Yazın Son Fırtınası
İki kadın Ege'de fırtınanın ortasında sonunda birbirinin amını yalayıp parmaklıyor.
Fırtına henüz gelmemişti ama Ege’nin üstü çoktan kararmıştı. Terk edilmiş sahil evinin ahşap panjurları rüzgârda tıkırdıyordu; tuzlu nem camlara yapışmış, içerideki her şeyi biraz daha ağırlaştırmıştı. Ece mutfak tezgâhına yaslanmış, elindeki bardağı yavaşça çeviriyordu. Yirmi altı yaşındaydı, saçları omuzlarına dökülmüş koyu dalgalar halinde; gülümserken bile bakışlarında deneyimli bir lezbiyenin sakin, bilen ateşi vardı. Karşısında, koltuğun kenarına oturmuş Defne’nin parmakları etek kumaşına dolanıyordu. Yirmi dört, üniversitenin son sınıfı, utangaç ama meraklı… Aylardır bu eve son yaz günlerinde sızan flörtöz bakışmalar, omuz sürtmeleri, “tesadüfen” birbirine değen dizler biriktirmişti. İkisi de biliyordu. İkisi de arzuladığını biliyordu. Ama ilk adımı atan olmak, o anı mahvetmek korkusuyla donup kalmıştı.
“Yarın sabah liman kapanır,” dedi Ece, sesi alçak. “Bu son fırtına. Sonra mevsim biter.”
Defne başını kaldırdı. “Beni… buraya davet ettiğin için teşekkür ederim. Tek başıma kalmak istemezdim.”
Ece yaklaştı, bardağı masaya bıraktı. Parmak uçları Defne’nin bileğine değdi, sadece bir saniye. “Seni misafir etmek istedim. Aylardır… bakışmaların yetmiyor gibi geliyordu.”
Defne’nin yanakları kızardı. Göğsü hafifçe yükselip alçaldı. “Ben de… farkındaydım. Ama cesaretim yoktu.”
Dışarıda ilk şimşek yırtıldı. Gök gürültüsü evi sarsarken pencereler titreşti. Defne irkildi, aniden ayağa kalktı; korku, utangaçlığını ezip geçti. Ece’nin yanına sokuldu, omzuna yaslandı. “Çok… yüksek ses çıkıyor.”
Ece kollarını ona sardı. Sıcak, sert, koruyan bir kucaklama. Burnu Defne’nin saçlarına gömüldü; ıslak tuz ve şampuan kokusu. “Buradayım,” diye fısıldadı. Sonra yavaşça, boynunun yanına eğildi. Dudakları deriye değdi—önce yumuşak, sonra biraz daha ısrarlı. Defne nefesini tuttu, titredi. “Ece…”
“Söyle bana durmamı,” dedi Ece boğuk bir sesle, hâlâ boynunu öperken. “Yoksa devam ediyorum.”
Defne’nin cevabı bir inilti oldu. Başını yana çevirdi, dudakları Ece’ninkilere değdi. İlk öpücük utangaçtı, sonra dil uçları buluştu; aylardır bastırılan arzu birden boşaldı. Eller belde, belde gezen parmaklar etek altına süzüldü. Defne Ece’nin sırtına yapıştı, dilini daha derine itti. “İstiyorum,” diye mırıldandı öpüşmenin arasında. “Seni… çok istiyorum. Aylardır.”
Ece gülümsedi, alnını Defne’ninkine dayadı. “Ben de. Amın zaten ıslanmış, değil mi? Hissediyorum.” Elini Defne’nin bacak arasına kaydırdı; külotun üzerinden nemi yakaladı. Defne inledi, kalçası ileri itildi. “Evet… tamamen ıslandım. Lütfen.”
Ece onu koltuğa yatırdı. Üstündeki ince bluzu yavaşça sıyırdı, sütyeni açtı. Defne’nin göğüsleri serbest kaldı; pembe uçlar sertleşmişti. Ece uzun uzun öptü önce—dudaklar, çene, boynun altı—sonra bir memeyi ağzına aldı, emdi, dilini ucun etrafında döndürdü. Diğeri elindeydi; parmaklar sıkıp bırakıyordu. Defne belini kaldırmış, saçlarını Ece’nin ensesine dolamıştı. “Daha sert… em.”
Ece memeden ayrılıp etek ve külotu tek seferde indirdi. Defne’nin bacaklarını açtı; ıslak amcık ışıkta parlıyordu, dudaklar şişmiş, klitoris belirgin. “Ne kadar güzelsin,” diye fısıldadı Ece, sonra dilini yavaşça yarıktan yukarı kaydırdı. Tadını aldı—tuzlu, tatlı, sıcak. Klitorise odaklandı; yaladı, emdi, dil ucuyla bastırdı. Defne’nin kalçaları titredi. Ece iki parmağını yavaşça içeri soktu, kıvrılarak G-noktasına bastı. “Sık beni. Gel.”
Defne inleyerek Ece’nin saçlarını çekti. “Orası… evet, orası. Parmakla daha hızlı.” Ece ritmi artırdı; dil klitoriste, parmaklar içeride kıvrılıp çıkıyordu. İlk orgazm Defne’yi sarsarak geldi—bacaklar Ece’nin omuzlarına kilitlendi, amı kasılarak parmakları sıktı, sesi boğuk bir çığlığa dönüştü. “Siktir… geliyorum—” Ece durmadı. Parmaklarını içeri gömülü tutup klitorisi emmeye devam etti; ikinci dalga daha sert vurdu. Defne ağzı açık, gözleri yarı kapalı inliyordu. “Ece… yeter… hayır, yetmez, devam.”
Ece gülümsedi, parmaklarını yavaşça çıkarıp Defne’nin dudaklarına götürdü. Defne kendi tadını yaladı, utangaç ama aç. “Şimdi sen,” diye fısıldadı. “Yüzüne oturacağım.”
Ece sırtüstü yattı. Defne titreyen bacaklarla üstüne çıktı, amını Ece’nin ağzına indirdi. Ece dilini uzattı, yaladı, emdi; Defne kalçalarını yavaşça ileri geri sürttü, inleyerek. Aynı anda eğildi, Ece’nin pantolonunu indirdi, külodunu kenara çekti. Ece’nin amı da ıslaktı, kıvırcık tüyleri nemli. Defne dilini yarığa bastırdı, klitorisi emdi, iki parmağını içeri soktu. “Sen de ıslanmışsın… çok.” Ece’nin iniltisi Defne’nin amına titreşim verdi. “Daha derine… parmakla G’mi bul.”
Pozisyon kaydı; 69 oldular. Karşılıklı yalıyor, parmaklıyorlardı. Diller, ıslak sesler, iniltiler birbirine karıştı. Defne Ece’nin klitorisini emerken parmaklarını kıvırıyordu; Ece aynı anda Defne’nin amını yalıyor, üç parmakla dolduruyordu. Defne bir kez daha geldi—am sıvısı Ece’nin çenesine aktı—ve hemen Ece’yi de sürükledi. Ece’nin bacakları gerildi, kalçası kalktı; “Defne… yala, parmakla—ah, geliyorum” diye boğuk bağırdı. Orgazm onu sarsarken Defne dilini daha da bastırdı, her damlayı yuttu.
Nefes nefese, terli, hâlâ acıkmışlardı. Ece Defne’yi yavaşça domalttı; dizler koltukta, kıç havada, amı arkadan tamamen açık. Ece arkasına geçti, bir eliyle kalçayı sıvazladı, diğerinin parmaklarını hem amına hem klitorisine aynı anda soktu—iki parmak içeride kıvrılarak, başparmak klitoriste dairesel bastırarak. Sert, ritmik, ıslak şapırtılar. “Böyle mi istiyorsun?” diye sordu Ece, nefes nefese. “Arkadan, sert, hem amın hem klitorisin aynı anda.”
Defne başını arkaya savurdu, saçları terli boynuna yapışmış. “Evet… daha sert sok. Parmaklarını amıma göm, klitorisimi de ez. İstiyorum… seni istiyorum.” Ece hızlandı; parmaklar girip çıkıyor, başparmak klitoriste ısrarla geziyordu. Defne’nin iniltileri boğuklaştı, kolları titredi. “Orada… G’me vur, Ece—ah, siktir, yine geliyorum—”
Ama Ece tam zirveye gelmeden ritmi biraz yavaşlattı, parmaklarını içeride tutup sadece kıpırdattı. Defne homurdandı, geriye itildi. “Durma… lütfen bitirme.”
Ece eğildi, Defne’nin kulağına fısıldadı, hâlâ parmakları amında ve klitorisinde. “Bitirmiyorum. Fırtına bütün gece sürecek. Daha yeni başlıyoruz. Seni buraya yatıracağım, dilimi amına sokacağım, sonra senin parmaklarını benimkine… ve sabaha kadar birbirimizi yalayıp parmaklayacağız. Hazır mısın?”
Defne’nin cevabı titrek, ıslak bir “evet” oldu. Dışarıda şimşek bir kez daha evi aydınlattı; gök gürültüsü pencereleri sarsarken Ece’nin parmakları yeniden sertçe hareket etmeye başladı—ama henüz sona ermiyordu. Gerilim, ıslaklık, açlık hâlâ ortada asılı duruyordu; sabah henüz çok uzaktı.
Ece’nin parmakları yeniden sertleştiğinde Defne belini daha da kıvırdı, kıçını geriye doğru iterek her girişi daha derine aldı. Islak şapırtılar koltuğun derisine karışıyor, dışarıdaki yağmurun cama vuruşuna eşlik ediyordu. Ece bir eliyle Defne’nin kalçasını açık tutuyor, diğerinin iki parmağı amın içinde kıvrılıp G’ye vururken başparmak klitorisi acımasızca eziyordu. Defne’nin nefesi kesik kesik çıkıyordu; alın teri dökülmüş saçlara yapışmış, dudakları aralanmış inliyordu.
“Daha… daha hızlı,” diye yalvardı, sesi boğuk. “Parmaklarını tamamen sok, Ece. Amımı doldur.”
Ece gülümsedi, eğilip Defne’nin beline bir ısırık bıraktı. Dişleri teni hafifçe ezdi, sonra dilini yalayarak yatıştırdı. “Senin amın zaten ağzıma kadar doluyor. Bak nasıl emiyor parmaklarımı.” Üçüncü parmağını da yavaşça ekledi; Defne’nin amı gerildi, ıslak etler açıldı, sonra sıkıca sardı. Defne boğuk bir çığlık attı, dizleri titredi. Ece ritmi hiç bozmadan girip çıkıyor, her seferinde kıvrılarak o noktaya basıyordu.
Defne’nin eli geriye uzandı, Ece’nin bileğini yakaladı, daha sert bastırması için itti. “Orası… siktir, orası. Bitirme yine, lütfen bitirme bu sefer.”
Ece kulağına üfledi. “Bitirmeyeceğim. Ama seni böyle domalmış halde izlerken dayanamıyorum.” Parmaklarını bir an için tamamen çekti; Defne homurdandı, boşluğu hissetti, amı kasılarak aradı. Ece hemen dilini uzattı, arkadan yarığı yaladı. Kökten klitorise kadar uzun, yavaş bir dil darbesi; sonra tekrar, daha ısrarlı. Dili amın içine giriyor, kenarları yalayıp emiyor, Defne’nin sıvısını yutuyordu. Defne kollarının üzerine yığıldı, yüzünü koltuğa gömdü, kalçası Ece’nin yüzüne doğru salındı.
“Dilini daha derine sok,” diye mırıldandı. “Amımı yala… evet, böyle. Klitorisimi de unutma.”
Ece iki eliyle kalçaları ayırdı, dilini olabildiğince içeri itti, aynı anda başparmağıyla klitorisi ovuşturdu. Defne sarsıldı; bacakları Ece’nin omuzlarına kilitlenmek istedi ama pozisyon izin vermiyordu. Ece durmadan yalıyor, emiyor, ara sıra dişlerini nazikçe kenarlara sürtüyordu. Defne’nin iniltileri yükseliyordu, “geliyorum, geliyorum” diye tekrarlıyordu ama Ece tam o eşikte dilini çekti, sadece nefesini amına üfledi.
Defne hiddetle geriye baktı, gözleri yaşarmış, yanakları kızarmış. “Kaltak… bırak da geleyim.”
Ece kahkaha attı, sesi boğuk. “Henüz değil. Kalk. Yüz yüze istiyorum seni.” Defne’yi çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, amını tamamen açtı. Işıkta her şey parlıyordu: şişmiş dudaklar, sert klitoris, akan şeffaf ıslaklık. Ece önce parmaklarını yaladı, sonra Defne’nin ağzına götürdü; Defne dilini uzatıp kendi tadını emdi, gözlerini Ece’den ayırmadan. “Şimdi senin sıran,” dedi Ece. “Ama önce ben doyacağım.”
Başını bacakların arasına indirdi. Dilini yassı tutup tüm yarığı kapladı, yukarı aşağı sürttü; sonra klitorisi dudaklarının arasına alıp emdi, dil ucuyla hızlı hızlı dürttü. Aynı anda iki parmak tekrar içeri girdi, bu kez daha sert, daha derin. Defne belini kaldırdı, elleri Ece’nin saçlarına gömüldü, kalçası yüze sürtündü. “Ece… ağzın… amımı yutuyorsun sanki. Daha sert em. Parmakla da vur, G’me vur.”
Ece emişini güçlendirdi; dudakları klitorisi yakalıyor, dil kıvrılıyor, parmaklar içeride makas gibi açılıp kapanıyordu. Defne’nin bacakları titriyor, parmak uçları Ece’nin kafa derisini tırmalıyordu. Bir orgazm daha geldiğinde Defne bağırdı—kısa, boğuk, çaresiz. Amı Ece’nin parmaklarını ve dilini sıktı, sıvı çenesine aktı. Ece durmadı; orgazmın ortasında yalamaya devam etti, her kasılmayı yutarak, her iniltinin peşinden koşarak. Defne “çok fazla” diye fısıldasa da kalçası geri çekilmiyor, aksine daha fazla bastırıyordu.
Nefesler düzelmeden Ece doğruldu, bluzunu ve sütyenini tamamen çıkardı. Göğüsleri serbest kaldı; Defne hemen oturup bir memeyi ağzına aldı, emdi, dilini uçta döndürdü. Diğeri elindeydi, parmaklar sıkıp bırakıyordu. Ece başını geriye attı, “daha sert… dişlerini de kullan” dedi. Defne hafifçe ısırdı, sonra yalayarak telafi etti; diğer memeye geçti, aynı iştahla. Ece’nin eli Defne’nin saçlarında geziniyor, onu memesine daha fazla bastırıyordu.
Sonra yer değiştirdiler. Defne Ece’yi koltuğa yatırdı, pantolonunu ve külodunu tamamen sıyırdı. Ece’nin amı karşısındaydı—kıvırcık, ıslak, pembe. Defne diz çöktü, bacakları ayırdı, burun ucunu klitorise sürttü önce, kokladı, sonra dilini bastırdı. Uzun, yavaş yalamalar; dudaklarla emişler; dil ucuyla klitorise odaklanmalar. Ece inledi, “iki parmak sok… kıvır” diye emretti. Defne parmaklarını soktu, G’yi buldu, bastırdı; dil klitoristeyken parmaklar içeride çalışıyordu. Ece’nin kalçası kalktı. “Daha derine. Üçüncü parmağını da ekle. Amımı doldur, Defne.”
Defne itaat etti. Üç parmak, yavaşça, ta ki Ece’nin amı gerilip kabul edene kadar. Sonra ritmik girdiler; her seferinde kıvrılıp o noktaya vuruyor, dil hiç durmuyordu. Ece’nin bir eli Defne’nin ensesinde, diğer memesini sıkıyordu. “Yala… em… ah, siktir, orası. Gelmek üzereyim, dilini çekme.” Defne daha da hızlandı; ıslak sesler, emişler, parmak şapırtıları evi dolduruyordu. Ece’nin orgazmı sert geldi—bacaklar Defne’nin başına kilitlendi, am kasılarak parmakları ezdi, boğuk bir iniltiyle belini büktü. Defne her damlayı yaladı, yuttu, parmaklarını yavaşça çıkarıp Ece’nin dudaklarına götürdü. Ece kendi tadını emdi, gözleri yarı kapalı.
“Gel buraya,” diye fısıldadı Ece. Defne üstüne çıktı; amlar birbirine değdi, ıslak ıslak sürtündü. Ece kalçayı tuttu, ritmi ayarladı—ileri geri, klitoris klitorise sürtünme. İkisi de inliyordu, ter akıyordu, göğüsler birbirine bastırılıyordu. Defne eğilip Ece’yi öptü; diller karıştı, amlar birbirini ıslatmaya devam etti. “Daha sert sürt,” dedi Ece. “Klitorisini benimkine ez. İkimiz birden gelene kadar.”
Defne hızlandı. Kalçaları salınıyor, ıslak sürtünme sesi yükseliyordu. Ece bir elini araya soktu, iki klitorisi birden ovuşturdu; parmakları kaygan etlerin arasında kayıyor, ikisini de deliye çeviriyordu. Defne “Ece… geliyorum yine” diye inledi; Ece “ben de, bırak, birlikte” diye karşılık verdi. Orgazmlar üst üste bindi—Defne titreyerek yığıldı, Ece belini kaldırıp sürtünmeyi sonuna kadar sürdürdü. Nefesler birbirine karıştı, dudaklar yine buluştu, bu kez daha yavaş, daha derin.
Ama açlık bitmemişti. Ece Defne’yi yan yatırdı, arkasına kaşık gibi yaslandı. Bir bacağını kaldırdı, parmaklarını hem önden hem arkadan amına ulaşacak şekilde yerleştirdi—iki parmak içeride, başparmak klitoriste, diğer elin parmakları da arada gezinerek. “Böyle uyuyamayız,” diye fısıldadı kulağına. “Fırtına dışarıda. Biz içeride. Parmaklarımı hâlâ istiyorsun, değil mi?”
Defne geriye doğru itildi, amı parmakları tekrar yuttu. “İstiyorum. Sabaha kadar istiyorum. Dilini, parmaklarını, her şeyini.” Ece yavaş ama derin bir ritim tutturdu; Defne’nin boynunu öpüyor, ısırıyor, aynı anda amını ve klitorisini çalıştırıyordu. Defne’nin eli geriye uzandı, Ece’nin amına ulaştı, o da parmakladı—karşılıklı, kaşık pozisyonda, ıslak ve yavaş.
Dışarıda gök yine gürledi. Ece ritmi bir kez daha yükseltti, Defne’nin iniltisi boğazında boğuldu. “Bu gece bitmeyecek,” dedi Ece, parmakları hâlâ içeride kıvrılırken. “Seni her pozisyonda yalayacağım. Sen de beni. Amın hâlâ sızıyor… hissediyorum. Daha yeni ısındık.”
Defne’nin cevabı ıslak bir inilti ve geriye doğru daha sert bir itiş oldu. Parmaklar girip çıkıyor, klitoris eziliyor, nefesler kesiliyordu. Gerilim yeniden tırmanıyor, orgazmın eşiği yine yaklaşıyor ama henüz düşmüyordu; Ece bilerek yavaşlıyor, Defne homurdanıyor, ikisi de biliyordu ki sabah hâlâ çok uzaktı ve fırtına onları birbirine daha fazla bağlayacaktı.
Ece’nin parmakları Defne’nin amında kıvrılırken Defne geriye doğru daha sert itti, kıçını Ece’nin kasıklarına sürtüp her girişi ta dibine kadar aldı. Islak şapırtı yağmurun cama vuruşuna karışıyordu; Ece’nin başparmağı klitorisi daireler çizerek eziyor, diğer iki parmak G’ye her seferinde vuruyordu. Defne’nin eli geriye uzanmış, Ece’nin amını yokluyor, iki parmağını yavaşça içeri sokup aynı ritimde kıvırıyordu. İkisi de kaşık pozisyonda terli, nefes nefese, hâlâ doymamıştı.
“Daha derine sok,” diye fısıldadı Defne, sesi boğuk. “Amımı parçala parmaklarınla. Klitorisimi de unutma… ez onu.”
Ece boynuna dişlerini geçirdi, hafifçe ısırdı, sonra dilini yalayarak iz bıraktı. “Senin amın zaten paramparça olmuş, bak nasıl emiyor. Sık beni daha fazla.” Üçüncü parmağını da ekledi; Defne’nin amı gerildi, ıslak etler açılıp sonra sıkıca sardı. Defne boğuk bir inilti kopardı, bacağını daha yükseğe kaldırdı ki Ece rahat ulaşsın. Ece ritmi hızlandırdı—giriş çıkış, kıvrılma, başparmakla acımasız ovuşturma. Defne’nin parmakları da Ece’nin içinde aynı şeyi yapıyordu; karşılıklı, yavaş ama derin, her kasılma diğerini tetikliyordu.
Orgazm Defne’yi yine sarsmadan Ece yavaşladı, parmaklarını içeride tutup sadece kıpırdattı. Defne homurdandı, geriye doğru sertçe itti. “Kaltak… bırak geleyim bu sefer. Yalvarıyorum.”
Ece gülümsedi, kulağına üfledi. “Henüz değil. Kalk. Seni masaya yatıracağım.” Defne’yi yavaşça kaldırdı, ikisi de titreyen bacaklarla ayağa kalktı. Mutfak tezgâhına götürdü onu; soğuk mermer Defne’nin çıplak kalçalarına değince irkildi ama Ece hemen bacaklarını açıp arasına girdi. Defne’yi tezgâha oturttu, bacaklarını omuzlarına aldı, amını tamamen açtı. Işıkta her şey parlıyordu—şişmiş dudaklar, sert klitoris, akan şeffaf ıslaklık, hafifçe açılmış delik.
Ece diz çöktü. Önce burnunu sürttü, kokladı, uzun bir nefes aldı. “Kokun… delirtiyor beni.” Sonra dilini yassı tutup kökten klitorise kadar yaladı, yavaş, ısrarlı. Defne başını geriye attı, elleri Ece’nin saçlarına gömüldü. “Dilini sok… amımın içine sok dilini. Evet, böyle… daha derine.”
Ece dilini olabildiğince içeri itti, kenarları yalayıp emdi, Defne’nin sularını yuttu. Aynı anda iki parmağını da soktu, kıvırarak G’ye bastı. Defne belini kaldırdı, kalçasını Ece’nin yüzüne sürttü. “Em klitorisimi… sert em. Parmakla da vur, vur G’me.” Ece emişini güçlendirdi; dudakları klitorisi yakaladı, dil ucu hızlı hızlı dürttü, parmaklar içeride makas gibi açılıp kapanıyordu. Defne’nin bacakları titredi, “geliyorum—” diye bağırdı ama Ece tam eşiğinde dilini çekti, sadece nefesini üfledi.
Defne hiddetle saçlarından çekti. “Siktir… bırak da boşalayım. Yeter artık oyalama.”
Ece ayağa kalktı, dudaklarını Defne’ninkilere yapıştırdı; dilinde hâlâ Defne’nin tadı vardı. Defne açgözlülükle yaladı, kendi sularını emdi. “Şimdi sen,” diye fısıldadı Ece. “Beni de aynı şekilde delirt.”
Yer değiştirdiler. Ece tezgâha oturdu, bacaklarını açtı. Defne diz çöktü, burun ucunu klitorise sürttü önce, sonra dilini bastırdı. Uzun yalamalar, emişler, dil ucuyla odaklanmalar. Ece inledi, “üç parmak… doldur amımı” diye emretti. Defne itaat etti; üç parmak yavaşça, ta ki Ece’nin amı gerilip kabul edene kadar. Sonra ritmik, her seferinde kıvrılıp o noktaya vuruyor, dil hiç durmuyordu. Ece’nin bir eli Defne’nin ensesinde, diğeri kendi memesini sıkıyordu. “Yala… em… ah siktir, orası. Dilini çekme, geliyorum—”
Defne hızlandı. Islak sesler, emişler, parmak şapırtıları evi doldurdu. Ece’nin orgazmı sert geldi—bacaklar Defne’nin başına kilitlendi, am kasılarak parmakları ezdi, boğuk bir çığlıkla belini büktü. Defne her damlayı yaladı, yuttu, parmaklarını çıkarıp Ece’nin ağzına götürdü. Ece kendi tadını emdi, gözleri yarı kapalı, hâlâ titreyerek.
Ama yetmedi. Ece Defne’yi yere, yumuşak halıya indirdi. Sırtüstü yattı, Defne’yi üstüne çekti. “Amını benimkine sürt. Klitorisini ez benimkine. İkimiz birden boşalana kadar durma.”
Defne kalçalarını yerleştirdi; ıslak amlar birbirine değdi, kaygan kaygan sürtündü. Ece kalçayı tuttu, ritmi ayarladı—ileri geri, bastırarak. İkisi de inliyordu, göğüsler birbirine sürtünüyor, ter damlıyordu. Defne eğilip Ece’yi öptü; diller karıştı, dişler dudaklara battı. Ece bir elini araya soktu, iki klitorisi birden ovuşturdu; parmakları kaygan etlerin arasında kayıyor, ikisini de çıldırttıyordu.
“Daha sert… ez beni,” diye inledi Defne. “Klitorimi parçala parmaklarınla. Amım sızıyor yine… hissediyor musun?”
Ece “hissediyorum, ikimiz de akıyoruz” diye karşılık verdi, ritmi hızlandırdı. Defne’nin kalçaları salınıyor, ıslak sürtünme sesi yükseliyordu. Bir eliyle Ece’nin memesini sıkıp bıraktı, diğerini saçlarına doladı. “Ece… geliyorum yine, bırak, birlikte—” Ece “ben de, sık beni, gel” diye boğuk bağırdı. Orgazmlar üst üste bindi; Defne titreyerek yığıldı, Ece belini kaldırıp sürtünmeyi sonuna kadar sürdürdü. Sıvıları birbirine karıştı, nefesler boğazda takıldı, dudaklar yine buluştu—bu kez daha yavaş, daha derin, hâlâ aç.
Fırtına dışarıda kükürken Ece Defne’yi çevirdi, dizleri üzerine çöktürdü. Arkadan sarıldı, bir eliyle göğsünü kavradı, diğerinin parmaklarını hem amına hem klitorisine aynı anda soktu. “Domal. Kıçını kaldır. Seni böyle, arkadan, hem parmaklayıp hem yalayacağım.”
Defne belini kıvırdı, kıçını havaya kaldırdı. Ece dilini uzattı, arkadan yarığı yaladı—kökten klitorise, uzun darbeler. Sonra parmaklarını soktu, üç tane, sertçe girip çıkarken dil klitoriste dans etti. Defne kollarının üzerine yığıldı, yüzünü halıya gömdü, “daha sert… amımı sik parmaklarınla” diye yalvardı. Ece hızlandı; ıslak şapırtılar, emişler, Defne’nin boğuk iniltileri. Ara sıra dişlerini nazikçe kenarlara sürttü, sonra dilini içeri itip sularını emdi.
Defne bir kez daha gelmek üzereyken Ece yavaşladı, parmaklarını çekti, sadece dilini gezdirdi. Defne öfkeyle geriye baktı. “Durma… lütfen bitir bu sefer. Dayanamıyorum.”
Ece kahkaha attı, sesi boğuk. “Bitirmiyorum. Fırtına bitmedi. Seni ayağa kaldıracağım, duvara yaslayacağım, bacaklarını omzuma alıp dilimi amına gömeceğim. Sonra sen beni aynı şekilde… ve sonra yine 69, yine sürtünme, yine parmak. Sabah olana kadar. Hazır mısın hâlâ?”
Defne’nin cevabı titrek bir “evet… siktir evet, her şeyi istiyorum” oldu. Ece onu kaldırdı, duvara yasladı. Defne’nin bir bacağını omzuna aldı, amını açtı, dilini bastırdı. Aynı anda iki parmak içeri girdi, kıvrılarak vurdu. Defne duvara tutundu, “Ece… ağzın… yutuyorsun amımı” diye inledi. Ece emişini güçlendirdi, durmadan yaladı, parmakladı. Defne’nin kalçası yüze sürtündü, “geliyorum—” diye bağırdı ama Ece yine eşiğinde çekildi, sadece üfledi.
Defne neredeyse ağlayacaktı. “Kaltak… yeter, bırak boşalayım.”
Ece doğruldu, öptü onu, dilini ağzına soktu. “Şimdi sen. Beni duvara yasla. Dilini, parmaklarını istiyorum. Amımı ye.”
Defne itaat etti. Ece’yi çevirdi, bacağını kaldırdı, dilini yarığa bastırdı. Parmaklarını soktu—üç, derin, kıvrılarak. Ece inledi, saçlarından tuttu, “daha derine… G’mi bul, ez” diye emretti. Defne ritmi tutturdu; yalama, emme, parmak şapırtısı. Ece’nin bacakları titredi, “Defne… ah siktir, geliyorum, dilini çekme—” Orgazm onu sarsarken Defne durmadı, her kasılmayı yuttu, parmaklarını yavaşça çıkarıp emdi.
Nefes nefese, terli, hâlâ birbirlerine yapışık kaldılar. Ece Defne’yi tekrar yere indirdi, bu kez yan yana, bacaklar dolanık. Amlar yine değdi, yavaş yavaş sürtündü. Ece bir elini araya soktu, ikisinin klitorisini birden ovuşturdu. “Böyle… yavaş ama ısrarlı. İkimiz de yine gelecek. Sonra seni banyoya götüreceğim, duşun altında yalayacağım. Fırtına dinene kadar durmayacağız.”
Defne kalçasını hareket ettirdi, “evet… parmakla bizi, sürt… amım hâlâ yanıyor” diye mırıldandı. Ece ritmi yükseltti biraz, parmakları kaygan etlerde kaydı. Defne’nin eli Ece’nin memesine gitti, sıkıp bıraktı, uçları ezdı. Öpüştüler—derin, ıslak, dil dolaşık. Gerilim yeniden tırmanıyordu; nefesler kesik, iniltiler boğuk, amlar sızmaya devam ediyordu.
Dışarıda şimşek bir kez daha evi aydınlattı. Ece parmaklarını hızlandırdı, Defne’nin iniltisi boğazında boğuldu. “Bu gece bitmeyecek,” diye fısıldadı, hâlâ ovuştururken. “Seni her yerde, her pozisyonda yiyeceğim. Sen de beni. Amın hâlâ aç… hissediyorum. Daha yeni ısındık, Defne. Daha çok var.”
Defne geriye doğru itildi, amı parmakları yuttu, “o zaman devam et… sabaha kadar, lütfen” diye yalvardı. Parmaklar girip çıkıyor, klitorisler eziliyor, nefesler birbirine karışıyordu. Orgazmın eşiği yine yaklaşıyor ama düşmüyordu; Ece bilerek kontrol ediyor, Defne homurdanıyor, ikisi de biliyordu ki fırtına onları birbirine daha fazla bağlayacak ve sabah hâlâ uzaktı.
Ece’nin parmakları Defne’nin içinde hâlâ kıvrılırken ikisi de kaşık pozisyondan kurtulup halının üzerine yuvarlandı. Ter kokusu, am kokusu, tuzlu hava birbirine karışmıştı. Defne Ece’yi sırtüstü yatırdı, bacaklarını ayırdı ve amını doğrudan Ece’nin yüzüne oturttu. Islak dudaklar Ece’nin ağzına yapıştı; Ece dilini uzattı, yarığı yaladı, klitorisi emdi, aynı anda üç parmağını Defne’nin amına sokup G’sine vurdu. Defne başını geriye attı, saçları terli sırtına yapıştı, kalçalarını yavaşça ileri geri sürterek Ece’nin dilini daha derine aldı.
“Yala… amımı ye,” diye inledi Defne. “Parmaklarını kıvır, doldur beni. Daha sert em klitorisimi.”
Ece itaat etti. Dili içeri giriyor, kenarları emiyor, parmaklar makas gibi açılıp kapanıyordu. Defne bir eliyle kendi memesini sıktı, diğerini Ece’nin saçlarına gömdü. Orgazm bu kez kaçmasına izin verilmeden geldi—bacaklar titredi, am Ece’nin dilini ve parmaklarını kasarak sıktı, şeffaf sıvı çenesine aktı. Defne boğuk bağırdı, ama Ece durmadı; her kasılmayı yuttu, klitorisi nazik dişleriyle sıyırdı, ta ki Defne ikinci bir dalgayla yığılana kadar.
Nefesler düzgün çıkmadan Defne kaydı, Ece’nin bacakları arasına girdi. Amı hâlâ sızıyordu ama açlığı bitmemişti. Dilini Ece’nin yarığına bastırdı, uzun uzun yaladı, klitorisi dudaklarının arasına alıp emdi. Üç parmak birden soktu, yavaşça ta dibine kadar, sonra ritmik kıvırarak G’ye vurdu. Ece belini kaldırdı, “Daha derine… amımı parçala, Defne. Dilini çekme, geliyorum—” diye boğuk inledi. Defne hızlandı; ıslak şapırtılar, emiş sesleri, Ece’nin kesik nefesi evi doldurdu. Ece’nin orgazmı sert vurdu—bacaklar Defne’nin omuzlarına kilitlendi, am kasılarak parmakları ezdi, bel büküldü. Defne her damlayı yaladı, parmaklarını çıkarıp Ece’nin ağzına götürdü; Ece kendi tadını emdi, gözleri yarı kapalı.
“Kalk,” dedi Ece sesi titreyerek. “Duş. Şimdi.”
Birbirlerine yaslanarak banyoya sendelediler. Sıcak su açıldı, buhar aynayı kapladı. Ece Defne’yi duvar fayansına yasladı, bir bacağını omzuna aldı, diz çöküp amını yeniden yalamaya başladı. Su saçlarından akıyor, dil klitoriste, iki parmak içeride kıvrılıyordu. Defne fayansa tutundu, “Ece… ağzın sıcacık, amımı yutuyorsun. Parmakla vur, G’me vur—” Orgazm yine geldi; bacaklar titredi, sıvı Ece’nin diline karıştı. Ece ayağa kalktı, Defne’yi çevirdi, arkadan sarıldı. Bir eliyle memesini kavradı, diğerinin parmaklarını amına soktu—üç parmak, sert, derin—başparmak klitoriste daireler çizdi. Su şapırtılara karışıyordu. Defne kıçını geriye itti, “Daha sert sok… amımı sik parmaklarınla, ez klitorisimi.”
Ece boynunu ısırdı, dilini yaladı, parmaklarını hızlandırdı. Defne bir kez daha boşaldı; dizleri yumuşadı, ama Ece onu tuttu, parmaklarını içeride bırakıp sadece kıpırdattı. “Bitmedi,” diye fısıldadı. “Sen de beni ye.”
Defne döndü, Ece’yi duvara yasladı, bacağını kaldırdı, dilini bastırdı. Parmaklarını soktu, üç tane, G’yi bulup ezdi, klitorisi emdi. Ece saçlarından tuttu, kalçasını yüze sürttü. “Yala… em… ah siktir, orası, dilini çekme—” Orgazm Ece’yi sarsarken Defne durmadı, her damlayı yuttu, suyun altında bile tadını aldı.
Hâlâ doymamış halde yatak odasına geçtiler. Ece Defne’yi yatağa yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı, amını tamamen açtı. Önce dil, uzun yalamalar, sonra parmaklar—dört parmağa kadar yavaş yavaş, Defne’nin amı gerilip kabul edene kadar. Defne ağzı açık inliyordu, “Doldur… amımı doldur, Ece. Parmaklarını göm.” Ece dilini klitoriste tutup parmaklarını girip çıkardı; her seferinde kıvrılıp o noktaya vuruyordu. Defne’nin tırnakları çarşafa battı, “Geliyorum… bırak, bu sefer bırak—” Ece bu kez çekilmedi. Orgazm Defne’yi savurdu; am fışkırır gibi sıktı, sıvı aktı, çığlık boğuklaştı. Ece yalayarak temizledi, sonra kendi amını Defne’nin yüzüne indirdi.
69 oldular yine. Karşılıklı, açgözlü, diller ve parmaklar. Defne Ece’nin klitorisini emerken üç parmakla dolduruyor, Ece aynı anda Defne’nin amını yalıyor, parmaklarını kıvırıyordu. Islak sesler, iniltiler, kalça salınımları. İkisi birden geldi—amlar kasıldı, sıvılar aktı, bacaklar kilitlendi. Ama Ece hemen Defne’yi çevirdi, amları birbirine sürttü. Klitoris klitorise, ıslak kaygan sürtünme. Ece elini araya soktu, iki klitorisi birden ovuşturdu. “Sürt… ez beni. İkimiz de yine boşalana kadar durma.”
Defne kalçalarını savurdu, göğüsler bastı, öpüştüler—dil dil, diş dudak. Ece’nin parmakları kaygan etlerde kayıyor, ritmi yükseltiyordu. “Ece… amım yanıyor, geliyorum yine—” Ece “ben de, sık, gel birlikte” diye boğuk bağırdı. Orgazmlar üst üste bindi; titreme, kasılma, karışan sıvılar, kesik nefesler. Defne Ece’nin üstüne yığıldı, hâlâ hafifçe sürtünerek.
Fırtına dışarıda zayıflıyordu ama içeride bitmemişti. Ece Defne’yi yan yatırdı, kaşık oldu, parmaklarını yeniden amına soktu—yavaş, derin, klitorisi başparmakla ezerken. Defne geriye itti, kendi elini Ece’nin amına uzattı, karşılıklı parmakladı. “Sabaha kadar,” diye mırıldandı Defne. “İstiyorum… daha.”
Ece boynunu öptü, ısırdı, ritmi tutturdu. Bir orgazm daha, sonra bir tane daha; yavaşlayan ama hiç bitmeyen dalgalar. Nihayet ikisi de titreyerek durdu, birbirine sarılı, terli, amlar hâlâ sızarak. Nefesler yavaşladı. Ece Defne’nin saçlarını okşadı, dudaklarını boynuna yapıştırdı.
Gök gürültüsü uzaklaşmış, yağmur cama hafif çisentiye dönmüştü. Ece kalkıp panjuru araladı; dışarıda ufuk aydınlanıyordu. Defne yatağın kenarına oturdu, bacakları hâlâ aralık, amı şiş ve parlak. Ece yanına geldi, parmaklarını bir kez daha Defne’nin yarığına sürdü—sadece okşayarak, son bir kez. Defne inledi, ama bu kez yorgun bir gülümsemeyle.
“Fırtına bitti,” diye fısıldadı Ece. “Liman açılır şimdi.”
Defne başını Ece’nin omzuna yasladı, parmaklarını Ece’nin hâlâ ıslak amına gezdirdi son kez. “Bu gece… her şeyi yaşadık.”
Ece öptü onu, yavaş, derin. Sonra ayağa kalktı, bluzunu yerden aldı, giyinmeye başladı. Defne izledi, kalbi hâlâ hızlı atarak. Kapıya doğru yürürken Ece döndü, gülümsedi—o sakin, bilen ateşle.
“Defne,” dedi yumuşak. “Ben aslında bu evi kiralayan değilim. Sahibiyim. Ve yarın sabah burayı satıyorum; başka şehre taşınıyorum. Bu gece… sadece veda etmekti.”
Rate this story
Popular Collections
Browse Categories