirdim. Her gece.” Kalçaları şak şak şak vuruyordu; Nadia’nın amı sıkılıyor, siki yutuyordu. Ter damlıyordu. Warrick bir elini öne uzatıp klitorisini ovaladı, daireler çizdi. Nadia titredi, “Boşalacağım… Warrick… içimde boşal…” Adam daha sert vurdu, homurtuları boğuk: “Al. Al hepsini.” Nadia’nın orgazmı patladı; amı sikin etrafında kasıldı, sıcak dalgalar yayıldı, bacakları sarsıldı. Warrick de boğuk bir iniltiyle boşaldı, come’ı nabız nabız fışkırdı, sıcak ve koyu, içini doldurdu. İkisi de nefes nefese, ter içinde kaldı; siki hâlâ içinde zonkluyordu.

Bir süre öyle kaldılar. Sonra Warrick sikini çekti; come’ı Nadia’nın bacaklarından süzüldü. “Pencereye,” dedi kısaca. Nadia ayağa kalktı, titreyen bacaklarıyla cam kenarına gitti. Karşıda kendi dairesinin karanlık camı, aşağıda şehrin ışıkları. Warrick arkadan sarıldı, onu kucağına aldı; Nadia bacaklarını adamın beline doladı. Ayaktaydılar. Warrick sikini yine yavaşça, derinlemesine amına soktu. Bu sefer acele yoktu. Yavaş girdi, yavaş çıktı. Nadia kollarını boynuna doladı, göz göze. Şehre bakıyorlardı; arabalar, uzak lambalar, gece. Warrick’in kalçaları usul usul hareket ediyordu, siki her seferinde dipte kalıyor, Nadia’nın duvarlarını okşuyordu. “Bunu her gece yapacağız,” diye fısıldadı adam. Nadia gülümsedi, terli alnını onunkine dayadı. “İzlemeyeceğiz sadece. Sikileceğiz. Cam açık, herkes görsün isterse.” Warrick yavaşça belini çevirdi, derin bir vuruş daha. “Amın benim. Her gece bu siki yutacaksın.” Nadia inledi, bu sefer yumuşak, uzun. İçindeki come hâlâ kaygandı, yeni sürtünme ıslak sesler çıkarıyordu. Bakışları kilitliydi; yasak oyunun bittiğini, asıl ateşin şimdi başladığını ikisi de biliyordu. Gülümsediler. Warrick bir eliyle Nadia’nın kalçasını sıktı, diğerini memesine götürüp ucunu çevirdi. Yavaş, derin, şehre karşı. Nadia’nın amı yine gerildi, ikinci bir orgazmın eşiğinde. “Daha… içimde tut,” dedi. Warrick ritmi bozmadan devam etti, damarlı siki her girisinde rahmine sürtünüyordu.

Sonunda Nadia yine titredi, boğuk boğuk boşaldı, amı sikin etrafında milim milim kasıldı. Warrick de birkaç yavaş hamleden sonra sıcak come’ını bir kez daha boşalttı, taşırdı, bacaklarına aktı. Hâlâ ayaktaydılar, hâlâ bakışıyorlardı. Cam buğulanmıştı. Warrick sikini çıkarmadı; içinde bıraktı, zonklayan haliyle. Nadia fısıldadı: “Yarın yine. Ve öbür gün. Bu sik her gece amımda olacak.”

Warrick gülümsedi, ama gözleri hâlâ kara, hâlâ aç. “Amını her gece come’ımla dolduracağım, camın önünde, herkesin görebileceği gibi, ta ki bacakların titreyip sikimi yutmayı bırakana kadar.”

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged voyeurism masturbation deepthroat doggy-style creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.